Bugün: 18.12.2017

Türk'ün kentle imtihanı...


Güzel ülkemizde kış en güzel haliyle yaşanıyor. Kar, soğuk, fırtına ard arda biri bitiyor; diğeri başlıyor. Coğrafyasında tayfun veya hortum görmeyen bir ülke olarak, meteoroloji olaylarını en uç noktalarda yaşamak ile mükellefiz.
Bir yağmurda trafik felç oluyor. Biraz kar yağınca ülke ekonomisi durma noktasına geliyor. Trafik kazaları zirve yapıyor. Elektrik ve su gibi temel nesnel ihtiyaçların ulaştırılması sekteye uğruyor. Alt yapımız çok yetersiz, üst yapımızı Allah korusun.
Şehirler suya, kara teslim. İnsanlar perişan. Durum ümitsiz. Yeni milenyumun Türkiyesi burası. Kara talihli Anadolu coğrafyası.
Şimdi yeni bir moda başladı. Adı kentsel dönüşüm. Moda diyorum çünkü; bu ve benzeri devasal projeler hem maaliyet yükleri hem de uygulayacak otoritenin kapasitif zayıflığından dolayı başladığı gibi sona erer. Bir bakmışsınız moder şehir, toplu konut, toplu ulaşım kelimeleri dillere pelesenk olur. Her önüne gelen yetkili kameralar karşısında, birbirinden gösterişli slayt gösterileri ile nara atar. Türkiye baştan imar edilir. İstanbul NewYork işle yarışır. Ankara Tokyo ile kapışır.
Sonra bir de bakmışız ne kent kalır ne dönüşüm. Baştan başa ülkeyi inşa edeceğini söyleyen siyasiler, yarın olur; insanlara kredi vermekten bahseder. Alın bizden para sizden yeni inşaat der. Bizler her büyük deprem sonunda başlayan projelerin bitmesine tanık olamayız. Bandırmayı ele alalım biraz.
Bandırma bir ölü ozanlar derneği. İçinde ki yüzbin küsürat insan aslında gıyabında yaşamıyor. Çoktan ölmüş. Neden mi?
Bir deprem olursa neden olduğunu hepimiz anlarız. Çok katlı binaların en az yarısı elli yıl önce inşa edilmiş. Sokakaları İtalyan kentlerini aratmayacak kadar dar. yakın gelecekte olacak bir deprem sonunda, kurtarma ekipleri müdahale şansı bile bulamaz.
İşte tam bu durumda kentsel dönüşüm devreye giriyor. Dönüşecek olan kent okuyup üflemek ile dönüşmüyor. Bunun için para lazım. Bandırma halkı en basit anlamda fakirdir. Bu dönüşümü destekleyemez. Destekleyecek olan bireylerde, parayı zevk ve sefada harcamayı tercih edeceklerdir. Bandırmada bir kişi evini yenileyecek ise bunu yatırım ya da gösteriş için yapar.
Zaten Bandırmalı vatandaşlarımızda kentföbizm hastalığı var. Toplum henüz medeniyetin beşiği şehirde yaşadığının farkında değil. Bedeni şehirde, aklı feodel sistemli kırsalda yaşamakta. Dolayısı ile akıl ve beden bir olmayınca, modern insan ortaya çıkamıyor. Kişi en basit dürtüleri ile Bandırmada yaşamaya devam ediyor. Yemek yemek, uyumak, eşeyli üreme bu basit dürtüler arasında. Modern çağda antimodern bir şehir Bandırma.
Yıllardır adı ilçe kendi köy. Hiç Balıkesire Balköy yakıştırması yapmayalım. Bizde Banköyüz. Moder şehirlerin olmazsa olmazı şehir parklarıdır. Bu gün baktığımızda başta metropoller dahil tüm şehirlerde park olur. Bizim memleket yeşil fakiri. Uzaktan baktığınızda 1942'nin Stalingradı gibi duruyor. Tek farkı üzerinde Alman bombaları patlamamış.
Neyse ki cin çukurunda bir düzenleme çalışması başladı. Belediyemizin layıkı ile düzenleme yapacağına eminiz.
Ancak çok geç kalınmış bir çalışma. Şimdiye kadar yıllarca atıl durumda olan cin çukurunda cinler bile kalmadı. Hepsi hicret etti. Hep dilimizde tüy bitiyor. Eski stadyum ilk yıkıldığı yıllarda oraya çınar fidanları dikilseydi; şimdi Bandırma'nın göbeğinde harika bir parkımız olurdu. Bunun yerine oy kaygısı ile her gelen siyasi irade fantastik plaza ve avm projeleri ile Bandırmalıyı ayakta uyuttu.
Bazen insan şüphe duyuyor. Cebrail insanoğluna Allah'ın adıyla oku yerine; Allah'ın adıyla uyu mu deseydi?
Hangisi daha uygun olurdu. Uyuyanları Allah'a havale ediyoruz. Bandırma da kentsel dönüşüm sivil toplumca pek dillendirilmiyor. Hakim irade olabildiğince bu konuda susmayı seçiyor. Çünkü modern şehirler için inşaat ve planlama gerekir. Bunları yapmak için, akıl, yetişmiş kadrolar, finansman gereklidir.
Kısaca hzimet için çalışmak gerekir. Bandırma gün geçtikçe yolu, kaldırımı, konut ve binaları ile çürüyor. Zayıflıyor.
Ayrıca nüfus artışına oranla genişlediği söylenemez. Çarpık yapılaşmanın önü alınamıyor. Kontrolsüz şehirleşme devam ediyor. Marka şehir tartışması çıktı son yıllarda. Bu sözcüğün telaffuzunu ilk kez Başbakanımız yapmıştı. Ancak zaman ile içi doldurulamadı. İstanbul, İzmir gibi potansiyel kentler bile süreç içinde ilerleme sağlayamadı. Şimdi durup düşünelim. Bandırma konumu gereği model bir şehir olmak için biçilmiş kaftan. Türkiyenin ilk tekno kenti, ilk yeşil kenti Bandırma olabilir. Kentsel dönüşüm ve planlı şehileşme ile Bandırma Türkiyeye örnek oluşturabilir.
Bu durumun gerçekleşmesi için Merkezi hükümetin ve yerel yönetimin ortak çalışması ve bir ana proje üretmesi gerekir.
Ancak fark edildiği üzere şu an kendi kendime hayal kuruyorum. Kurduğun hayalin gerçekleşeceğini de zannetmiyorum.
Yine de birilerinin elimize şeker tutuşturmasını beklemeyelim. Biz kendi şehrimizi yaratalım. Bu durumun başlıca organizetörü de kent konseyi olsun.
Tüm stk'lar destek versin. Belediye yönetimi ve bölge millet vekilleri fikrin taşıyıcısı olsun. Neden olmasın?

Tüm aklı çalışan Bandırmalılara sevgilerimle...
  • PAYLAŞ