Bugün: 17.10.2017

EY ÖKÜZLERİN EFENDİSİ


Cuma günü bir bisiklet aldım kendime. Heves ettim. Atlarım dedim üzerine. Dağ bayır, köy kent gezerim. Kısa sürede model seçipİ siparişini verdim. Bir hafta içinde elime ulaştı. Kargodan gelen bisikletimi kurmaya başladım. Tekerlek, maşaya, gidon boğaza, diskler yan tarafa. Acemide olsam, elim alyan tutuyor. İlk turumu Bandırma içinde attım.
Baktım ve gördüm; gayet güzel. Kendi kendime pazar günü için faaliyet programı hazırladım. Cumartesi çalıştıktan sonra pazar öğlen hazırlıklara başladım. Bizim ülkemizin medeni insanları öyle bisiklet, tenis bilmez. Futbolla yatar, basketbolla kalkar. Seyirciyiz Elhamdülillah.
 
Bisklete pantalon gömlek binilmez. Hele ki uzun yola gidecekseniz.
Mecbur uzun tayt, uzun termal üst katmanları giydim. Sırt çantamı doldurdum. Eğlence başlıyor.
Öncelikle uzaydan Bandırma`ya inmiş bir marslı olarak tüm kenttaşlarımızın ilgisine mazhar oldum. Taytımın içindeki estetik bacaklarıma takılan gözler hiç bitmedi. Altımızda da bisiklet!
Zaten bisikleti Jüpiterliler icat etmişti. Neyse kıyı kıyı Cumhuriyet Meydanını takiben, Çelebi liman kapısı önünden, Erdek yoluna devam ettim. Öncelikli olarak belirtmem gerek, çok tekerlekli araç sürücüleri sadece motorlara saygısızlık etmiyor.
Listelerinde bisikletlerde var. Ancak Öküz Aleyüsselam sürücüler yanında; çok kibar olanlarıda mevcut. Yanınızdan geçerken sizden uzaklaşanlar. Veya hızını düşürerek sizi rahatsız etmemeye çalışanlar. Bu duyarlı sürücülere birer güzel örnek.
Tabi emniyet şeridinden devam ederek, üstünüze çıkmaya çalışanlar da yok değil. Ben bu kişilere şehir ayısı diyorum.
 
Türkiye burası magandasız olur mu? Bağfaş fabrikası yakınlarında, mavi renk Tipo model bir araç korna öttürerek yanımdan geçiyor. Ağızlarından yavrumlu canımlı iltifatlar fışkırıyor.
Kalçalarımın bu kadar güzel olduğu bilmiyordum. O an kendimle bir defa daha gurur duydum. Allah verdi mi; hepsini veriyor. Boy, pos, zeka, beceri vb.
 
Neyse kendimi övmeyi bırakıyorum. Yola devam ediyorum. Düzlerde yönümü belkıs tarafına çeviriyorum. Burda trafik yok.
Ama tezek kokusu çok. Burnum bayram ediyor. Gönlüm seyran oluyor. Şehirden kurtulduğuma dua ediyorum. Rabbime şükrediyorum. Düzler bayırı korkunç yarısından fazlasını ayağımı yere koymadan tırmanıyorum, Ama ne çare? Belkıs sonunda bisikletten iniyorum. Yola cansız atımla derleşerek devam ediyorum. Köy ahalisine Selamün Alyküm diyorum.
Köy kahvesindeki çalışkan ve zeki gençlerin hiçbir şey yapmadan pazar günlerini öldürmesine şahit oluyorum. Yurdum gençliği ile gurur duyuyorum. Kendi kendime sesli düşünüyorum.
``Ulan Alpgün, herkes senin gibi saf mı? Spormuş, doğaymış, kültürmüş...`` sonra bisiklet pedallarına asılıyorum. Bu güzel Kapıdağ ormanlarında kayboluyorum. Ben, cansız atım ve serhoş olmaya niyet etmiş bir araç dolusu köy sakininden başka kimse yok ortada. Zaten olmasını da beklemiyorum.
Beyefendiler niyet ederek yanımdan geçiyorlar ve kibarca manastır o tarafta diyerek bana kertez veriyorlar. İçki içen adamı her zaman severim. Genellikle kendisinden başkasına zarar vermez. Birde içip adam olmayanlar var. Konumuz onlar değil. Bende kibarca yolu bildiğimi, bu bölgede düzenli hiking yaptığımı söylüyorum. Hiking sözcüğünün anlamını bilmiyorlar. Ancak yüz ifademde ki kendimden emin duruş vatandaşın yüreğine su serpiyor. Selam etle yolun açık olsun diyorlar.
 
