Bugün: 21.08.2017

Anayasa ve Adalet yalan mı?


Dünya ve medeniyet için gerekli kılınmış bir kurallar bütününün genel ismidir kanun. Kanunun temel koruyucusu bir üst kanun Anayasa. İkisi de araç. İki aracın bir genel amacı ise Adalet. 
 Tarihte adalet ile adları bir tutulmuş hükümdarlar mevcut. Sultan Süleyman Han, Hammurabi veya 14. Louis. İsmen daha çok sayılabilir. Hepsinin tek amacı mükemmel toplum. Sürdürülebilir medeniyet. Başarıları ancak kendi dönemlerinde. Düşüncelerini sisteme dökmüş ama gelecek kuşaklara aktaramamış liderler. Nereden mi biliyoruz. Tarih bize herşeyi anlatır. Dedikodu makinesinin kendisidir Tarih! Ancak konumuz kanun koyucu kişiler değil. Konumuz adaleti sağlayamayan erk ve toplum.
 Şimdilerin türlü yalanları var. Anayasaya göre birey... Kanuna göre kadın...
Filan mahkemeye göre çocuk diye başlayan ve hiç bitmeyen yalanlar.
Mesela anlaymadığım ve bana anlatamadıkları bir yalanın ismi pozitif ayrımcılık.
 Kadın modern Türkiye hukukunda pozitif ayrımcılığın zirvesinde. Bu pozitif ayrımcılığın sonu kurbanlık koyun gibi hergün öldürülen Ana, Eş veya Kardaş...
 Bir yalanın bittiği yer hergün seyrettiğimiz ana haber bültenlerinde. 
 Yaptık oldu! Bence olmamış! Olmayacağıda açıkca belli. 
 Yine uyuşturucudan ölen, aile içi tacize uğrayan, sokakta dilenmek zorunda bırakılan, kapkaç hırsızlık yapan pozitif ayrımcılığın sıfır noktasındaki çocuklar.
 Yaptık oldu! Bence olmamış! Olmayacağı da önceden belli.
 Adaletsizliğin zirve yaptığı insan tipi yanlız kadın ve çocuk mu?
 Ya erkekler? Ya yaşlılar?
 Adaletsizliğe her insan maruz kalmakta. Üstüne bir insan tipini diğerine karşı üstün tutmak anlayışıyla; adaletsizlik zirve yapmaktadır. 
 Mesela zengini fakire üstün tutmakta adaletsizliğin göstergesidir.
 Size bir kurgu hikaye...
 Örneğin falan bankaya gişe işlemi için giriyorsunuz. Gişe numarasını otomatik sistemden alıyorsunuz ve sıranızı bekliyorsunuz. Beklemek sıra ile olur öyle değil mi? Maalesef değil. Öncelikli kredi kartı sahibi kişi siz sırada beklerken sizden önceki numarayı alıyor ve işlemlerini sizden önce bitirmiş oluyor. 
 Siz ne yapıyorsunuz? Ağzınız açık, aptal yerine konmanızı seyrediyorsunuz.
 İşiniz bitiyor başka bir yere gitmek için aracınıza binip yolunuza gidiyorsunuz. Trafik ülkemizde hiç parlak değil. Yolda yanyana seyir ettiğiniz araç sizi sıkıştırıyor. Sonuç bir felaketle bitiyor. Küçük bir kaza gerçekleşiyor. 
 Sizi sıkıştıran araç sürücüsü hanımefendi çıkıyor. Üstelik yanında ki yolcusu da bir hanımefendi. Trafik polisi olay yerine geliyor. Alınan ifade de hanımefendi kasıtlı olarak sizin üstüne araç sürdüğünüzü söyleyince işler karışıyor. Olaydan haberdar edilen devletin savcısı size kamu davası açıyor. 
 Kasıtlı olarak adam öldürmeye teşebbüsten yargılanıyorsunuz. Siz mi? Sizde erkek olun. Anayasanın aptal pozitif ayrımcılığı sebebi ile hanımefendi sizden bir sıfır üstün.
 İşiniz gücünüz yok. Mahkeme mahkeme sürünüyorsunuz. Bu arada hakkınızda trafik magandası olarak dedikodu başlıyor. 
