Bugün: 16.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BANDIRMA, KURTULUŞUNU ARIYOR!

BANDIRMA, KURTULUŞUNU ARIYOR!


Taşkenti seyrettim dün uzaktan. Karşı sahilde bir çınar ağacının altında hafiften esen rüzgar… Tatlısu’nun kirli denizinin üzerinden uzun uzun baktım Taşkente… yeşil bir renk aradı gözlerim, griden başka bir şey göremedim. “Uzaktan yeşil mi görünürmüş?” … Görünür. Asıl uzaktan görünür .. Çom, çom ağaç kümeleri, asıl uzaktan görünür ; eğer varsa… Gece görünen sarı ışık kümeleri gibi, o yemyeşil ağaç kümeleri de yeşil bir gerdanlık gibi sarar kentin göğsünü …

 

Bu hale nasıl geldi bu kent? Kent diyemiyor insan, kasaba desem; balıkçı kasabalarının yaşanası güzelliği; onu da diyemiyorum. Yapalım derken bozmak böyle bir şey olmalı.

Ruhu alınmış ölü bir kent gördüm uzaktan. İçinde hiç insan yaşamıyormuş gibi, ağaç altlarında çocukların cıvıltısı, ağaç dallarında kuşların cıvıltısı olsaydı…

 

Düşlerimizdeki dünya; yemyeşil, doğduğumuz an gibi bir nefesle gelen yaşamın ilk çığlığı kadar güzel olsaydı…

 

Kimi duysam kendi kendine söylenen güneş vurdukça başına; “ağaç olsa böyle mi olur? Çiçek ekip göz boyuyorlar, ağaç ekin be, nefes alınmıyor…” diyen… “balkonumu kapatıyor kesin bu ağacı…” “denizi göremiyorum, kesin ağacı…” kaldırımı engelliyor , kesin ağacı…” kent girişi gösterişli olsun dikin palmiyeleri…” “otopark lazım, kesin ağaçları…” Pazar yeri lazım, kesin ağaçları…” bize ev lazım eev..kesin ağaçları..”.. BİZE RANT LAZIM RANT…

 

 Rüzgarda yamulup yıkılmaya çalıştıkça inatla iplerle bağlayıp ayakta tutmaya çalıştığımız , Bandırma’nın iklimine yabancı, ölümle cebelleşen PALMİYELERİ yaşatmak için ne gerekiyorsa yapalım… Hatta dernek kuralım; “PALMİYELERİ YAŞATMA DERNEĞİ”.

 

Ne ağacı? Palmiyeler neyinize yetmiyor?

 

Tatlısu kıyılarından baktığımızda bu Taşkente belki bir gün Altıyüzevler girişindeki rüzgarın devirmeye çalıştığı palmiyelerin yeşil yapraklarını görebiliriz…

 

Gri bir taş yığını… Yaşa yaşayabilirsen. Kendisi bile oksijensiz kalmış bir kentte , nasıl nefes alınabilir?

 

Burası nesli tükenmeye yüz tutmuş bir yer; Bandırma. Hiçbir yere benzemez. Taş görünümüyle ünlüdür. Gri rengiyle. Kent merkezinin katledilişiyle, ağaçsızlığıyla, denizinin pisliğiyle, yüzüne bile bakmadıkları Cennetin Kuşlarını kullanarak yapılan,  sponsorlar aracılığıyla binlerce lira para akıtılan, bir de Uluslararası gibi ağır  bir unvan yüklenen ama Kuşcenneti Turizm ve Kültür Festivali’ne harcanan o yüklü paralarla neler yapılmaz ki, bu kent yararına… Bizim festival KEL BAŞA ŞİMŞİR TARAK…

 

Başkan Sedat Pekel döneminde Uluslararası niteliğine uygundu, o zaman da büyük paralar harcandıysa da içeriği doluydu..

 

Taşkent’ten festivale nereden geldik yahu..?

 

Neyimiz düzgün ki…

 

Türkiye’de bir çok yer gördüm, -artık dünya elinizin altında gidip yerinde görmenize bile gerek yok ama- Yurt dışı yerleşim yerlerini de babamdan dinlerdim; Avrupa’daki kentleri, yaşamları…Daha ‘70’li yıllarda bisikletlere özel yolların olduğunu anlatır, onca sanayi yapılanmasının yanında yemyeşil ağaçların olduğunu anlatırdı. Troleybüsleri anlatırdı…Daha o yıllarda alışveriş merkezlerinin yürüyen merdivenlerini anlatırdı. …; yıl ’70-’72 …

Teknoloji, sanayileşme yanı sıra, tabiat dengesine uyumlu konutlarla birlikte  ÇOK ACİL AĞAÇLANDIRMA, -çınar, ıhlamur başta olmak üzere…- ŞART… özellikle Bandırma kent merkezi yanıyor…çıplak… başta çocuklar olmak üzere , hayvanların bile sıcaktan kaçacak delik aradığı ,  - kent merkezinde de , mahalle aralarında da köpekten geçilmiyor ve saldırıyorlar o da ayrı bir konu-  sokaklarda yürünmüyor, dolaşılmıyor.Ya yaşlılar ne yapsın? Onların yaşam hakkı yok mu?  Olanı korumakla yetinmemek gerek, bol bol ve çabuk büyüyecek ağaç , ağaç, ağaç…

 

Caddelerdeki kaldırımlara dahi ağaç!

