Bugün: 21.08.2017

Bir Dünya Fenomeni


 Globalleşme ile gelişen iletişim sistemleri, Dünya'nın sosyakültürel yapısını tekrar dizayn ediyor. Toplum mühendisleri sanal iletişim platformları üzerinden mesleklerini icra etmeye başlıyor. Diller bu yepyeni iletişim sistemi önünde diz çöküyor. Yazılı ve görsel iletişim bu yeni fenomenin silahları haline geliyor.
 Her ülke, her toplum ve her birey sanal iletişim hapisanelerinde tutuklu bulunuyor.
Peki neden bu gelişmeler yaşanıyor? Dünya her geçen gün küreselleşme ile tekil bir yapıya bürünüyor. Kültürler önce sosyal medya aracılığı ile izole ediliyor; sonra en zayıf anlarında imha ediliyor. Birey sorgulamayan ve düşünmeyen bir organizma haline gelitiriliyor. Amaç yeni Dünya düzenini önce sanal ortamda geliştirmek sonra ise fiili olarak gerçekleştirmek. Tek elden ve tek noktadan kontrol eilecek olan Dünya, insanlık adına kara bir leke olarak kalacaktır. Demokrasi gerçek anlamda yok edilecek, kişi hak ve özgürlükleri gerileyecektir. Sömürmenin yeni yöntemi mutlak kontrol ilkesidir.
 Kontrol öncelikle fikir boyutunda sağlanmalı, daha sonra gerçek hayatta uygulanmalıdır. Beden her zaman sınırlandırılabilir; ancak fikir özgür olmaya devam edebilir. Dünya revizasyonu için ilk örtülü operasyonlar aklı ve onun oğlu fikri hedef almaktadır. Akıl iki şekilde durdurulur. Asimile etmek ya da aklın çalışma kapasitesini zayıflatmak.
 İşte sosyal medya bu noktada hızır gibi toplum mühendislerinin hizmetine girmekte.
 Sosyal medya sanal bir iletişimi insanoğluna empoze etmektedir. Bu iletişim reel bire bir iletişim kadar anlamlı nitelikli olmadığından; insanın insanla iletişimi zayıfladığı için birey etkisizleştirilir. Tüm temel refleksleri körelir. Bedeni akıl yerine duygularla kontrol edilir. İnsan insanlık çizgisinden uzaklaşarak, hayvansal bir yaşam formuna dönüşür. Kendine güveni azalır. En önemlisi kendi istediklerini yerine getiremez, adece verilen ile yetinir. Verilen ile yetinmek kontrol edilmek demektir. Yuları çekilen bir at veya tasmalı bir köpek misali. Bu etkisizleştirmeye maruz kalan birey zaman içinde basit ve anlamsız bir hayat sürmeye başlar. Bu bireylerden oluşan toplumları yönetmek her anlamda basittir. Sosyal medya bir öcü değil. Ama bir lamba cini gibi. Siz ona istekler sunuyorsunuz. O ise hemen yerine getiriyor. Sizin fark edemediğiniz, onun sizi tatmin etmesi ile sizi köleleştirmesidir.
 Sosyal medyanın köleliği pek yaman bir tutsaklıktır. Kendi isteğiniz ile hapisedildiğiniz için kurtuluşu çok zordur. Bugün Dünya küreselleşmesine karşı olan tüm siyasi ideolojiler sosyal medya üzerinden organize olmaktadır.
 Sosyalistler, aşırı milliyetçiler ve anarşistlerin uğrak mekanları sosyal medya olmuştur. Özel günlerde yapılacak protestolar internet üzerinden organize edilmekte. Anti siyasi kampanyalar internet sitelerinden başlatılmaktadır.
 Oysa ki iletişimin sanalaı ne kadar yalansa; fikir savaşları da o kadar yalandır. İnsanın özgür fikrinden korunmak isteyen düzen sağlayıcılar, yine bu sanal hapishaneler ile fikirlerden de korunmaktadır.
Örneğin Atatürk'ü seven kaç kişi var? Linke tıklayınız gibi.
Eee peki tıkladık, ne oldu? Kutuplarda ki buzullar erimesin. Beğenin lütfen! Beğendik, ne oldu?
