SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 21.09.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Evrimleşen insanın kendi varlığına ihaneti...

Evrimleşen insanın kendi varlığına ihaneti...


Kendi medeniyetimize ihanet ediyoruz. Kendi doğamıza ihanet ediyoruz. Kendi benliğimize ihanet ediyoruz.   İhanetin en büyüğünü kendimize yapıyoruz. Kendi bedenimize ihanet ediyoruz.

  Sorumluluk duygumuzu, varlığımızın mevcudiyetini devam ettirene kadar hissediyoruz.

  Tüm kötülüklerden ve kötü olandan azade olana kadar inançlıyız. İnancımıza ihanet ediyoruz. Bazen o kadar zalim oluyoruz ki, kendi duygularımıza ihanet ediyoruz. Sürekli ben olma ve tüm insanlardan özel olma isteğiyle yanıp kavruluyoruz. Bunun için gerekirse tüm değerlere ihanet ediyoruz.

 Bunca hırs ve açgözlülük sonumuzu hazırlarken, her türlü ahlaki kuralı yıkıyoruz.

 Geleceğimize ihanet ediyoruz; sadece ve sadece yakın zamanda ben olabilmek için. Hafızamıza ihanet ediyoruz yaptığımız kötülükleri hatırlamamak için.

 Soruyoruz ,Hiçbir canlı bu kadar ihanet ediyor mu? Yoksa bu İnsan olmanın doğal bir sonucu mu?

 Sorular cevapları barındırıyor. Görüyoruz, seyrediyoruz ve öğreniyoruz. Bir kurt sürünün liderine baş kaldırıyor. Öyleyse düşünüyoruz. Güç ve hükmetme tutkusu hayvanlar aleminde de ihaneti, yalanı ve  kötülüğü getiriyor mu?

Hayır getirmiyor! Çünkü onların medeniyeti, ahlakı ve değer yargıları yok. İnsandan başka her canlının tek gayesi yaşamak ve çoğalmak. Ama insan öyle mi? Birçok meziyeti var. Herşeyden üstün olan türümüzün kendi yaşam alanı var. Kendi kuralları ve yasaları var. Etik var.

 O zaman tüm canlılara olan üstünlüğümüz bu kadar anlaşılır ve kabul edilirken; neden bu kadar kötüyüz?

 Paylaşmak biliniyor ama neden uygulanamıyor? Emtia saadet getirmiyor ama neden baş tacı ediliyor?

  Huzura çok çabuk ulaşılabiliyor ama neden sürekli anlaşmazlıklar, kavga ve savaşlar dünyada hüküm sürüyor?

 İnsan olarak değiştik ve geliştik. Basit tekil memelilerden gelişmiş toplumlara evrildik. Evrimin bilinmesi gereken önemli tarafı, değişim ve gelişimi sürecinin devamlılığı.

 Başka bir açıdan bakıyoruz ve ifade ediyoruz. Gelişen varlık önemli değildir. Bugün bu insandır, yarın başka bir canlıdır. Bir dünyalıdır veya evrenin uzaklarında yaşayan farklı bir yaşam formudur. Önemli olan gelişimin kendisidir.

 Tüm değerler bu gelişimin sonucunda vuku bulur. Bilgi, bilim, teknoloji, medeniyet, sanat ve spor.

 Ülkemizde tüm değerler değişiyor. Değişmekle kalmıyor geriliyor. Bilgi sahibi entellektüel sayımız nüfusa oranla çok az. Bilim zar zor emekliyor. Teknoloji biraz elektronik, biraz mekanik alanda gelişim gösteriyor ama o kadar. Medeniyetten gitgide uzaklaşıyoruz. Bireyin yaşam standartları düşüyor. Toplum olarak yabancılaşmaktan yabanileşmek arasında bir yerde duruyoruz.

 Sanat alanında yazmaktan bile korkarken; sporu lütfen konuşmayalım. Konuşmaya bile değmez. Birkaç takım sporu başarısının üstüne atletizmde alınan bir avucu doldurmayan altın, gümüş ve bronz madalyalar. Hepsi doldur boşalt bu kadar. Durum analizi yapıyoruz, ihanetin her alana sıçramış olduğunu apaçık görüyoruz. Gelişim ve değişim sürecinin maalesef durmuş olduğunu görüyoruz. Durmak bir yana sürecin tersine işlediğine tanık oluyoruz.

 Dilimizin, belimizin ve keyfimizin zevkleri arasında sıkışmış bir toplum var. Giderek Dünyadan uzaklaşan bir toplum. Korkumuz Dünya değişimine devam ederken asla yakalayamayacak oluşumuz.

 Bu duruma önce birey olarak dur demeliyiz. Toplumsal olarak refleks oluşturmalıyız. Biz refleksi olmayan bir milletiz. Tek refleksimiz cenaze namazı! En azından buna da şükür edelim derim güzel kenttaşlarım.

 Ülkemizin insan profilinde bir bekleyiş durumu söz konusu. Bize iş verecek devleti bekliyoruz. Bize aşık olacak eşi bekliyoruz. Bize sandalye getirecek garsonu bekliyoruz. Bizi yağmurdan kurtaracak taksiyi bekliyoruz. İş yerinde birbirimize bakıyoruz, birinin önmüzdeki işi yapmasını bekliyoruz. Sonrada arkadaşımızla buluşmak üzere sözleşirken diyoruz ki; aman haa sakın beni bekletme! Garip değil mi? Bu kadar durağanlığa alışmış bir halkın beklemeye tahammülü olmaması kafaları karıştırıyor.

 Silkelenme zamanımız çoktan gelip kapıya dayandı. İhaneti bırakıp değişime ayak uydurmalıyız. Değiştikçe Bireysel, toplumsal ve ulusal gelişimimiz hızlanacak. Batıyı hem batıda hem doğuda yakalamalıyız.

 Bugün biraz fazla felsefeye mi daldık diyoruz. Haftaya devam etmek için saygılarımızı sunuyoruz.

 

 Sağlıcakla Kalın...

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1084