Bugün: 24.11.2017

BİZDEN BAŞKA DÜŞMAN YOK!



Karadelikler sonsuz sıkıştırma, küçültme ve ayrıştırma gücüne sahiptir.
 Yakaladıkları her nesnesyi içlerine çekerek, yok ederler. 
 En azından biz şimdilik böyle biliyoruz.
 Bazen bir gezegen, bazen bir yıldız ya da nebulanın tamamı karadelik tarafından yutulur. Karadelik hiç bir zaman durmaz. Yorulmadan ve beklemeden görevini yapar.  Onun için zaman ve mekan yoktur. Çekim gücünden hiç bir varlık kaçamaz. Yaşamın kaynağı ışık onun için öğle yemeğinden başak birşey değildir. Yaşadığı uzayın fiziksel özelliklerini değiştirir. 
 Sadece bu kadar mı? Aynı zamanda son derece gizemlidir. 
 Oluşum süreci hariç, halihazırda evrenin bilinmeyen varlıkları arasında kabul edilir. Günümüzde yüzlerce astrofizikçi radyo teleskopları ve optik teleskoplar ile üzerlerinde araştırmalar yapıyor. 
 Eldeki veriler sorulara cevap vermeye yetmiyor. Karadelikler üzerindeki gizem bir türlü kaldırılamıyor.
 Gizem için en yakın karadeliğe seyahat etmeye gerek yok!
 Zaten mevcut teknoloji ile öyle bir ihtimal de yok.
 Çok yakınımızda, bizi bize düşman eden, bizi içten içe fare gibi kemiren, aklımızı ve bedenimizi yöneten bir düşman mevcut.
 Evet doğru tahmin edenleriniz oldu. İnsan içindeki BEN`den bahsediyorum.
 Kimileri için onun adı nefs. Bazıları için şeytan. Ötekileri için DNA ve RNA dizilimimizin bir sonucu. Evrimin kötü çocuğu.
 Kim nasıl tanımlarsa tanımlasın, en yakın düşmanımız. Yatağımızın altındaki öcü. İncir ağacı altındaki cin. Evdeki hayalet. 
 Ama başımızın belası İnsanoğlunun karşısında ki en büyük tehdit!
 En az karadelik kadar gizemli. Çok bilinmeyen denklemlerin en çözülemeyeni. Bizi hayatta kalmaya zorlarken; aynı zamanda yok eden tek dürtümüz.
 
İnsan içndeki BEN`in tatmin sınırı yok. Adeta karadelik gibi, ne kadar beslemeye çalışırsan çalışın; o hep daha fazlasını istiyor.
 Binlerce yıldır semavi dinler ile terbiye edilmeye çalışıldı olmadı. 
 Yetmedi üstüne felsefe yapıldı. Bir türlü sistemleştirilemedi. 
 Sigmund Freud kategorize edebildi. İD, EGO, SÜPEREGO isimlerini verdi. Şiddet ve kaosu tetiklediği için kanun ve anayasaların doğmasını sağladı. Bu bağlamda medeniyetin gelişiminde pozitif katkıları da oldu. 
 Ama günümüzde negatif etkileri pozitif etkilerinden daha fazladır.
 Toplum için tehdittir. Çünkü doğru şekilde yönlendirildiğinde yönetilebilir. Görüyoruz ve biliyoruz.
 Tüketim toplumu BEN`in yönetilmesinin sonucudur. 
 O, içimizdeki Ben dir. Kadın ve erkeği ayrıştırabilir. İnsanoğlunun soyunu kurutabilir. Tahmin edebiliyoruz. Küresel çapta olabilecek nükleer savaş buna örnektir.
 Sıralama Ben için İd, Ego ve Süperego ile doğru orantılı.
 Süperego bizim mantık ile karar verebilen, vicdan içinde yaşayan Biz. Yani Türkiyede cenaze namazı kılınmak üzere olan BİZ. 
 Türkiye toplumu vahşileşme yolunda hızla ilerlerken, Şeytan İD ortaya çıkıyor. Egonun alt versiyonu. Sadece yemek yemeyi, eşleşmeyi ve uyumayı bilen bir birey tipi doğuyor.
 Kültürel olarak ileri değil geriye gidiliyor. Sanattan uzaklaşılıyor. Para ve mülk için vahşi bir saldırganlık kol geziyor.
 Birlik ve beraberlik yerine ayrışma oluşuyor. Hayvanlar bile kolonileşme sistemini benimseyebiliyor. Karınca ve arılar gibi.
 Belkide biz kendimize çok güvendik kim bilir. Asıl medeniyet insaoğluna ait değil. Hayvanlar aittir. Varsın uzaya gitmesinler.
 Hzılı trenleri olmasın. Küresel iletişime sahip olmasınlar.
 Bir boz aynın bizden üstün olduğu tarafları var. Mesela sadece hayatta kalmak için öldürmesi gibi. Biz ise daha fazla milli gelir. Marinada bağlı olan yat veya daha fazla petrol için cana kıyabiliyoruz.
 İlginçtir. Tartışılması ve uzlaşılması gerekir.
 Bizim içimizde ki BEN ne zaman bizi yok edecek sorulması gerekir.

 Umarım çok yakın zamanda olur. Umarım bende bu yok oluşu, bu Homosapien kıyametini elde çekirdek tavşan kanı çay ile terastan seyredebilirim
.
 Aklımız ve vicdanımızla yaşadığımız bir Dünya`da yaşam ümidiyle, Saygılarımla...

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 633