Bugün: 23.08.2017

NOEL BABA HACCA GİDER Mİ?


Yılbaşı geliyor. Heyecan artıyor. Hayaller akılda zirve yapıyor. Umut bedenimizi sarıp sarmalıyor. Bilim adamları, siyasetçiler, falcılar astrologlar bol keseden umut dağıtıyor. Yok efendim İnsanoğlu uzayı fethediyormuş. Yok efendim ülke kalkınıyormuş. Yok efendim satürn gezegeni akrepten çıkıp kovaya giriyormuş falan filan... Uyandırayım hepsi olmasada büyük bir kısmı yalan! Satürn kimden çıkar kime girer bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey Dünya`nın pekte parlak bir geleceğe koşmadığı. Neyse biz Dünya`nın geleceğinin yöneticilere bırakalım ve kendi mikro Dünyamıza dönelim. Yılbaşı yaklaşdıkça Bandırmada çam ağacı süsleme yarışı başladı. Dışarıda yılbaşı özentilerini muhafazakar toplum yüzünden tatmin edemeyen kenttaşlarım, evlerinde yarış startını verdiler. Yılın diğer günlerinde aman konu komşu içeriyi görür korkusu ile kapanan perdeler artık noel ağaçlarını göstermek için açık tutuluyor. Yan komşu ile senin ağacın küçük, benim ki daha büyük düşüncesiyle sidik yarıştırılıyor. 

 İşin kötü tarafı herşeyden habersiz çocuklar kültür erozyonu ile heba ediliyor.
 Aman Cumhurbaşkanı Erdoğan duymasın. görmesin!

 Batının, gelişmekte olan ekonomilerini sömürmek amacıyla yarattığı alışveriş çılgınlığının tetikleyicisidir görsel ve sesli dürtüler. Bunlardan bir tanesi de Noel baba ve yandaşlarının saçma sapan soytarılıklarıdır. 
 Neden yeşilin en güzel tonlarını içinde barındıran çam ağacını pavyona benzetmek için çaba sarf eder insanoğlu? Neden Noel baba denilen piskopos, yahudi kabala tarikatını ve seksi temsil eden kırmızı rengi giydiği düşünülür? Ve neden bu soytarılığa alet olur günümüz toplumu? 

 Noel babanın mezarını demrede ziyaret ederek dua atmiş bir adam olarak kendimi onun yerine koyamıyorum. Bilirsiniz bizim kültürümüzde ölmüş adamın arkasından konuşulmaz. Kafir olmadığı sürece dini ve milleti önemli değil; sadece saygı gösterilir. Allah Rahmet eylesin.

 Ama maalesef günümüz kapitalizmi ve onun uşakları bizler değerlerimizi sonuna kadar kaybetmeye devam ediyoruz. Alışveriş çılgınlığına ölmüş adamı bile alet etmekten utanmıyoruz. 

 Utanmayan sadece biz değiliz. Papa Francesco hazretleride utanmıyor mesela. 

 Utanmadan inanmadığı bir dinin başkanı ile görüşüyor. İnanmadığı dinin ibadet alanına girip dua ediyor. İnanmadığı mezhepin lideri Bartholomeos`la kucaklaşıyor. Yazık sana Papa. Sende yıllarca savaştığın illuminatinin uşağı olmuşsun. Sanırım Papa bir elçi. Elçi ama ne elçisi? Barış elçisi mi yoksa kültür elçisi mi? Hiçbiri değil. Bence Papa para elçisi. Rusya ile yakınlaşan Türkiye her geçen gün enerji üssü olmaya devam ediyor. Bu durumda Rus gazından yoksun kalma riski olan Avrupa Papa hazretlerini elçiye zaval olmaz diyerek oryantal bir geziye çıkarmış olabilir mi? Papa hem Erdoğanı hemde Rusya`nın sahibi olarak gördüğü Ortodoksların patriğini kucaklıyor. Böylece bol bol mavi boncuk dağıtıyor. 
 Peki bir soru Papa İslamı selamlamadan geri durmazken; Noel baba hacca gider miydi? Neden olmasın arada bin yıldan fazla olsada benim bildiğim noel baba hacca de giderdi, umreye de. Çünkü günümüzün Tanrısı bazıları için para!
 Görüldüğü gibi kapitalizmin uşakları bizler, Batıdan daha Batılı olabildiğimiz gibi; Batılılarda artık Doğudan daha Doğulu olabilmekteler. Bu düzene Batıda anglosakson demokrasisi, Türkiyede O.... Düzeni deniyor. Kabalığımı affedin dostlar! 
 Batıda birde Radikal İslami Terörizm modası var. Kazık kadar adamlar kadınlar, eğitime ve paranın her türlü getirisine doyarak, hak dinin en sapkın guruplarına katılıyor. IŞİD ve El Nusra bunlardan bazılar. 

