Bugün: 24.11.2017

Festival mi? Şenlik mi?

DÖNENCE
Bu yıl 24. sü düzenlenen Uluslararası Bandırma Kuşcenneti kültür ve turizm festivalini geride bırakıyoruz. Her yıl büyük beyeni toplayan festival bu yılda renkli geçti. 

 Etkinliklerin ardı arkası kesilmedi. Tiyatro oyunları, konserler, sergiler, paneller, söyleşiler ve akla ne gelirse Bandırma Belediyesinin organizasyonunda; sponsorların katkıları ile halka sunuldu. Bandırma Cumhuriyet meydanı, sahil dolgu alanı, Belediye sergi sarayı, Barış manço kültür merkezi halkın başlıca durakları oldu. 
 Bu başarılı organizasyon için başta belediye başkanımız Sayın Sedat PEKEL olmak üzere, başkan yardımcılarımız Dursun Mirza, Ozan Onur ve basın-yayın halkla ilişkiler müdürü Funda Öztemel`i kutlarım. 

 Festivaller modern şehirlerin vazgeçilmesidir. Bazen bir sanat dalı için yapılmış gösteri, bazen de bir bölgenin özel ürünü için yapılmış tanıtım etkinlikleri bütünüdür. En azından Türk Dil Kurumu böyle idda ediyor. 
 Bandırma festivali ise kozmopolit bir fenomen. Kültür, sanat ve tanıtım bir arada. 

 Bandırma Kuşcenneti adını kullanarak festival düzenliyor. 
Bu durumda festivalin kuşcenneti manyas gölü ile ilişkilendirilmesi gerekiyor. Ancak bu çokta mümkün görülmüyor. 
 Sonuçta kuşcenneti olan Bandırma kenti değil. Kuşlarda asit içeren Marmara Denizine gelmiyor.

 Bu durum bir çelişki yaratıyor. Çelişki bir soruyu içeriyor. Kuşcenneti Manyas gölü üle mi ilişkilendirilmeli? Yoksa Festival doğrudan Bandırma adına mı düzenlenmeli?
 Festivallerin reklam aracı olduğunu kabul edersek; dışarıdan bilgi almak isteyen bir katılımcıyı yanlış yönlendirmiş oluruz.
 
 Kuşların olmadığı bir kentte kuşcenneti festivaline gelen kuşseverlerin yaşayacağı hayal kırıklığı çok manidar olabilir.

 Festival etkinliği listesinin zenginliği karşısında hem şaşıran hem de sevinen ben, eksikleri yazmakta sakınca görmüyorum. 
 Öncelikle bir sonraki festivalin konseptinin belirlenmesi ile başlanmalıdır. 
 Bir doğa festivali mi ya da bir eğlence festivali mi yapılmalıdır? Daha sonra verilecek karar itibari ile isim ve faaliyet programı değiştirilebilir. Örneğin festival yarı yarıya kuşcenneti köyüne taşınabilir. Köyde doğal yaşam ile ilgili panel yapılabilir. Katışımcılar için tekne ile göl gezisi organizasyonu yapılabilir. Göl kıyısı karadan araçlar ile gezilebilir. 
 Köy içinde dışarıdan katılımcılar için kamp alanı oluşturulabilir.
 Gece fener alayı oluşturulabilir. Bunlarda yetmez ise konukların yiyecek ve içicek ihtiyacı köy sakinleri tarafında hazırlanan yiyecekler ile karşılanabilir. Ziyaretçiler göçmen kuşları yerinde görüp inceleyebilir. Sırf bu durumdan yararlanmak isteyen fotoğraf tutkunları festival için kuşcenneti köyüne akın edebilir. Alın size turizm. Alın size reklam.
 Ardından Kuşcenneti köyünü ziyaret eden turistler Bandırma belediyesi tarafından ücretsiz Bandırmaya taşınabilir. Bandırma içinde de etkinler devam eder. 

 Bu protatip konsept ile Bandırma Kuşcenneti festivali bir doğa festivali haline getirilebilir.

 Sadece bu kadar mı? Tabi ki değil. Bandırma Kuşcennetini sahiplenmel ile durmamalı. Ayrıca Kapıdağ yarımadasını da sahiplenmeli.
 Festival programına Kapıdağ yarımadası doğa turu eklenmeli. Bu tur sayesinde Kapıdağ ormanlarının turizme açılımı sağlanır. 
 Manastır bölgesi ve şelalaler tanıtılır. Kyzikos antik kentinin reklamı yapılır. 
 İçinde olduğumuz konsepti geliştirmek için vakit kaybetmiyelim.
 Bandırma festivali yerine Bandırma ve Erdek doğa festivali yapalım.
 Bir elin nesi iki elin sesi var. Güç birliği ile güney Marmaranın tanıtımında yol alalım.

 Bu senaryonun tersi söz konusu olabilir. Bandırma Kuşcenneti festivali sadece eğlence konseptli bir organizasyon olarak kalabilir. 
 Süresi uzar. Konser  ve gösteri sayısı artar. Tanıtım amacı yok edilir. Yerine eğlence tabanlı bir festival kalır. Bu konseptte çok tutar. Ama bir gerçek ki ilk yazdığım festival amacı, içeriği ve uygulanışı ile festival kavramını olduğu yerden alır ve başka bir boyuta yükseltir. 

 Şimdi 1 Haziranda ne yaptığımı size paylaşayım. Bandırmadan kalkıp Bursa Eskşkararağaç köyüne bisiklet ile yuola çıkmış üç arkadaş olan bizler. Eskikaraağaç leylek festivaline teşrif etmiş olduk. Her ne kadar Gezi parkı olayları yüzünden festival programı uygulanamasada; bizler orada olmaktan mutluyduk. Eskşkararağaç leylek festivvali bir doğa festivali. Leylek köyü olarak ilan edilmiş bu yerleşim yeri her sene bahar aylarında yakın çevreden gelen aktivistler ile dolup taşıyor. Çevre gönüllüleri, fotoğraf aktivistleri, gezginler, bisikletçiler, kampçılar ve günübirlik yerel turistler bu festivale akın ediyor.Göl gezisi, panel, konser, gösteri ve fener alayı. Daha belasını mı arar insan?

 İşte oldu mu oluyor. Bu durum benim başarılı festivalimin başarısını nasıl arttırması gerektiğini sorgulatıyor.

 Evet Bandırma her yıl güzel Haziran gecelerinde eğlenceye doyuyor; ancak bu yetmiyor. Festivale bir misyon yüklenmesi gerekiyor. Bu misyon bence yüzde yüz doğa olmalıdır. Çünkü Bandırma ve körfezi, Kapıdağ ve Kuşcenneti gölü kirlilik tehditi altındadır. 
 Modern Dünya`nın en büyük sorunu olan çevre kirliliği Bandırma tarafından konuşulmalı ve tartışılmalıdır. 

 Bandırma festivali iyisi ve kötüsü ile sona erdi. Yapandanda Allah razı olsun. Katılandan da. Şimdi bu güzel organizasyonu ileriye taşımak için ne yapılmaldır. Yetkililer ve sorumlular kritiğini yapmalıdır.

 Çünkü benim Bandırmam en iyisini her zaman  daha iyisini hak etmektedir. 

 Saygılarımla... 
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1484