Bugün: 18.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • UYDURMAYIN! KADININ GÜNÜ OLMAZ!

UYDURMAYIN! KADININ GÜNÜ OLMAZ!


 Hep söylerim, 
Hep söylerim, kapitalizmde herşey kullanılabilir. Din kullanılabilir. Dil kullanılabilir. İnsan kullanılabilir!
 Hep söylerim, para herkesten ve herşeyden zekidir!
 Ancak zeka gün gelir, duyular karşısında delirir! Delirmemek ne mümkün. Duyular aklı yönlendirir. Yönlendirilen akıl yönetilebilir.
 Kapitalizm günümüzde, duyu organlarımız aracılıyla aklımızı yönlendirmeye devam ediyor. Bizi bizden uzaklaştırıyor; kendisine yaklaştırıyor. Bunu yaparken; duyularımızın önüne reddetmeyeceğimiz imgeler koyuyor. Bu imgelerin başında da Kadın geliyor.
 Kadın, anne kimliği ile hep yanıbaşımızda duruyor. Kadın bedeni ile cinsel dürtülerin önceliği haline getiriliyor. Kadın doğurganlığı ile fenomen olarak varlığını sürdürüyor. 
 Kadın tüketim toplumunda başı çekiyor. Çalışıyor. Üretiyor.      Toplumun içinde kendine yer arıyor.
 Bütün bunların yanında karşı cinsin önünde yenilgiye uğramaya devam ediyor. Eşit şartlarda var olma mücadelesi veremiyor! 
 Özellikle üçüncü dünya ülkelerinde! Özellikle bizim ülkemizde!
 Kadınların birçok sorunu var. Mevcut yasalar bu problemlerin çözümü için yeterli olsada; uygulamada çözümsüzlük oluşuyor.
 Birçok gelenek-görenek problemlerin kendisini oluşturuyor.
 Kadın eşitlik kavramından uzaklaştırılıyor. Rant amaçlı kullanılıyor. Kullanılmakla kalmıyor; yönlendiriliyor ve yönetiliyor.
 Ülkemizde kadın, kadın olmadan anne olmayı öğreniyor. Kadın çocuk olmadan, gelin olmayı öğreniyor. Kadın eş olmadan anne olmayı öğreniyor.
 Kadın bu memlekette okuma yazma öğrenmeden, ilkokul bitiren öğrenciden farksızdır. Sürekli isminin önüne sıfatlar alıyor. Ama o sıfatlardan habersiz kalıyor.
 Şimdi soruyoruz, kadına yönelik bunca övgü, saygı ve sevgi yalan mı?
 Evet hepsi yalan! Cennetin annelerin ayağının altında olması yalan! Erkeğin sevgililer gününde aldığı bir buket gül yalan. Kamu ve özel sektörde yasal zorunlulukla istihdam edilen kadın iş gücü yalan! Dünya emekçi kadınlar günü yalan! 
 Uydurmayın, kadının günü mü olurmuş! 
 Bu ülkede kadının ancak altınlı, dolarlı ve eurolu günü olur.
 Dikkatinizi çekti mi? Bu günlerde bile rant dönüyor. Altın, Dolar, Euro!
 Kadının hakkını kadına teslim etmek için iki yöntem kabul edilebilir.
 Birinci yöntem, erkekler karşı cinsin yaptığı hemen hemen her işi yapabilir. Böylece empati ve sevgi oluşabilir. Unutmayınız biz memeliler sevdiğimiz ve korktuğumuz kişilere saygı gösteririz. 
 Örneğin erkekler, evlere temizliğe gidebilir. Erkek genel evleri açılabilir. İsteğe bağlı kadın çalışıp evine bakarken; erkek çocuk yetiştirebilir; ev işleri ile ilgilenebilir.
 İkinci yöntem kadınların erkeklerin çalıştığı her işte çalışması olabilir. 
