Bugün: 23.04.2018

Peki,biz ne yapmalıyız..?


Doğadan koparak medeniyeti, devleti ve toplu yerleşimi kurduk. Korunduk iş birliği yaptık. Bilimi ve onun neslinden gelen teknolojiyi geliştirdik.

 Bu gelişimin temel nedeni varlığımızı devam ettirebilmekti. Zaman içinde yerleşimler büyüdü. Köyler kasabalara, kasabalar şehirlere, şehirler metropollere dönüştü. Kent yaşamı eğitim ve sağlık hizmetlerini beraberinde getirdi. Eğitim ve sağlık hizmetleri geliştikçe ortalama yaşam süreside uzadı. İnsanoğlu konformist bir düzene kavuştu. 

 Artık ademin çocuklarının iletişim cihazları, bilgisayarları, çok katlı binaları, ulaşım araçları vardı.
 Bunlarla da yetinmedi insan, medeniyeti desteklemek için üretimi ve lojistiği geliştirdi. Yaşam alanımız bu beraberlikle yüceldi. Beraber yaşayan insanın işbirliği ile yüceldi.

 Bugün Türkiyenin nüfusunun %90 lık bölümü şehirlerde yaşıyor. Hikayelere, yeşilçam filmlerine konu olan köyden kente göç zaman itibari ile tamamlanmış oluyor.

 Bu kent yaşamı beraberinde birçok problemi getiriyor. Alt yapı ve ulaşımın yetersiz kalması. Hava, su ve toprak kirliliği. Bizim Milletçe pek umursamadığımız ses kirliliği. Çarpık yapılaşma bunlardan bazıları.

 Maalesef üzülerek belirtmeliyiz ki Bandırma da bu sorunların pençesinde hızla gelişen bir kent. 

 Bandırmaya sahilden bakıyoruz, uçsuz bucaksız betonun gri rengi ile sarhoş oluyoruz. Yollarında yürüyoruz, aldığımız nefesimizin kirliliği, bizi akıl tutulmasına itiyor. Endüstiriyel bir şehir olmanın her türlü olumsuzluğu içinde isyan ediyoruz. Kimi zaman fabrika bacasından çıkan ağır metallerin içinde zehirleniyoruz. Kimi zaman limanda bulunan gemilerin kokularından iğreniyoruz.
 Ama peki birey olarak bu durumda ne yapıyoruz?
 Asıl soru biz Bandırma için ne yapıyoruz? Cevap HİÇ !!!

 Sormak isterim sevgili kenttaşlarım, en son ne zaman fidan diktiniz? En son ne zaman bir tohum filizlendirdiniz? En son ne zaman bir çiçeği Bandırma ile buluşturdunuz?

 Bizim hiç suçumuz yok mu?

 Bunca zamandır tüm dost meclislerinde sohbete meze olan eleştiriler, neden eleştiri olmaktan öte gidemiyor? 
 Neden sürekli Bandırmanın en üst makamları eleştiriliyor? Acaba sadece geçmiş ve şimdiki belediye başkanı mı suçlu? Yoksa tayin ile gelen mülki amir Kaymakamlar mı bu kalitesiz şehri yarattı?

 Yıllardır spor yapmak için kullanacak yer bulamayan Bandırmalının tek adresidir. Eski terk edilmiş askeri alanlar. Sosyalleşmek isteyen halkın tek kaçış yeridir sahil bandındaki çimler ve fidanlar.

 Homo sapiens son yüzyılda cebini doldurmakla meşgulken geldiği doğayı çok çabuk unuttu. Türkiye ve Bandırmanın en büyük sorunu olan şehir yeşil alanlarının yetersizliğine çözüm bulunamaması acı verici.

 Avrupada ki emsalleri ile karşılaştırıldığında yeşil alanlarımızı çoğaltmak bir yana koruyamamamız bizim ayıbımız olmalıdır.

 Bu bağlamda şimdiye kadar sevindiğim tek gelişme bu dönemde Bandırma Belediyesinin memleketin yegane yeşil alanları olan General Balcı çamlığı, Hürriyet Parkı ve Atatürk Parkında yaptığı düzenleme çalışmaları oldu.

 Uzun süredir benimde spor için kullandığım General Balçı Çamlığının projelendirilerek düzenlenmesi ve halkın kullanımına sunulması bence Başkan Mirzanın en büyük hizmetidir. Bunun için teşekkürü bir borç bilirim. Park içinde aydınlatma olması gece yürüyüş ve spor yapan halkımız için büyük bir nimet.

 Güvenlik için, 24 saat özel güvenlik olması İnsanın rahat zaman geçirmesini sağlıyor. Su ihtiyacınızı gidermek için yapılan çeşmelerde benim yıllardır görmek istediklerim arasındaydı.

 Ancak yeterli mi? Tabi ki hayır. Daha fazla yeşil alan bu şehrin anasının ak sütü gibi hakkıdır.

 Bandırma merkezinde vücut bulmuş bir şehir parkı Bandırmalının nefeslenmesi ve hava kalitesinin yükselmesi için çok önemli. Bunun için cin çukurunun kullanılmasını şahsım adına çok arzu ederdim. Bu kadarı ile de bitmiyor. Mevcut Livatya içinde bir park ve hatta sahil için plaj düşünülebilir. Neden olmasın, ben Bandırmamda denize girmek istiyorum. Gçmişte olduğu gibi…

Peki biz ne yapmalıyız… Rahmetlinin dediği gibi yollar yürümekle aşınmaz. Sevgili memleketlim üşenme. Tembellik yapma yürü! Yürü ve spor yap. Daha az ulaşım aracı kullan ve daha az karbon atığı bırak. 
 Kendi yeşil alanını oluştur. Bulduğun her alana bir fidan dik ve ona gözün gibi bak. Bunun için her türlü desteği Belediye park bahçeler müdürlüğü çalışanlarından alabilirsiniz. 

 Ancak yardıma gerek yok. Bir kürek, bir fidan ve birkaç litre can suyu size yardımcı olacaktır. Kapının önündeki ağaç sana doğadan emanettir. Senin içindir o ağaç. Biliyorsan buda onu, hizmet bekleme. Havalandır toprağını. Konuş onunla cevap vermesede. 
 Unutmayın unutana hatırlatın biz doğayız dağa biziz. Biz medeniyetiz, Medeniyet biziz.

 Daha yeşil bir Bandırmada buluşmak üzere… 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 169