Bugün: 25.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Küresel Güçlerin maşası olmayalım..!

Küresel Güçlerin maşası olmayalım..!


Bölünmenin  ve iç savaşın eşiğine sürüklenen  bir ülke haline geldi Türkiye. yıllarca kan kusturmuş PKK çekilme kararına ne kadar uydu? Yaşanan süreçte bir AKİLLER çıkartması yapıldı. Ne kadar toplantı yaptılarsa basına kapalı gerçekleştirildi. Basın ülke halkının sesidir, soluğudur. Gazeteciler öcü değil, kalemlerinden korkmaya gerek yok. Ne kadar özgür yazarsak o kadar gerçekler su yüzüne çıkar. Özgürce kalemini oynatmayandan korkmalıdır asıl. 
Ne işe yaradı AKİLLER?
HİÇ...
Sivil toplum örgütleriyle neyi paylaştılar? Basına ne kadarını yansıttılar.. Gerçekçe yansıtmadıkları her söz ,her kelime,  bu ülke halkını hiçe saymanın, ya da halktan korkmanın ve çekinmenin göstergesidir.
ÇEKİNECEK NE VARDI?
Akiller şöyle bir rüzgar gibi esti geçti... Çözüm süreci, neyi çözdü? PKK çekiliyor mu? çekilmiyor mu? muallakta kaldı... Çekilme süreci basına ve halka medya yoluyla yansıtılmalıdır. Yıllarca şehit kanıyla sulanan bu vatanın anaları, babaları, canlarından can koparan PKK’nın gidişini görmek hakkına sahiptir..!

Gelelim Gezi parkı Direnişi’ne...
Bu direnişin, küresel güçlerin bir senaryosu olduğu aşikardır.  Türkiye Cumhuriyeti Gençliği aklı selim sahibi olmak ve bilinçle hareket etmek zorundadır. Akıllıca ve bilinçle hareket etmeyi başaramayan kitlelerin, provokatörlerin maşası olması kaçınılmazdır.
Bu ülke bir iç savaşın, kaosun içine sürükleniyor mu? Ne yazık ki evet..! AKP hükümetinin bundan rolü var mı? Ne yazık ki evet..!
Herkes şapkasını önüne koyup düşünmelidir. Küresel çıkar odaklarının, bu ülke gençliğinin devrimci inanç ve yapısını kolayca kullanmalarının önüne geçilebilmelidir. Çözüm arayışı şarttır. Yoksa çapulcu, mapulcu diyerek dışlamak, kışkırtıcı söylemler, çözüm sürecini daha da zorlaştırır kanısındayım. 
Bir ülke gençliğini bir araya toplayıp, hatta halkın tamamını bir araya toplayıp,  Küresel güçlerin Türkiye üzerindeki oyunlarını anlatmak, halkın ve gençliğin bunu görmesini, anlamasını sağlamak çok mu zor?.. Olanaksız mı?  
Evet bu yapılabilir.  Gezi Parkı eylemlerine yabancı basının ilgisi alışılmadık şekilde dikkat çekmiştir. Aynı şekilde Türkiye’de yaşanan felaketlerde, Reyhanlı’da vs. sesi soluğu çıkmayan, duyarsız kalan uluslararası Af Örgütü ve benzeri örgütler, Gezi Parkı olaylarında kararlar yayınlıyorlarsa, AB ve ABD siyasileri bir takım açıklamalar yaparak, Gezi Parkına odaklanıyorlarsa bir kez değil, BİN KEZ DÜŞÜNMEK GEREKLİDİR.