 Kadın maden ocağında ağır yük kamyonu kullanabilir. Limanda konteyner vinci operatörü olabilir. Askere gidebilir. Bence kadın askere gitmelidir. Hatta bu bir zorumluluktur. Kadınların erkekler gibi orduya alındığı bir Türkiye, 10 yıl içinde cinsler arasında var olan ayrımın kapandığı ülke olacaktır.
 Erkeğin egemen olduğu her yaşam alanına nüfus eden kadın varlığını kabul ettirdikçe, saygı görecektir. 
 Malesef mevcut durumun sebebi sadece erkek egemen zihniyet veya katı kültürel öğeler değildir. Kadının kendisi de suçludur.
 Kadınlarımızın ruh tembbelliği var. Hali hazırda birçok genç kızın kendisinden daha büyük olan erkekle evlenmek istemesi yanlıştır.
 Birçok kadın kendisini yönlendirebilecek bir eş aramakta.
 Ey Kadın milleti sizi gördüğünüz rüyadan uyandırayım. Hiçbir erkek olgunlaşmamış değildir. Yönetmeye çalışırken yönetilen kesim olursunuz. Türkiyede ki durumda böyledir.
  Yüksek öğrenimli hanımlar, bedenen zahmetsiz işte çalışmayı tercih ediyorlar. Bu istek çalışma alanlarını daraltıyor. Bankalar hanımefendi dolu. Kadınların birçoğu öğretmenlik başta olmak üzere basit memurluğu tercih ediyorlar. Riske girmek gibi bir lüksleri yok onlar için. Ancak yanılıyorlar. 
 Erkeklerle eşit şartlarda yaşam talep ediyorlarsa eşit şartlarda yaşamalılar.
 Kadınlar sosyal yaşamın içinde de yoklar. Gönüllülük esasi ile çalışma kavramından habersizler. Etrafındaki büyük evrenden habersizler. 
 Unutmaynızı ağlamayan bebeğe meme verilmez.
 Hakkın savunması hakkı talep eden kişi tarafından yapılır. 
 Nice hanımefendiler gördüm, bin erkeğe bedel!
 Olimpiyat koşucuları. Yolcu uçağı pilotları. Korkusuz dağcılar. Hayatını eğitime adayan aktivistler. 
 Yazımı bir örnek kadın hikayesi ile bitireyim.
 Antartika kıtasına ilerleyen bir buzkıran gemisinde Yeni Zelanda uyruklu bir kadın biliminsanı, su altı biyolojisi ile ilgili araştırma yapıyor. Henüz kıtaya varamadan, geminin kaptanına gelen heberde, biliminsanı kadının kocasının bir uçak kazasında dün akşam vefat ettiği bilgisi yer alıyor. Kaptan üzülerek kadına durumu anlatıyor. Cenazeye katılım için bir deniz uçağı isteyebileceğini söylüyor. Kadın biliminsanı kaptanın teklifini reddediyor. Eşinin cenazesine katılmıyor.
 Kadın belgesel kamerasına şu sözleri söylüyor. ``İçinde bulunduğum durum itibari ile arkadaşlarımı ve projeyi terk etmem mümkün değil! Çünkü bu proje yıllar öncesinden uzun ve zahmetli bir planlama ile hazırlandı. Bu gemide ki insanlar ailelerini bilime ve insanlığa hizmet etmek için geride bıraktılar. Eşime ihanet edebilirim ama insanlığa ihanet edemem. Eşim beni anlayacaktır.`` 
 İsimiler önemli değil. Bu gerçek yaşanmış bir olaydır.
 Kadın biliminsanı bilim için çalışmaya devam ediyor. 
 Böyle kadının ya da erkeğin her gün eli öpülür.
 Kadınlarımızdan haklarını aramalarını rica ediyorum. 
 Hepsini saygıyla selamlıyorum. Kadınlar gününüzü geçmiş de olsa kutlarım.

 Saygılarımla...

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 694