Bugün: 11.12.2017

Barış ve Demokrasi mi?


Barış en çok beklenen hayal mi? Yoksa kendi içinde bir paradoks mu? Barış arzu edilenlerin en büyüğü mü? İstikrar için barış gerekli mi? Barışı sağlamak için ödün verilir mi? Barış kaybetmiş olanın tesellisi mi? Yoksa Barış kazananların zaferi mi?
Barış bir prizmadır. Bakışa açınızın göremeyeceği görüntüler bağrında gizler. Tek bir bakışta anlaşılmaz amacı ve nedeni. Basit bir kelimedir. Toplumsalı vardır hiç uygulanamamış. Evrenseli vardır bir türlü vücut bulamamış. Bireyseli vardır hiç elde edilememiş. Barış arzulanan, hedeflenen ama tam anlamıyla stabilize edilemeyen bir değişkendir.
Barış birden çok tarafın uzlaşması halidir. Barış asla tüm taraflar için kazanç değildir. Mutlaka kaybedenlerin omuzlarında yükselmiş bir değerdir. Barış ödün verenlerin sahip olabileceği pahalı bir mücevherdir.
Bu mücevher, kendisine sahip olana diama yükselen maddi ve manevi kazançlar sunar. Para, huzur, sevgi, sağlık ve benzeri değerler.
Demokrasi çok olanın üstünlüğüdür. Basit matemetik ile hesaplanır.
Bir fazla bir eksikle sonuçlarına ulaşılır. Kendisi bu sonuç ile tescil edilir. Demokrasi tüm bireylerin memnun edilme çabasıdır.
Ancak çaba tanımlamasından anlaşılacağı gibi; aynı barış gibi tam olarak elde edilemeyen bir fenomendir. Göreceli, kuşkulu ve bilinmez iki değer Barış ve Demokrasi. Bu sebeptendir ki, batı ülkelerindeki birçok fikir birliği bu iki fenomeni kendi istedikleri anlamları yüklerler.
Tarihteki Roma Barışı gibi. Kan ve göz yaşı ile yoğrulmuş toprakları yüzlerce yıl yöneten Romalılar, kendileştirdikleri toplumların kontrolüne Pax Romano demişlerdir.
Demokrasi politikacıların elinde ki oyuncaktır antik tarihte. Politika, çok yüzlülük demek. Çok yüzlülerin deokrasi anlayışı ile kurdukları Dünya'nın barış ortamından hayır bekleyenler, ancak bizim kadar aptallardır günümüzde.
Gözün aydın Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti PKK ile baroş yapacakmış!
Silahlar susacakmış. Analar ağlamayacakmış. Kardeş kardeşi öldürmeyecekmiş. Türkiye milyarlarca dolarını kalkınma yerine kanlı bir terör savaşına gömdükten sonra, binlerce evledını toprağa gömdükten sonra, insanın; ''Ben böyle barışın içine tüküreyim.''  demesi geliyor.
Bir garip kardeşlik hikayesi bizim ki. Bir yanda silahsız insanları kuşuna dizecek kadar mert ve insan olan sözde gerillalar. Bir tarafta kaderin cilvesi ölen, sakat kalan, göç edip evini yurdunu terk edenlerin kardeşliği bu.
Kardeşlik adaleti sağlamaz. Adalet kendi kendini var eder. Önce vicdanlarda, sonra yasalarda. Var olan adalet ile barış ve demokrasi ayağa kalkar ve şahlanır.
Hak olan yerine gelir. Kötü olan cezasını, iyi olan ödülünü alır. Kötü olanın aldığı cezayı yasalar belirler. İyi olanın ödülü kalbin derinliklerinden gelen bir taminlik duygusudur.
Böylece vicdan terbiye edilir. Vicdanı rahat olan her insan, barış ve demokrasinin savunucusu haline gelir. Barış ve demokrasi için mücadele eder.
Adalet olmayan topraklarda yaşıyoruz biz. Suçlular cezalandırılamamış. Cezalandırmayı bir kenara bırakın. Bu suçun sahibi kişiler ile devlet masaya oturup, işledikleri suçu durdurmaları için pazarlık yapmış. Bütün Dünya önünde rezil olmuş.
Adaletin yerini yeni bin yılda barış ve istikrar almış. Bu ikiliden bir de demokrasi adında bir çocuk doğmuş.
PKK bitti. Türkiye terörden kurtuldu. Ohh ne rahat. Her şey mükemmel. Ekonomi iyiye gidiyor. Doğu illeri artık daha çok kalkınıyor. Ülkenin ayağına takılan çelme artık yok.
Başka yok olanlar da var. Mesela 30.000 insan yok. Hepsi öldü. Binlerce kişinin babası yok. Annesi yok. Amcası yok. Dayısı yok. Kardeşi yok. Çocuğu yok.
PKK ile yapılan pazarlık bitince. Hükümet Allah ile pazarlığa otursa. Acaba Allah bize ölen gencecik ruhları geri verir mi?
Yetim kalanları babalarına kavuşturur mu? Yitip giden, dağılan yuvalar tekrar kurulur mu? Olmaz değil mi? Çünkü Allah eksikliklerden uzak olandır. Onun sözü bir ve geri dönülmezdir. Yarattığı Azrail görevini yaptığında geriye dönüş yoktur. Bilmem bu söylediklerimden ne anladınız.
Fazla açık yazamıyorum. Kusuruma bakmayın. İşte Türkiye olmayan adaletin, gölgesinde barış ve demokrasisini yaşatma sevdasına düşmüştür. Boyalı demokrasi bu. Renkleri sen belirle ama okuduğunda demokrasi sözcüğü dökülsün ağzından.

Demokrasi sarı sevenler için var. Ama kırmızı sevenlerde mahrum değil bu değerden. Anlayana sivrisinek saz anlamayanın birtarafı ağrısın.
Büyük Türkiye. Kendi yanıbaşındaki paçavra giyimli, aç ve açıkta olan AK-47 li köpekler ile pazarlık yapan Türkiye. Gelecek yüzyılda Dünya'yı etkileyecek olan Türkiye. Özü sözü bir. Güvenilir, dinamik, çalışkan, öv Allahım öv.
Barış, demokrasi kardeşliğinde kazana olmaz ey halkım. İstikrarda tek kazananlar zengin olanlar ile  yalaka olanlardır.
İşini kılıfa uyduranlar. Olmadı kılıfı büyütenler. Kılıf dikmek ile para kazananlar. Pax Kapitalizm Türkiyeye göz kırpıyor. Gel diyor. Ne milleti, ne devleti? Boş işler bunlar, onurmuş gururmuş, haysiyetmiş. Devletmiş, vatanmış, milletmiş.
Gel diyor seni de entegre edelim Dünya serbest ticaretine. Al, sat, ye, iç ve yat. Bugün dalgalansın şanlı Türk bayrağı yarın allı pullu PKK paçavrası.
Ben bu Barış ve Demokrasiye giderek uyuz olmaya başladım. Acaba fazla mı bize bu
değerler?
Evet evet her şey vatan içindi askerde, şimdi her şey para için şehirde.
Bakarak görmeye çalışacağız yeni dönem gelişmelerine.

Saygılarımla...
  • PAYLAŞ