Tam olarak artık Tatlısu köyünü, adaları ve tüm bandırma körfezini görebileceğim bir noktada mola veriyorum. Çantamdaki su torbasını Kapıdağ`ın buz gibi sularıyla dolduruyorum.
Biraz daha ilerleyip ağaçlık alandan çıkıyorum. Bisikleti durdurup sonkez körfeze bakıyorum. Ardından orman yolu üzerinde ki çağla ağacına gidiyorum. Çağlalar maalesef olgunlaşmış. Yenecek durumdan çıkmış. En fazla kemirilebilir.
 
Bende bir memeli olduğum için kemirmek istemiyorum.
 
Yol açık önümde Tatlısu`ya kadar engel yok. Basıyorum pedala Allah ne verdiyse. Toprak ve çakıllı yolda tahmini 70 km kadar çıkıyorum. Yeşile boyalı Dünyada virajlarda rüzgar ile dans etmek güzel. Sonra frenlere asılıyorum. Bisiklet olduğu yere çakılıp duruyor. Bisiklete hidrolik disk fren koymayı akıl eden vatandaşı anlından öperim. Çok kullanışlı.
 
Çok kısa sürede Tatlısu`ya giriyorum. Sakin sakin köyün içinden geçiyorum. İki genç görünümlü yurttaşımız. Yanımdan geçerken ağızlarını yayarak Allahın selamını veriyor. Özellikle bir tanesi hareket halindeyken kafasını kaskımın önüne kadar uzatıyor. Öpüştük öpüşücez. Bende gür sesimle Aleyküm selam diyorum. Vatandaş şaşırıyor. Sanırım beni ecnebi zannetmiş. Bir anda cıvık vatandaş modundan şehir delikanlısı moduna geçiyor canım kardeşim.
 
Tatlısu içinde çay bahçesine park ediyorum. Bir simit ve soda ile enerji topluyorum. Vakit kaybetmek istemiyorum. Yoluma devam ediyorum.
Sağ şeritteki otomobiller saygı ile yanımda yavaşlıyor. Erdek kavşağı üzerinden Bandırma`ya dönüyorum. Tam o sırada fırlama Güney Marmara delikanlıları dile geliyor. `` Allah kolaylık versin abiiii.`` diyorlar. Ben de sağol birader diyorum.
Kısaca kardeşlerimle halk ağzıyla anlaşıyorum. Sonra geri dönüş süresince meraklı sürücüler ilgi ile beni izliyor.
Bütün garip insanlar hayatta beni bulur. Geçen hafta İdo iskelesinde 100 kişi beklerken çapkın bir delikanlı, beni o kadar kişi arasından seçip genel ev yol tarifi almıştı. Bende kırmadım, gençlere yardımcı oldum. Pazar gününe dönelim. Yaklaşık 5 saatlik süre sonunda yine evime kavuşuyorum. Yaklaşık 40 km lik mesafe ve güneşi arkamda bırakıyorum.
 
Mutlu ve mesudum. Bugünlerde Bandırma`da bir bisiklet satışı patlaması mevcut. Yeni kurulmuş olan Bandırma bisiklet grubu bu durumun sonuçlarından bir tanesidir. Ancak yaz nedeniyle halkın çoğunlu deniz ve mangalı seçecektir. Aksi Türk milletinden beklenemez.
 
Başka bir yazıda görüşmek üzere.
 
Saygılar...   

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1154