Bugün: 21.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • MEDENİYET SAVAŞI GALİLEO`NUN ÇOCUKLARI

MEDENİYET SAVAŞI GALİLEO`NUN ÇOCUKLARI



Bilim insanları İnsanoğlunun nereden geldiği sorusunun cevabını uzun yıllardır araştırmaktalar. Bilim insanlarından önce filozoflar da akıl yürütme yöntemiyle aynı soruya yanıt aradılar.
  Biz kimiz? Bu gezegende mi evrimleştik? Bizi mutlak bir güç mü yarattı? Başka bir yıldız sisteminden mi göç ettik?
 Kimilerine göre bu sorular çok önemli olsada benim için hiç bir değeri yok. Çünkü cevaplayamayacağımız soru, bireyin zamanını çalan fenomendir. 
 Ben daha çok nereden geldiğimizi değil nereye gideceğimizi düşünüyorum. 
 Binlerce yıllık medeniyet maceramızı bir makine olarak düşünürsek bu makina içinde aksayan birçok dişli mevcut.
 Gelir adaletsizliği, bilimin ve teknolojinin tekel altına alınması, eğitimin para ile satılması, bireyin engellenemez güç ve zevk ihtiyacı, toplumların birbirinden uzaklaşarak, başkalaşması, fazla fazla yalan. var olan sosyaekonomik sisteme karşı güvensizlik bu bozuk dişlilerden bazıları.
 Henüz bugünün hastalıklarına tedavi bulunamazken, nereden geldiğimizin ne önemi var! Tabi ki tarih bir tecrübedir ve tüm bireyler tarafından bilinmesi gerekir.
 Eşitlik teorileri içinde olan eşitsizlikler medeniyetin gelişimi önündeki en büyük tehdit. Gücün tek elde toplanması, bilginin paylaşılmaması birbirini sömüren Dünya milletleri kendi sonunu getiren yamyamlar gibidir. 
 Kendi sonumuzu kendimiz hazırlıyoruz. Aynı pasifik okyanusundaki Paskalya toplumunun başına gelen son gibi. Paskalya medeniyetide öz kaynaklarını tüketene kadar harcadı ve geriye birbirlerini bir yudum su için öldüren bir insan yığını kaldı.
 Şimdi soru geliyor. Bizi biz değil de, başka bir medeniyet yok ederse?
 Evet Güneş sistemi ötesinden gelecek muhtemel bir emperyal güç karşısında ne yapabiliriz? Medeniyetimiz böyle bir tehdite hazır mı?
 Tabi ki hayır. 
 Sinema salonlarında uzaylıları aptal yerine koyup, keskin zekamızla alt etmemizi seyretmek eğlenceli.  Unutmamız gerekir. Muhtemel bir saldırı Hollywood filmlerindeki gibi mutlu son ile bitmeyecektir.
 Bir saldırı senaryosu hayal edelim. Uzun süredir SETI, uzayı radyo teleskopları ile izliyor. Teleskoplar ile Gökadamız Samanyolu her gece yüzlerce noktadan fotoğraflanıyor. NASA uydumuz Ay Mars, Jüpiter ve Venüs başta olmak üzere birçok gezegende uzay sondaları ile araştırma yapıyor. Uzay keşfimiz tüm hızıyla sürüyor.  
Ancak bunlar yeterli değil. Evrenin boyutu düşünüldüğünde, şimdiye kadar yapabildiklerimiz çok az.  
 Şimdiye kadar yapılan araştırmalar hiçbirimizi heyecanlandırmaya yetmedi. Bir parça buz, birkaç atmosfer sistemi haricinde elde var sıfır. Ay haricinde insan ayağı başka bir kara parçasına değmedi.
 Bilimin yeteri hızla gelişmemesi mevcut teknolojilerle olası bir düşman haraketliliğini önceden tespit etmeyeceğimizin göstergesidir. 
