Bugün: 25.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • MISIR, SURİYE, İRAN ŞEYTAN ÜÇGENİ

MISIR, SURİYE, İRAN ŞEYTAN ÜÇGENİ


 Yeni Osmanlıcılık ulvi bir sözcük. Şimdilerde Türkiye`nin kurduğu dış politikanın doktrinini oluşturmakta. Gerçekçi mi? Evet olabilir. Ancak bu doktrinin pratiğe dökülmesi çok zor.
 
Türkiye dış politikada yıllardır yönlendirilen ülkeler kategorisinde varlığını sürdürüyordu. Bu pasif duruş, 10 yıllık Ak Parti iktadırı süresince değiştirildi ve geliştirildi. Durağan olandan haraketli olana geçiş başladı. Avrupa ilişkileri ilerledi.
Kıbrıs gibi temel sorunların çözümü için diplomatik yollar denendi.
Sonuç?
Ne ileriye ne de geriye giden bir dış politika ile karşı karşıya kalındı.
İsrail ile olan ilişkiler, barışçıl olmaktan uzaklaşarak, gergin ve temkinli bir havaya büründü. Filistin için biçilen koruyucu abi profili işe yaraddı. Doğu ve Batıda, Türkiye`nin imajı tazelendi.
Olumsuz gelişmelerde yaşanmadı değil. Irakta Türk askerlerinin tutuklanması ve Mavi Marmara feribotunun İsrail donanması tarafından basılarak el konulması, imajımızı sarstı.
 
Şimdi Türrkiye ve çevresinde ki ülkeler yeni bir eşikten atlamak üzereler.
 
Hükümet ülke politikalarına uygun gördüğü siyasi güçleri, komşularımızda egemen kılmak istemekte. Mısır`da Müslüman Kardeşler. Suriye ve kuzey Irak bölgesinde Kürt konseyi. Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde etkin dış politika yürüten Ak parti, yavaş yavaş ABD siyasi desteğini kaybetmekte.
 
Bitmeyen Suriye iç savaşı giderek içinden çıkılmaz bir bataklığa dönüşmekte. Mülteciler sorunu, geçici olmaktan çıkıp kalıcı duruma dönüşebilir. Yıllarca her savaş ve iç savaşta yüzbinleri barına basan memleketimiz, bu binlerce arap mülteciyi bağrına basabilir mi? Hiç zannetmiyorum.
 
Mısırda işler istenildiği gibi gitmiyor. Batılı ülkelerin desteğini alan Mısır ordusu ve bürokrasisi, Mısır`ı olası bir radikal islam devletine geçirmeye hazırlanan tabana izin vermiyor.
İran boyutu yazmakla bitmez. Suriye ve Lübnan`ın varlığını korumaya çalışan İran; biliyor ki, İki devletten biri yok olursa, kendide parçalanacak ya da Amerikan askeri gücü ile mücadele etmek zorunda kalacak. Bu sebepten İran, Suriye ordusuna takviye devrim muhafızlarını gönderiyor. Rusya olayların neresinde bilinmiyor. Baştan beri Akdeniz üzerinde ki son deniz üslerini kaybetmek istemediği için, Beşar Esad`a destek veriyor.
Kalıbımı basarım Rus Spetsnaz birlikleri, çoktan Suriye ordusunun içine yerleşmiş, Esad ordusuna destek vermektedir.
 
İçinde bulunduğumuz fenomenler, Batılıların birkaç yıl önce yaptığı Ortadoğu bölgesini yeniden yapılandırma planlarının bozulacağını işaret ediyor.
 
Türkiye Cumhuriyeti için iki seçenek mevcut. Bir Behşar Esad`ı bir an önce askeri kuvvet kullanarak iktidardan indirmek. Ardından Türkiye ile dost geçinecek muhalif bir lidere maddi manevi destek vermek. Filistine el altından yardımlara devam etmek ve İsrail`i ekonomik, siyasi ve askeri olarak yıpratmak. İran ile iyi ilişkiler kurmak. Afrika ülkelerinde sürdürülen emperyal politikalara devam etmek.
 
Diğer ihtimal, Ortadoğuyu yönetme fikrinden vazgeçmek. Derhal taraf değiştirip, Esad`a şartlı destek vermek. İran ile müttefik olmak, İsrail ile kesin düşman haline gelmek ve İsrail`i basat güç saymak. Afrika ve Mısırda temkinli şeffaf bir dış politika izlemek. Kürtlerin birleşmesini önlemek.
 
Türkiye güç kazanmak isterken, büyük bir düşman komşular topluluğu ile yüzyüze gelmek üzere. Ak Parti planları çökecek veya sonuca ulaşacak.
 
Bana göre 500 milyar tl üzerinde borç bombasına sahip Türkiye`nin kumar oynama lüksü yok. Ama zarlar atıldı ve kağıtlar dağıtıldı. Seçim dönemini bekleyen PKK gibi bir belamızın var olduğunu hatırlarsak; işler teoride bile sarpa sarmaya aday görünüyor.
 
Klasik ve kaderci konuşmam. Ancak bizi bu çıkmazdan Allah`ın yardımı ancak çıkartır. Mucizelere inanıyorsanız, dua etmeye başlayın.
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1018