|
|
UTANÇ DUYUYORUM!
Kategori |
: Köşe Yazıları |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Okunma |
: 103 |
Tarih |
: 27 Temmuz 2010 11:30 |
GÜMÇED Genel Başkanı Adnan Önürmen ve GÜMÇED Bandırma Temsilcisi Engin Arıcan ile beraber Kyzikos antik kentinin ören yerine gittik. Bu gezi tamamen GÜMÇED'in plânladığı bir geziydi.
Pek çok kişi önünden geçer, ama gördüğü bataklık, zeytinlik ve üstüne kondurulmuş Düzler Mahallesi nedeniyle bu antik kentin farkına varmaz.
Kyzikos'u anlatmaya kalksak ciltler dolusu kitap yazılır, ama ben kısaca coğrafyasını anlatayım. Bu antik kentin kalıntıları, Bandırma'nın yaklaşık 8 km kadar kuzeybatısında, Kapıdağı Yarımadası'nı Anadolu'ya bağlayan dar ve alçak tombolonun kuzeydoğu yanında, deniz kıyısından içeriye doğru yayılır.
Bandırma-Erdek karayolu izlenerek berzaha gelindiğinde, kıstağın batı yanında görünen kavşakta bulunan yerden birkaç km içeride Aşağıyapıcı, Tatlısu köyleri ile Karşıyaka beldesine uzanan yola girilir ve bu kavşaktan 2 km kadar ileride, yöre halkının "Belkıs" ya da "Balkız" adlarıyla andıkları Kyzikos antik kentinin kalıntılarının kapladığı alana varılır.
Edincik'e giden yol üstünde nekropolis olarak anılan kent mezarlığı ve daha eski zamanlara ait önemsiz yapı izleri göze çarpar.
Antik Kyzikos'un ören yeri, bitki örtüsünün fazlalığından yer üstünde bulunan kalıntılarını gözden saklar. Aslında burada meydana gelen 7 ve üstü şiddetindeki depremler ve erozyon Kyzikos'un 6-7 m toprağın altına gömülmesini sağlamış. Buna bir yandan iyi bir yandan da kötü olmuş denebilir, ama bence iyi olmuş; çünkü toprak üstünde kalan tüm görkemli mermer eserler, gerek Doğu Roma'nın başkent Konstantinopolis'in imarına, gerekse Osmanlı'nın yeni başkenti İstanbul'un önemli yapılarına kullanılmak için taşınmış durmuş. Bu yetmiyormuş gibi kireç kuyuları açılarak mermerler buralarda eritilip kireç hâline sokulmuş. Bu çalışmalar Cumhuriyet döneminde de devam etmiş, taşlar kırılarak şose yollar yapılmış… dediğim gibi Toprak Ana bu antik kenti koruyor, yerin altı tarihi eser soyguncularının köstebek yuvasına çevirmelerine rağmen.
Kyzikos'tan günümüze kadar önemli sayılabilecek eserler toprak altındadır. "Temayalık" ya da "Belkıs Sarayı" denen amfitiyatro kalıntısı, "Kocakilise" denen tiyatro yeri, "Mağara" ya da "bedesten" olarak adlandırılan Hadrian Tapınağı'nın kalıntılarını görmek mümkündür. Bunun yanında az da olsa, antik kentin surlarından arta kalanlar dikkat çekicidir.
Bugüne kadar bütün değerleriyle korunamamış, çok aşınmış, tahrip edilmiş, amansız insan ve doğa tahribatına uğramış şanssız bir belde olan antik Kyzikos kenti, bir zamanlar ki o görkemini bu cılız kalıntılarında dahi gizleyemiyor. Bunu günümüze taşımak, bölge nezdinde Anadolu arkeolojisine, dolayısıyla uygarlık tarihine kendi oranında katkıda bulunmak amacıyla 1989 yılında Prof. Abdullah Yaylalı başkanlığında bilimsel arkeolojik kazılar başlatıldı. O günden itibaren on yıl, en azından antik kentin ününü Anadolu dışına taşıran Hadrian Tapınağı konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştı. Bölgenin korunması, var olan turizm potansiyelinin harekete geçirilmesi, doğal ve kültürel değerleriyle yaşatılması için gerekli önlemler alınmıştı; ama ne var ki kazılar durdu ve Prof. Abdullah Yaylalı görevini tamamlayamadı. Sonuç olarak ödenek yetersizliği, maddî imkânların kısıtlanması.
On yıl sahipsiz kalan Kyzikos ardından Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Nurettin Koçhan'ın başkanlığında hareketlendi.
Nurettin Hoca'yı dinledik. Epey dertli; onun da sorunları aynı: maddi imkânsızlık. Bu Türkiye'nin kaderi mi? Kültüre ayrılan ödenek ve kültüre verilmeyen destek. Devletin vermiş olduğu ödenekle ancak bir ay dayanabilmiş ekip, eğer destek göremezse bu aybaşında dönem kazılarına son veriyor.
Bandırma ve Erdek'te pek çok işletme var ve bu yörenin taşından, toprağından, suyundan ekmek kazanıyor. Birçok büyük işletme var, neden Kyzikos'a destek verilmiyor? Niçin kazıların daha hızlı ve daha uzun sürede devam etmesine fırsat tanınmıyor? Zaten buraya yapılacak yardım, vergiden düşüyor ve kimse zarara girmiyor. Gelin arkadaşlar Kyzikos kazı ekibine destek verin, bilim insanlarının manevî desteğe ihtiyaçları yok, ama maddî desteğe ihtiyaçları var. Burada 10 öğrenci ve ücretle çalışan 20 işçi var ve bu kazı ekibi Allah'ın güneşinde gölge yüzü görmeden insanlık için bir şeyler yapıyorlar, ama makarna ile karpuz, kavun ile de karın doyurulmaz. Biz gördük, bir de siz gidin görün ve bu alnından öpülecek insanlar ne şartlarda insanlığın uygarlık tarihine nasıl hizmet ediyorlar, yaşayın.
Bu bizim ayıbımız; bir hoca maaşını bu kazıya yatırıyorsa ben utanç duyuyorum! Hem de büyük utanç… www.sonkursungazetesi.com
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|