Koca bir hiç! İşte sanal direnişin sonu da sanal oluyor. Facebook bir paylaşım sitesi ama, biz onu kendimizi aklen tatmin edebileceğimiz bir fantazi sitesi haline getirmişiz. Bilmem kaçıncı karırı ile pornografik sitelerin yayınlarını durduran mahkemeler yakında facebook'u kapatırlarsa sakın şaşırmayın. Çünkü orada daha çok tatmin olan insan var. Örneğin insanlar son derece kaabiliyetsiz olmalarına rağmen çektikleri fotoğrafları ile kendilerini Ara Güler veya Nihat Odabaşı zannedebiliyorlar. Günümüzde hiç bir sergi salonunca kabul edilmeyecek fotoğraflar, sosyal medya ile tüm Dünyaya aktarılıyor.
Kişi ise bundan zevki sefaya dalıyor. Hele birde yer bildirme işlevi var ki, sormayın gitsin. İnsanlar tuvalette bile yer bildirir hale geldiler. Sebep? Sebep ben geziyorum diyebilmek. Allah akıl fikir, biraz da görgü versin.  Bu sosyal medyanın koyuna benzediğini zannediyorum.  Etinden, sütünden ve yününden faydalanmak için sabırla fikir üreten kullanıcı hesapları var.
 Kişlerin sahip oldukları işletmeler facebook hesaplarına aktarılıyor. Sonra eşe dosta beğendiriliyor. Bu da yetmiyor gruplar kurulup üyeler toplanıyor. Biz saf Türk milleti de ayıp olmaması için tüm beğenmeleri onaylıyoruz. Tüm üyelikleri kabul ediyoruz.
 Adamın Karadeniz dağlarında oteli var. Reklamı sosyal medya üzerinden yapıyor. Arkadaşlarının sırtından ücretsiz reklam sağlıyor. Vay be bu ne güzel arkadaşlıkmış. Kurban olurum ben bu salak arkaşlara. İşletme sahiplerine sesleniyorum. Varsa cebinizde para çıkın verin gerçek medyaya görelim sizi. Tatlısu kurnazlarının üremesi hızla devam ediyor. İşte sosyal medya sömürü düzeni en temelden en tavana bu şekilde işliyor.
Birde sosyal medyanın ana görevi var. Bu görev istibarat sağlamak.
 Günümüzde hırsızlar internet aracılığı ile yakalanıyor. Ülkeler sosyal medya ile işgal ediliyor. Boşaltılmış zihinlerin ülkeleri, kapitalizm tarafından ezilip geçiliyor.
Bu gün hiç bitmeyen Afganistan direnişinin temel sebebi Facebooktur.
 Çünkü bilinmeyen bireyler, sosyal medya kullanmdıkları için bilgi toplanamıyor. Kişilerin yerleri belirlenemiyor. Organize saldırılar durdurulamıyor. Afganistan, evlerde televizyon, buzdolabı ve telefon olmayan ülke. Görüldüğü üzere fakirliğinde faydası var. Bugün batı istihbarat örgütleri sosyal medya sayesinde yaptığımız dışkıyı bile biliyor.
 Bugün yabancı bir düşmana karşı ikinci bir kurtuluş savaşı başlatacak olsak, emin olun ilki kadar başarılı olamayız.
Sosyal medya garip fenomen, insanları nötralize ettiği gibi pasif kişileri aktif hale getirebiliyor. Sokakta iki kelimeyi bir araya getiremeyen vatndaş, sosyal medyada gizli gizli geliştiridiği karın kaslarının görülmesi için plaj fotoğraflarını boy boy yayınlayabiliyor. Ben bunlara at hırsızı diyorum. Ayıp olmasın diye arkadaş olduğunuz şahsın yarıçıplak profil fotosu kullanması adamın canını sıkıyor. Sanal dünyanın bile bir adabı olmalı diyor insan. Sanal dünya yuva yıktığı gibi yuva da kurduruyor insana. Arkadaşlaık siteleri üzerinden veya paylaşım sitelerinde tanışan çiftler yuva kurabiliyor.

 Hayırlı işler yaptığı oluyor sosyal medyanın. Mesela PKK ile görüşmeler Oslo yerine facebooktan yapılsaydı; daha hızlı sonuç alınabilinirdi. Facebook yüzü hürmetine barış daha kolay sağlanabilirdi. Neyse konuyu dağıtmayalım. Her ne olursa olsun insanı ve insani değerleri yok ettiği için her tür sosyal medyaya karşı duruş sergilememiz gerekli.
Her ne kadar sosyal medya kullanıcısı olsakta.

 Hayırlı günler hepinize...
  • PAYLAŞ