Peki ne yapacaklar? Ne istiyorlar. Ham madde mi istiyorlar? Amino asit mi? Karbonhidrat mı? Su mu? Hepsi de olabilir! Bize saldıracaklarsa; insanoğluna ihtiyaçları yok demektir.  En felaket senaryo bu. Acımasızca bizi yok ederler. Hemde kesin şekilde. 
 Düşman karada, havada, denizde ve uzayda savaşacak araç gereç ve techizatla Güneş sistemimize elini kolunu sallaya sallaya girecektir. Muhtemelen askeri güç yörüngemize yaklaştığında tespit edilecektir. Ancak çok geç tespit edildiği için önleyici bir saldırı yapılamaz. Biz onları tespit edemeden onlar burnumuzun dibine kadar gelicekler ve uygun saldırı pozisyonunu alacaklardır. Tahminen birden fazla ama ondan az taşıyıcı askeri gemi kullanacaklar. Çünkü hiçbir askeri komutan bir kuvveti bir defada vurulup yok edilmesi için tek bir noktada ya da koordinatta toplamaz. 
 Filmlerde tek bir devasal gemide toplanmış sivil ve askeri güçleri nükleer bomba ile yok ettiğimizi seyrediyoruz. Külliyen yalan! Bugün Dünya ordularında ki savaş uçaklarında bile dost ve düşman tanımlama sistemleri mevcuttur. Göz mesafesi dışından karşıt hava aracının kimliği tespit edilebilmektedir. Zenginleştirilmiş nkleer enerji kaynağını uzaktan fark etmeleri olası. Işık yılında seyahat eden bir medeniyetin askeri gücü bu taktik şaşırtmaya kanmaz.
 
 Peki bizi nasıl öldürecekler? Lazer silahı? Hava ve karadaki robotlar?
 İleri medeniyetler, tasarruf ve verimlilik üzerinde uzmanlaşmış olacaktır. Biyolojik toplu hedefler için sürek avı gereksizdir. Teknolojileri biyoloji biliminde de ileri olacaktır. İnsan DNA sına duyarlı bir süper virüs, bir hafta içinde insan ırkını tarihten silebilir.
 Besin zincirinin en üstü yok olacak ve geride hayvanlar ve bitkiler kalacaktır. Kullanılmaya hazır bir Dünya. Üstelik şehir ve alt yapısı ile beraber.
 NBC sığınaklarında az sayıda insan hayatta kalabilir. Bu insanların kaderide uzaylı medeniyetin elinde olacaktır. Sığınaklardan çıkacak insanlar üstün ateş gücüne karşı savunmasız kalır. Kısa sürede bulunup yok edilirler.
 Onlar bize saldırmadan biz onlara saldırsak? Uzay konumlanmış birden çok askeri gemiye balistik füze ile saldırılabilir. İşe yarar mı?
 Yaramaz çünkü bizim askeri teknolojilerimizin içinde bile balistik füzeleri havada yok edebilecek karşıt savunma sistemleri mevcut. 
 Karadan havaya PAC3 gibi füzeler veya Amerikan silah teknolisinin zirvesinde ki kimyasal lazer silahları gibi. EKW adını verdikleri yeni kıtalararası füze avcısı çalışır durumda. Uzaylı medeniyetin buna benzer anti füze teknolojileri mevcuttur.
 İşgalci dostlarımızda bu ve benzeri teknolojilerin olmaması hayal olur.
 Peki hata yapabilirler mi? Sanmam, bizden üstün teknolojiye sahip bir medeniyetin var oluş zamanıda bizden uzundur. Savaş tecrübeleri, onların daha iyi donanımlı ve eğitimli olacağı gerçeğini ortaya çıkararır. 
 Yenilgi kaçınılmaz mı? Evet kaçınılmaz. Bazı bilim insanları ve askeri uzmanlar gayri nizami harp taktik ve tekniklerinin direnişe katkı sağlayacağını söylüyor. Bu teoride çökecektir. İşgalcilerin lojistik sorunu olduğunu düşünsekte, ileri teknoloji kullanan uzaylı dostlarımızda sonsuz enerji, haraket halinde üretim gibi çözümleri mevcut olacaktır.