Başbakanlık konutunda kabul edilen sanatçılar, neyi kimi temsil etmektedir? Kameraların önünde Taksim’de bir kez görünüp şovunu yapıp, sonra ortadan kaybolanlar , ya da eylemler süresince Taksim’in ya da Gezi Parkının etrafından bile geçmemiş olanlar, neyi konuşmuş, neyi temsil etmişlerdir?
Ve Akkiller sürecinde olduğu gibi, yine basına kapatılan kapılar halka duvar olmuştur Sanatçıların Başbakanlık konutunu ziyaretinde.
Basından gizleyecek, halktan gizleyecek ne vardı bu kadar da toplantıdan çıkan sanatçılar havadan sudan konuşur gibi lafı geveleyip durarak basını savdılar başlarından.. Tembihlenmiş gibi hepsi bir ağızdan konuştular... 
Küresel oyunları, Türkiye’nin üzerindeki kumpasları ve Gezi Parkı direnişinin perde arkasını görebilen hiç bir sanatçı yok muydu? Sanatçı duruşunuz, Aydın duruşunuz ve sorumluluğunuz nerede? 

Baskıdan yasaklardan şiddetten yılmış bir halkın, çare ararken, Küresel güç ve bir takım darbe örgütlerinin kucağına oturması kaçınılmazdır. Küresel güçler de çok iyi oynar oyunlarını ve gerçliğimiz devrim yaptığını, yapacağını sanarak, ya da bu umutla çıktıkları yolda kullanılmışlığıyla kalır... 
AKP hükümetini ve Sayın Başbakan Erdoğanı günah keçisi ilan etmek en kolay tepkidir , yersizdir, yanlıştır. Asıl günah keçisini görebilmek için geriye dönüp perdenin arkasına bakmak gerekir. 
Türkiye gençliği, yıllarca tanık olunmuş bir yığın direniş, bir yığın kanlı eylem ve ihtilaller yaşanan bu ülke toprağını iyi anlamalı. Küresel güç ve örgütlerin kışkırtıcılığıyla ateşlenmemelidir.  Haklarımızı özgürlüklerimizi hep birlikkte arayalım.Adaleti hep birlikte arayalım. Hak ve Hukuk için varım. Ancak; Biz  devrim yaptığımızı , devrim yapacağımızı sanarken, Birilerinin de Vatanımız üzerinde oynadığının ve ülkede kaos yaşanmasından büyük fayda sağladığının ve bu ülke gençliğinin devrimci ruhunu kullandığının, ülkenin yıkılışından, yokoluşundan zevk duyacaklarının farkında olalım. 
Borçsuz bir ülke, bağımsız bir ülkedir. Kimseye boyun borcunuz kalmadığı noktada, küresel güçlerin huzuru kaçar. Ve bir takım, devrim yapıcı kisvesiyle, sıkılı yumrukla  ortaya çıkan örgütler sahnede yerini alır. 
Sonuç; GEZİ PARKI DİRENİŞİ..!

TÜM GENÇLERİ VE HALKIMI AKLI SELİM OLMAYA ÇAĞIRIYORUM.!
OYNANAN OYUNLARI 
İYİ ANLAYALIM..!

2011` de New York`ta Zucotti parkında Twitter`dan örgütlenen binlerce kişi karşılarında Yugoslavya`yı CIA uzmanları ve NED (National Endowment for Democracy) fonlarıyla parçalara ayıran OTPOR/CANVAS gençlik örgütünün liderlerini buldular. 
İvan Maroviç, Doğu Avrupa`ya, Kafkaslar`a, Orta Asya`ya turuncu darbeyi öğretmiş isimdi.
Kapitalizmin merkezinde `kapitalizme karşı mücadele` `Emekten yana-sömürüye karşı elele!` çığlıkları ortaya yayıldı. Sloganları İvan Maroviç atmıştı.
 İvan Maroviç, gazetecilere beyanatında;  `Devrimci bir eylemin planlamasında, hiçbir şey `kendiliğinden` değildir! İnsanlar sokaklara dökülüvermiş gibi görünebilir. Ama bu aylar hatta yıllar süren dikkatli bir hazırlığın sonucudur! Belli bir noktaya gelene kadar, grevleri ve büyük kitle yürüyüşlerini örgütleyene kadar geçen süre çok sıkıcıdır. Ama o noktaya vardığınızda her şey birkaç hafta içinde sona ulaşır!` (Revolution U, Foreign Policy, 16 Şubat 2011) demişti.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1105