 

Balıkesir’i çok gidip geldim sınavlar dolayısıyla. Büyükşehir olalı ilk kez caddelerinde şöyle bir dolaştım birkaç ay önce… Eski  haliyle aradım caddeleri, Milli Kuvvetler’i tanımakta zorlandım; Hayran kalmamak mümkün değildi.  Çift taraflı geniş kaldırımlar kenarına boydan boya ekilmiş ağaçlar, ne zaman da büyümüşler … nasıl gölgelik… alabildiğine huzur veren ağaçlar. Üstelik merkezin en ünlü caddesi, en işlek caddesi, alışveriş mağazalarının, esnafın olduğu Milli Kuvvetler Caddesi… Bizim Kaşif Acar gibi … Ama bizimki caddeyi ağaçlar yerine seyyar balıkçı tezgahları, meyve tezgahları, seyyar gözlükçüler, çöp tenekelerinin etrafını sarmış boş kutular, esnafın kaldırımları haddinden fazla işgali süslüyor. Yayalar yürüyecek kaldırım bile bulamıyor bizde… Ya arabalara ne demeli? Çoğu yayalara ait olan kaldırımlara park ediyor. Plastik dubaları bile çiğneyip geçiyorlar da yine de kaldırımlara park ediyorlar. Gel de isyan etme; Bir gece oğlum arabayı Atatürk caddesinde PTT’nin hemen alt tarafında otopark tabelası var diye… (‘ki daha önce aynı yerde otopark tabelası vardı).arabayı park etmiş . 5 mt ileride de otobüs durağı var.  nöbetçi eczaneden ilaç alacak. Geldiğinde araba yerinde yok..! emniyeti aradık , arabanız çekildi dediler… Neden? Otobüs durağına park edilmişti… Son derece haklısınız… dedik… gittik aldık… cezayı ödedik… halbuki otobüs durağında değildi tam olarak… neyse… Sonra aylarca ısrarla takip ettim gelip geçtikçe, hem gece hem gündüz… OTOPARK TABELASI VAR MI DİYE DE ÖZELLİKLE DİKKAT ETTİM HEP. Otopark tabelası kaldırıldığı halde tam 25 kez bir çok arabanın bırakın durağın 5 metre gerisini, tam da OTOBÜS DURAĞI YAZAN MAVİ TABELANIN TAM ÖNÜNE NASIL DA PARK ETTİKLERİNE ŞAHİT OLDUM… dörtlüleri bile yanmıyordu…  Ki plakalarını bile almıştım… Trafik cezası ve kuralları sadece bizim araba için mi? Geçmiş gün, neyse…

 

Yemyeşil bir Bandırma düşlerimde. Ağaçlandırma , bir kentin öncelikle merkezinde yapılmalı. Bandırma gibi denize kıyısı olan bir kent ise kıyı şeridi çok önemlidir. Alabildiğine ağaç ve çay bahçeleri, balıkçı lokantaları İDO feribot iskelesinden en az Livatya’ya kadar uzanmalıdır. Yeniden ve acil olarak düzenlenmelidir.

 

Cumhuriyet caddesindeki, Barış Manço Kültür merkezi adı verilen o beton yığınının oradan kaldırılması ve yerine ÇINAR AĞAÇLARI EKİLEREK KÜLTÜR PARK yapılmasını düşüncemdir. Parkın orta göbeğine de, Yunus Emre gibi, Mevlana gibi, Aşık Veysel ANADOLUNUN DÜNYAYA ARMAĞANI olan değerlerimizin büstleri konulmalıdır..

 

Böyle bir parkta çay yudumlamaya hangi kent halkı  ‘hayır’ der?

 

Barış manço Kültür Merkezinin tam karşısında sahil kenarında denizi ve martıları seyreden OTOPARK acilen kaldırılmalıdır… Bırakın metal yığını arabalar denizi seyredeceğine İNSANIMIZ seyretsin, insanımız çeksin o iyot kokusunu içine denizimiz pis bile olsa..!

Yakışıyor mu denize kıyısı olan bir kente sahil kenarına otopark yapmak..?

Halk istemiyor bu otoparkı? Halkçı geçinenler harekete geçmelidir. İnsanlar ağaç istiyor.. Ağaçları kentin boş arazilerine şehir dışına dikmek işe yaramıyor.. kent merkezi çıplak , yolları köstebek yuvası, kirli bakımsız..yüzünüzü kente dönün, aklınızı kent için çalıştırın, oraya buraya ne yapalım da para kazanalım diye değil.

 

Halkçı belediyeler halk için vardır.

 

Sahipsiz kent Bandırma TAŞKENT olmaktan yeniden kurtuluşunu arıyor…

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 624