Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Bir kitap, bir sergi, bir kent.

Bir kitap, bir sergi, bir kent.


Modern şehirlerin, krişe sözleri vardır. Yaşanası şehir der, şehir insanı. Bir yaşam belirtisi göstermese de kent, bir insana ait tanımlama yakıştırılıverilir.

 Yaşamak, yani duyularımızın bize sunduğu bilgiyi algılamak ve bu bilgiden bir sonuç ya da anlam çıkarmak. Bu sözler hepsi ortaya karışık bir tanımlamanın aktarılması değil. Bu tanım aslında son derece basit ve anlaşılır bir anlatım biçimi.
 Şehir yaşamı deyince aklınıza ne geliyor. Yemek, solumak, uyumak, iletişim kurmak, her türden olgu ve olayı deneyimlemek. İşte bu mudur? Medeniyetin beşiğinde yaşamak?

 Hayır. Bu saydıklarımızı hayvanlar doğada da yapıyorlar. O zaman bizi hayvandan farklı kılan nedir? Deneyimlerimizi pratiğe dökebilmektir. Ayrıntıyı görebilmek. Kurallar koymak ve bu kuralları korumak. Birbirimize karşı saygılı olmak. Birey olabilmek. Sanatın her dalıyla yoğrulmak. Spor yapmak. Üretebilmek. Paylaşabilmek. İşte hayvanlar ile insanlar arasında birkaç fark...

 Biz Bandırmalılar olarak çok amaçsız ve anlamsız kılıyoruz kendimiz. Adeta Masai Mara düzlüğünü modern olma iddasında ki kentimize taşıyoruz. Belgesel kanallarında seyrettiğimiz Serengetiden ne farkı var Bandırmamızın?
 Hafta sonu başlamadan yeni bir sergi açılışı gerçekleşti. Arkadaşım Vedat Şentürk belediye sergi salonunda fotoğraf sergisi açtı. İşinin ehli desem sanırım bana kızmaz. Çok da abartmış olmam açıkcası. Açılışa katılan belediye başkanımız ve davetliler haricinde Bandırma halkını pek göremedim salonda. Bandırmalı kenttaşlarım, sanattan ve emekten uzak kişiliklerine ters düşeceğini düşünerek; iştitrak etmemişlerdi.  Sergi boşta değildi. Hayal kırıklığınada uğramadım hani.
Sergide emeği geçen herkese teşekkürlerimi bir borç bilirim.

 Pazar günü Tüm Otel restorantında Gazateci yazar Engin Arıcan ve Gümrük müşaviri Yakup Ataş'ın yeni çıkan kitaplarının imza günü vardı. Saat 16.00 da başlayan organizasyona ilgi vardı. Ancak benim gözlemlediğim, Bandırma halkının bu imza gününe de fotoğraf sergisinde olduğu gibi çok ilgi göstermemiş olmasıdır. Bölge milletvekilleri, Birkaç entellektüel Bandırmalı ve Ak Parti üyeleri, sivil toplumdan bazı tanınmış kişi.  bu küçücük şehirde iki güzel kitap yazan yazarımızın imza gününe binlerce kişinin kapılarda birikmesini beklerdim.

 İşte Bandırma da emek ve yazmak bu kadar değer görüyor.
 Zaman zaman Engin Arıcan ile popülizm adına konuşuruz. Gerçekten popülist yaşam tarzı önemini yitiriyor. Bu durum son döneme damga vurmuş AK Parti hükümetinin eseridir.

 Sanat sanat için değildir. Emek halk için değildir. Emek anlayan ve talep eden içindir. Artık günümüzde emek talep eden kişi, bu emeğin hakkını para ile vermek zorundadır.
 Bu sebepten sergilenen fotoğrafın veya yazılan kitabın değeri zaten bilinmektedir. Kimseye medeni duygular dayatmak zorunda değiliz. Bir dönemler devlet politikası ile dayatılan klasik müzik yayınları gibi, her dünyevi değer bir gün hakkettiği yeri, hakkettiği kişiler ile bulacaktır.

 Bizde pazar günü kitaplarımızı imzalattık ve aldığımız kitapları okumaya başladık. Özellikle Engin Arıcan'ı bu yazdığı kitap ile kutluyorum. Bandırma, Gönen, Edincik, Erdek ve Tüm Kapıdağ bölgesinde ki Kuvayi Milliye destanını gerçek belge ve tanıklardan alınan bilgiler ile hikayeleştirmiş. Tam bir hikaye demek yanlış olur. Destan kelimesini uygun buluyorum.
 Bu Engin Arıcan'ın 7. kitabı. Bölgenin bu kadar kitap yazmış tek yazarı olması sebebiyle ayrıca kutlarım kendisini.
 
 Sevgili Arıcan bizim yolumuzu yazdığın makale, köşe yazısı ve kitapların ile aydınlatıyorsun. Gençlere bu vatanın kolay kurulmadığını her daim hatırlatıyorsun.

 Kitap yazmak kolay değildir. Çok emek ister. Heleki tarihi bir roman yazmak, uzun ve yorucu bir saha çalışmasının ürünüdür.

 Bandırma artık biraz daha medeni bir kent olma yolunda ilerlemeli.
 Bu medeniyet bilim, fen, sanat, spor ve planlı, iyi imar edilmiş bir şehir ile ilerler. Bandırma kendine sahip çıkmalıdır. Sadece kendisine sahip çıkmamalı. Körfezine, Kapıdağ'ına, insanına, yazarına sahip çıkmalı. Yerel basınına sahip çıkmalı.
 Bugün sosyal ilişkileri yok denecek kadar az olan bir toplumun beşiği olan Bandırma, yakın geçmişten saplanıp çıkmalıdır.
 İlerlemek bir şehir için kaçınılmazdır. Bir kenti ilerletecek ise o kentin akil adamları, entellektüelleri, aktivistleri, sanatçılarıdır.

 Bir başka BANDIRMA DA görüşmek dileğiyle...

  • PAYLAŞ