Bugün: 21.08.2017

GELİN, AMA ÖLMEYİN!


Ülkemiz Dünya gözünde kötü bir imaja sahip. Hindi çevrimi ismi, Arap kültürü ile Türk kültürünün karıştırılması. Barbar ve kaba bireylerin yaşadığı bir toplum olarak görülmemiz. Dünyaca ünlü medya kuruluşlarının Türkiye ile ilgili her haberinde, canlı yayına İstanbul Fatihten bağlanması bu yanlış imajın devam etmesinde büyük rol oynuyor.
 Birde gelen turistlerin taciz, tecavüz, dolandırıcılık gibi olaylara maruz kalması, kötü imajımız üzerine tuz biber ekiyor.
 Bu durumun var olmasında en büyük neden yine bizleriz.

 Yabancı kavramına yabancı oluşumuz. Ben ve biz zamirlerinin fazla içselleştirmemiz, kendi küçük ülkemizde kendi halkımızla yaşamaktan başka bir kitle ile iletişim kuramamamızın sonucudur yabancı düşmanlığı.
 Gavur ya adıdır onun. Hor görülür çünkü kafirdir. Namussuzdur, çünkü namusu akılda ve fikirde arar. İyi niyetlidir ve biz insan kandırmayı çok severiz. Böylece elin adamı sözünü anarak, ecnebinin anasını ağlatırız.

 İngilizdir, bir daha gelmez deriz; 10 liralık malı 50 liraya kakalarız.
 Rustur, bunlar namus bilmez deriz; her gördüğümüz barda öpmeye kalkarız. Biraz tenhada yakalarsak daha neler neler yaparız.
 Almandır çok içer anlamaz diye düşünürüz; sahte bira ile cennete uğurlarız.
 Bizim güzel ülkemizin kendine özgü değerleri vardır. Bence değildir; ama misafirdir. Oryantaldir. farklı kültürleri içinde barındırır. Türk lokumu, baklava, kebap v.b.
 Batıda yaşayanlar için bizim ki gibi ülkeler ilgi çekicidir. Çümkü herşeyden önce batı kültüründen etkilenmemiş ve asimile olmamış bağımsız bir coğrafyadır ülkemiz. Birde bizim ülkenin bir adeti vardır ki çoğu zaman basında dillendirilmez. Çoğu zaman üstü örtülür. Ama bizim ülkemize gelince ölür kadınlar.
 Bazen soygun amacı ile öldürülür. Bazen tecavüze uğrar ve öldürülür. Ama mutlaka öldürülür. Önemli olan öldürülmesidir zaten. Failleri bazen bulunur. Çoğu zaman bulunmaz.

 Bu yabancılarda bir gariptir aslında. Barda ilk defa tanıştığı erkekle samimi olur gavur kızı. ya da ben barış geliniyim der italyan 
 Şimdi birde Amerikalı Sarai çıktı başımıza.
 Amatör fotoğrafçıymışta; Türkiyeye gelip fotoğraf çekecekmişte, falan filan.
 Siz yediniz mi? Koca çocuklarla evde, hanımefendi fotoğraf çekecekmiş. Kim bilir ne ajanıydı ve ne amaçla Türkiye'ye gönderilmişti.
 Türkiyeye ayak bastı. Durmadı Hollandaya kaçtı. Geri döndü ve başka bir sürü saçma sapan gelişme. Sonuç ne oldu? Türkiye'de bir yabancı uyruklu kadın daha başı ezilerek öldürüldü.
 Bütün Dünya Türkiye'nin ne zalim bir ülke olduğunu gördü.
 Gelmeyin kardeşim benim ülkeme. Bırakın ülkemin peşini. Neye kime hizmet ediyorsunuz? Bunların hepsi sorulması gereken sorular.
 Bir Amerikan vatandaşı öldürülürken; bir Amerikan elçiliği bombalanıyor. Canlı bomba ölüyor. Üstelik türk. Hiçbir Amerikalıyı öldüremiyor. Ölen yine türk. Aynı hafta ölen ve ölemeyen Amerikalıların hikayesi insanı hayal gücünü zorluyor.    Burnuma pis kokular geliyor.
 Neyse yine ülkemizde ilginç olaylar yaşanıyor. Tam da İmralı görüşmeleri üzerine bence ilginç gelişmeler yaşanıyor.
 Hepinize iyi günler...
  • PAYLAŞ