Bugün: 23.08.2017

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...


Yine bir yıl başı, yine yeni bir baişlangıç, yine yeni umutlar...
 Her zaman ki gibi bir yıl başı hazırlıkları tüm Dünyada başladı.
 Yılbaşının olmazsa olmazı kar, kuzey yarım küreyi kapladı.
Alışveriş çılgınlığı alıp başını yürüdü. Mağazalarda yılbaşı indirimleri, kampanyalar birbirini kovalıyor. Tüm AVMler babamızın oğlu haline gelmiş noel baba ile dolup taşıyor. Memleketin her bir köşesi yılbaşı ağaçları ile süsleniyor.

 Sadece kapitalizm değil yılbaşına hazırlanan. Siyasetçiler yılbaşı mesajları verecek. Dünya barış ve mutluluk mesajları ile dolup taşacak. İyi niyet dilekleri birbirlerini kovalayacak ve sonuçta hiçbir halt olmayacak. Yeni yıl yine açlık, yoksulluk, savaş ve acılarla gelip geçecek... Görsel medya yılbaşı haberleri ile rutin dışı haber yapmanın keyfine varacak.
 Yılbaşı sokak tacizleri, alkollü araç kazaları, eğlence mekanlarında çıkan kavga gürültü, hangi ünlü kimi nerde öpmüş gibi gibi saçma sapan haberler sihirli ekranda boy gösterecek. Birileri çıkacak biz yılbaşını kutlamıyoruz; aksine protesto ediyoruz diyecek. Ama medya bunu görmezden gelecek.
 Yılbaşı öncesi bile haberler önceki yılın kopyası olur. İstanbul yılbaşına hazırlanıyor. Güven timleri yılbaşında görev yapıyor.
 Her yıl her haber merkezinin hazırladığı yılbaşı milli piyango ikramiyesi çekilişi haberleri artık insanı bayıyor. Bir züppe haberci Nimet Abla gişesi önünde insanlarla röportaj yapıyor. Kamerayı gören vatandaş dili bülbül kesiliyor. Hayaller idealler ortaya saçılıyor. Yaşasın yıl başı.
 Yılbaşında ne olacak?

 Yeni yıla girilecek. Dünya Güneş etrafındaki turunu tamamlamış olacak. Evet bu doğru. Ama gerçek bununla sınırlı değil.
 Yılbaşı yemek yemek demek. Yılbaşı alkol tüketmek demek. Yılbaşı eğlenmek demek. Yılbaşı sevdiklerinizle beraber olmak demek.
 Yılbaşı alışveriş yapmak demek. Birbirine yok yere hediye almak. Ekonomiye can vermek. Cebinde bulunan üç kuruş parayı havai fişek gösterisine, alkole, koca bir hindiye harcamak demek. Ama olsun devletime canım feda olsun. Ne demek KDV ve ÖTVnin lafı yapılmaz.
 Yılbaşı bir gerçeği daha yüzümüze vuruyor. Sosyolojik ve psikolojik bir gerçeği.
 Muhafazakar profile sahip bir toplumun eğlenceye ne kadar aç olduğu gerçeğini bize hatırlatıyor. İçip kendimizden geçmek, karşı cinsin önünde ayılıp bayılmak, gerdan ve bel kırmak.
 Kahkahalar atmak. Saçma sapan espirilere dayanabilmek.
Aptalca tv karşısında Victoria Secret defilesi seyredip top modellere iç geçirmek.
 Eğlence dejenerasyono tüm Dünya'nın sorunu. Masa başı eğlencesini yaşam tarzı haline getirmiş bir toplumuz. Çünkü akıl ve kültür birikimimiz ancak bu kadar basit eğlencelere izin verecek düzeyde.
  Akıllı olanlarımız yok değil. Biraz akıllı olanlarımız evlerde monopoly oynayarak zaman geçiriyorlar. Evet zengin olmanın hayalini kurmaktansa, oyun oynayarak kendilerini tatmin etmenin akıllıca olduğunu düşünüyorlar. Haksızda değiller. Hayal etmek bile emek ister. Emek ise zordur.

 Yılbaşı dayatması kurbanı toplumların tek teselli bulacağı şey bu dayatmanın bir günden ibaret olmasıdır. Hani üç beş gün olsa ayvayı yedi Dünya. Bütün yılımızı yılbaşı için çalışıp kazanımlarımızı kısa sürede kaybedebilirdik.
 Yılbaşından oldum olası nefret etmişimdir. Kanım çekilir. Nefesim tıkanır o gün. Sanki çocukluğumda zorla vurulan bcg aşısı gibi. Kesin o gece bir organizasyona ortak olmalısın; olmazsan ölecekmişsin gibi.
 Hayatta en nefret ettiğim şey dayatmadır. Sevgililer günü, evlilik yıldönümü, anneler günü, babalar günü, öğretmenler günü, o günü bu günü.
 Ben birilerine neden para kazandırmak zorundayım?
 Neden birilerinin belirlediği tarihte sevdiğim insanlara sevgimi göstermek zorundayım?
 Ben sevdiklerimi zaten seviyorum. Onlara değerlerini hissettirmeye çalışıyorum.
 Ben özgürüm. Kimse benim özgürlüğümü benden alamaz. Kimse benim yaşamımı yönlendiremez. Kimse bana birşey dayatamaz.
 Çok fazla negatif duygular yaşatmadan susayım artık. Ne de olsa en makbulu konuşmayandır artık....
  • PAYLAŞ