 Gün bitmedi! Aynı gün oğlunuzun KPSS atama sonuçları açıklanıyor. Toplam 90 üzeri puan alan oğlunuz, atanamazken. Komşunun zeka yoksunu oğlunun 50 puanla atandığını öğreniyorsunuz. Tabi siniriniz tepenizi çok çok aşıyor.
 Ertesi gün işe gidiyorsunuz. Kapı duvar. İnsan kaynakları müdürü size basit bir özür ile işinize son verildiğini sıkıla sıkıla söylüyor. Üstelik tazminatınız yok. Neden mi? Çünkü siz bir taşeron işçisiniz!!! Eşiniz de çalışıyor ama neye yarar. Tek ırmakla değirmen dönemiyor. 
 Güler misin ağlar mısın? Eve gidip ağlıyorsunuz. Ya da eve gitmiyorsunuz. Cebinizdeki son para ile bir meyhaneye gidip arkadaşlarınızla dertleşiyorsunuz. Bu arada televizyon açık haberlerde çözüm süreci ve sayın X şahsiyetin lafları kulağınıza geliyor. Yıllar önce askerlik görevini yaparken gabar dağında düştüğünüz pusu aklınıza geliyor. Son nefesini kollarınız arasında veren arkadaşınızı hatırlıyorsunuz. 
 Hışımla dışarı çıkıyorsunuz. Telefonunuz çalıyor. Kızınız hukuk fakültesini sıralamadan kaçırmış. Baba olarak onu telkin ediyorsunuz. Eve gitmek için yolda yürüyorsunuz. Efkar basıyor. Yol üzerindeki bir süpermarkete sigara almak için giriyorsunuz. Kasa sırasında başka bir adam, oğlunu bu yıl özel üniversitedeki hukuk bölümüne kayıt ettirdiğini anlatıyor. 
 Sizde para yok. Olmadığı içinde kızınız bir yıl daha ders çalışması ve sınavları geçmesi gerekiyor. 
 Oradan çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir vatandaş kolunuza çarpıyor. Arada sözlü atışma başlıyor. Siz kibarca olayı yatıştırmaya çalışırken, karşı taraf hakaretlere devam ediyor. Vee final!!!
 Ya Allah deyip kafayı adama yapıştırıyorsunuz. Bütün hırsınızı adamdan çıkartıyorsunuz. Polis geliyor. Olay yine savcıya intikal ediyor. Birde bakınız bu adam döven siz trafik magandası değil misiniz? Savcı atın içeri diyor. 
 Sizde nezaretane görme şerefine erişiyorsunuz. Olaylar uzayıp gidiyor.
 Size bir kurgu hikaye diye başladım Ama! Bu yazdıklarım sizce hikaye miydi? Gerçek miydi? Bunu da siz düşünün.
 Şimdi Anayasanın koruduğu yasaların öngördüğü düzen sağlanmış oluyor. Cahil, kaba, işsiz tarfik magandası serseri cezalandırılıyor.
 Devletin kolluk kuvvetleri ve adalet görevini yapmış oluyor. Toplumdaki bir hayvan ehlileştiriliyor. Duyan ama bilmeyenler belasını buldu diyor. Adamın eşine çocuğuna acıyarak nağmeler düzülüyor. 
 Hoş geldin Türkiye Cumhuriyeti ve Adaleti. Hoşgeldin Ehlisünnet namuslu Türkiye Cumhuriyeti halkı. Güle Güle siz ve sevdikleriniz...

 Adalet göreceli bir kavramdır. Paranın güç olduğu ülkede adalet olmaz! Devletin ve Erk`in parayı insandan üstün tututuğu ülkede adalet olmaz. Her bireyin eşit sayılmadığı ülkede adalet olmaz. Kanunların birbiriyle anlamca çakıştığı ülkede adalet olmaz. 
 Türkiye Cumhuriyetinde uzun yıllar süresince adalet yerine gelmez. Gelirse de geç gelir.
Yasaların revize edilmediği sürece aman diyim. Evinizden işinize işinizden evinize gidin. Selam almayın vermeyin. Sakın ola fikir üretmeyin. Hele ki bu fikirlerinizi bizim gibi yazmayın! 

 Ağam paşam deyin. Ölümünüzü bekleyin.

 Yeni yılınız bir defa daha kutlu olsun...

www.sonkursungazetesi.com

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 743