 Uzayda savaşacak teknolojimiz olmadığı sürece ikmal hatlarını sabote edemeyiz. İkinci Dünya savaşında İngiltere Amerika arasındaki deniz ikmal hattı Alman U botları tarafından sekteye uğratılıyordu. Ama bizim Uzayda çalışan U botlarımız yok.      Suikast işe yarar mı?
 Suikast gerçekleştirmek için, canlı formlu rütbeli subayların bizim ateş gücümüzün menzili içinde olması gerekiyor. Canlı formlu askerlerin yerine yapay zekaya sahip robotların var olması daha gerçekçi. 
 Uzun ışıkyılı mesafesinde yolculuk yaparken, biyolojik yaşamı desteklemek zor olacaktır. Bu basit nedensellik istila gücünün otonom silah sistemlerden oluşması ihtimali fazla. Duygulardan ve kaygılardan arınmış mekanik bir ordunun zaafı ve hatası olmaz.
 Savaş senaryosu ne olursa olsun sinema filmlerinin aksine eşit olmayan medeniyetler arasındaki rekabet birinin yok olmasına diğerinin güçlenerek var olmaya devam etmesine sebep olur.
 Anlıyoruz ki güç sonucu belirler.
 Yapılması gereken nedir?
 Olması gereken hızla ve durmadan, yayılarak ve gelişerek medeniyetin devamını sağlamaktır. Genişlemezsek daralırız. İlerlemezsek, yok ediliriz. 
 Medeniyet nasıl gelişiriz?
 Üreyerek? Sömürerek? Mal ve sermaye biriktirerek?
 Medeniyet paylaşarak gelişir. Az sayıda güçlü devletin rekabeti gelişimi hızlandırır. Çok sayıda zayıf devletin varlığı, sömürüyü getirir. Bireyin arzuları yerine toplumun menfaati medeniyetin gelişimini hızlandırır.
 Bilginin para ile satılması, ticareti arttırır, cehaleti körükler. 
 Tabular ve dini inançlar, gelişimin prangasıdır. Ölümden sonra yaşama inanmak, tembelliği ve kaderciliği ortaya çıkararır. Ölümden korkmamak, kadere teslimiyet bireyi amaçsızlığa yönlendirir. 
 Amaçsızlık ile yoğrulan insan hizmet edemez, gelişime ortak olamaz.
 Amaç bireyin basit bedensel tatmini olmamalıdır. Süper ego, egonun önüne geçmelidir.
 İnsan hataları ile insan mıdır? Hayır insan değildir. Hata yapmayı normelleştirmek, bireyin mükemmelleşme sürecini baltalayan emperyal bir siyasi oyunun fikri propagandasıdır.
 Fikri dejenerasyondan kurtulmak, tüm Dünya medeniyetlerinin gücünü arttırmak için mücadele etmesi totalde küresel gelişimi tetikleyecektir. 
 Bilim tek geçerli akçe olmalıdır. Bilim harici tüm fikirler değersizleştirilmelidir. Doğa ve öz kaynaklar korunmalıdır. 
 Ne olursa olsun. Değişmek, birleşmek, gelişime odaklanmak medeniyeti ilerletecektir. Başa dönersek etki alanımızı genişletmezsek, kendi gezegenimizi koruyamayız. 
 Sonuç !!!
 Yavaş ve çözüm bekleyen sorunları barındıran bir hasta sosyaekonomik sistemin içinde yaşıyoruz. Bilimin gelişimi yavaş ve tekel olmuş batının elinde. 
 Uzaydan gelecek bir tehditle baş edecek gücümüz yok!
 Güce ulaşana kadar çalışmak tek amacımız olmalı.
 Acınası insanoğluna uzaylıların acıması dileğiyle...
 
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 966