 Yüzyıllar önce Papalıkça dağıtılırdı Endülüjans kağıtları. Parayı bastır tapuyu al, cennetten yeri kap. Şimdi radikal islami terörizm emlak danışmanlığı yapıyor. 

 Cennetten şehitlik karşılığı yerler batılılara dağıtılıyor. Buradan da anlaşılıyor ki Katolik Hristiyanlar eskiden de salakmış. Şimdi de salaklar.

 Tüm bu düzenin haraketliliği arasında bir de Osmanlıca öğrensek mi; öğrenmesek mi? sorusu soruluyor. Hemen bilmeyen cahillere açıklayalım. Osmanlı Türkçesi ( gerçeği budur) oldukça gelişmiş bir dildir. Kelime dağırcığı çok geniştir. Ancak tam anlamıyla bir aristokrat dilidir. Halkın kullandığı bir dil değildir. Birde bu dil arap alfabesiyle birleşince cehaletin son noktasına ulaşan Osmanlı`nın yıkılışı ile dil devrimine gerek duyulmuştur. Fen edbiyat ya da eğitim fakültesi tarih edebiyat mezunları Osmanlıca bilirler. En azından ders olarak görürler. Oldukça zor bir derstir.
 Ben üniversite eğitim görürken ev arkadaşlarımın ikisi tarih ve edebiyat bölümü öğrencileriydi. Ben de meraktan gönüllü olarak bu derse hocadan izin alarak, misafir öğrenci olarak katılmıştım.
 Osmanlıcayı hakkıyla öğrenmek kolay değildir. Üniversite seviyesine ulaşmış beyinler bile eğitimde zorlanmaktadır. Kaldı ki bunu ilköğretim seviyesine çekmek ahmaklıktır. Orta öğretim seviyesi sorgulanmalıdır.Tabi ki öğrenmek zarar getirmez. Aksine yarar getirir. Bu ders seçmeli olmalıdır. 

 Osmanlıca öğrenmekle tarih bilinci artar. Millet sevgisi artar. Medeniyet kavramı daha anlaşılır hale gelir. Ülkede birlik ve bütünlük oluşur. Eğer amaç kaybolan değerlerin kazanılması ise, amaç doğrudur. Tabi Osmanlıca yanında eski orta asya Türk kültürü daha ayrıntılı öğretilmelidir. Bu da ben,m fikrimdir.

 Maalesef git gide daha toplumdan bireye dönüş artmaktadır. Ayrışma derinleşmektedir.
 Ülkenin dağıldığı milli değerlerin yok olduğu gençlerin askere gitme yaşlarından anlaşılmaktadır. Herkes öcü gibi askerlik görevinden kaçmaya çalışmaktadır. 

 Bahane de hazırdır. ``Çocukları en verimli yaşta askere alıyorlar!`` 

 Verimlilik Türkiye toplumuna çok uzak bir anlamdır. Söyleyin bakalım, kaç tane en verimli yaşında askere giden çocuk dönünce atomu parçalıyor? Kaç tanesi yeni bir icat yapıyor? Hangi erkek askere gittiği için sonsuz enerji kaynağını icat edemiyor? Gülünç değil mi? 

 Gelişime katkı verecek birey, ister erkek olsun ister kadın, yaş ve eğitim gözetmeden yararlı olmayı başarabiliyor. Bu gün gurur verecek başarılar gösteren erkek mühendislerimis doktorlarımız, akademisyenlerimiz var. Üstelik birçoğuda askerlik görevlerini yerine getirmiş olarak çalışma hayatlarına devam ediyor. Yazmaya gurur duyorum. Çok yakın akrabam olan bir erkek, Türkiyenin en iyi üniversitesinden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra askerlik görevini bekletmeden yaptı. Bugün TEI firmasında çalışma hayatına devam ediyor. Bilmeyen İnternetten TEI firmasını araştırabilir. Demek ki askerlik insanı köreltmiyor. Körelenler bana göre soysuz, korkak olarak para karşılığı askerlik yapmayan bireyler. Onlara da selam olsun!!! 

 Noel babayı göremesekte; Papa cenaplarının hacca gittiğini görmek dileğiyle yazımı bitiriyorum. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 803