|
|
Stefan Zweig ve Cem Erol
Gazeteci-Yazar Arıcan'ın yazdığı Zweig makalesine Sulh Ceza'da para cezası geldi.
Kategori |
: SON DAKİKA |
Yorum Sayısı |
: 1 |
Okunma |
: 196 |
Tarih |
: 01 Temmuz 2010 12:36 |
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan'ın bir makalesinde dile getirdiği Uluslararası yazar Stefan Zweig'in Fuche kitabından yaptığı alıntının yargı konusu olması bugün para cezası ile sonuçlandı.
STEFAN ZWEİG VE ARICAN..!
Bandırma Sulh Ceza Mahkemisi'nde bugün görülen davada, Bandırma İlçe Emniyet Müdürlüğü KOM Amiri Cem Erol, Stefan Zweig'in ve Fouche'nin gıyabında Arıcan'dan kendisine hakaret edildiği ve Fouche ile örtüştürüldüğü KANAATİ ile şikayetçi olmuş ve Cumhuriyet Savcısı Talip Demirezen şikayeti yerinde görerek, Bandırma Sulh Ceza mahkemesinde dava konusu edilmiş ve görüşülmeye başlanmıştı.
Buna göre, Arıcan'ın hem yazılı hem görsel anlamda Cem Erol'a hakaret ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep ederken, Arıcan'ın kamu haklarından men edilmesi talep edilmiş idi.
1.duruşmaya katılmayan Arıcan, bugünkü duruşmaya katıldı ve şöyle dedi:
DÜŞÜNCEYİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KUTSALDIR!
" Bu dava ne Türkiye'ye ne Bandırma'ya ne de Bandırma Adliyesi'ne yakışmıyor ve çok üzücü bir dava. Ben bir gazeteci ve yazarım. Yazdığım makalede izlediğim bir duruşmanın bende yarattığı esintiyi dile getirerek, büyük yazar Stefan Zweig'in Fouche kitabından bir alıntı yapmışım. Bu davada yargılanan ben değil, Zweig'dir ve Cem Erol nezdinde Savcı Zweig'den davacı olmuştur. Buyrun, meftayı mezarından çıkartıp, neden Fouche kitabını yazdın ya da Fouche eserinizindeki düşüncelerinizden bizim KOM Amiri Cem Erol şikayetçi ve muzdarip diye yargılayın. Ben, Cem Erol'u isim olarak bilirim, oturup bir kez olsun konuşmuşluğumuz yok. Kendisi ile ilgili yazsam yazarım ya da yazdım derim. Ben, bir mahkeme savunmasının bende yarattığı izlenimi kaleme aldım"dedi.
BU DAVA BANDIRMA ADLİYESİNE YAKIŞMIYOR!
Düşüncenin ve sözcüklerin yargı konusu olamayacağını vurgulayar Arıcan, " Düşüncelerden ve sözcükler dünyasından suç ve suçlu yaratılamaz. Ama bir emniyet amirinden ya da bir başka kişiden suç da suçlu da doğabilir,bunun sayısız örnekleri var. Bu dava, bir düşünce özgürlüğü ,ifade özgürlüğü davasıdır ve bu yönüyle bu dava konusu Bandırma'ya ,Adliyeye yakışmadığı için kendi adıma değil sizler adına üzülüyorum."dedi.
SÖZCÜKLER DÜNYASINDAN SUÇ VE SUÇLU ÇIKMAZ!
Yazarların dünyasında kurum ve kişilerin özel bir yeri olmadığını belirten Arıcan, " Bizler kişisellik temelinde yazı yazmayız. Kişiler ancak yazılarımızın ya da eserlerimizin objesi olabilir. Bu dava ile kanaat yürütülerek Zweig'in şahsında bana ceza verilmek isteniyor ki, Türkiye artık bu görüntülerden kurtulmalı. Dostoyevski, Yeraltından Notlar isimli eserinde 'en büyük suçlular en iyi yargıçlardır'der. Sizin de mahkeme başkanı olarak hemen bana hakaret ediyorsunuz demeniz gerekir ki, bunun hiçbir anlamı yoktur ama bunu bugün yaşıyoruz. Oysa ki Dostoyevski'nin söyledikleri muhteşem bir doğrunun dile getirilmesidir. Çünkü, suçlular dünyası ile hergün iç içe olan bir yargıç, aslında en iyi suçludur"dedi.
ZWEİG'İ FAŞİZM ÖLDÜRMÜŞTÜ,YİNE ÖLDÜRDÜLER
Zweig'in Alman faşizminin 40'lı yıllardaki gücü karşısında insanlık adına umutsuzluğa düşerek, eşi ile intiharı seçtiğini belirten Arıcan, " Zweig'i faşizm öldürdü ve hala da öldürmeye devam ediyor. Türkiye son yıllarda kaygı verici olaylar yaşıyor. Ben, 12 Eylül faşizmi döneminde de işkenceleri, hapishaneleri, idamları, göstermelik mahkemeleri yaşamış bir kişiyim. Bunu da kitap konusu olarak işledim. Bu, şimdi bir polis şefinin ya da savcının yada bir başka kişinin çıkıp işkencelerden ya da haksız yargılamalardan söz ediyorum diye Arıcan bana hakaret ediyor demesine benziyor. Bir de bu davada tüm kamu haklarımdan mahrum edilmem isteniyor. Bu tipik 12 Eylül sendromudur, faşizmdir ve Türkiyeme yakışmıyor. Bu yönüyle Adliye ve hukuk sistemimiz de bugün en çok tartışma konusu olan olayların başında geliyor. Nelerin tartışıldığını hep birlikte izliyoruz. Hukuk ve adalet adına yaşanan olumsuzlukların Bandırma Adliyesi'ne taşınması üzüntü vericidir ve buna izin verilmemelidir"dedi.
TÜRK AYDINLARI SUSTURULMAMALI
Türkiye'de aydınların ve yazarların susturulmaması gerektiğini vurgulayan Arıcan, " Türkiye'de devlet ile içselleşmiş çetelerin varlığı biliniyor ve tartışılıyor. Bugün PKK'nın bile kimliği ve kimler tarafından kurulup, kullanıldığı tartışma konusu ise bu tartışmalarda Devlet kurumları ve kişilerin hatta ABD gibi ülkelerin adı anılıyor ise düşündürücüdür. Şuna inanın; devlet içindeki görevli kişiler zaman zaman öylesine kendilerini güçlü ve Devlet ile bir görüyorlar ki, bunlar kendilerini bile sizlerden,yargıdan üstün görebiliyorlar. Buna izin verilmemeli, yargı hiç kimsenin ve hiçbir gücün vesayetine girmemelidir"dedi.
ZWEİG'E PARA CEZASI
Bandırma İlçe Emniyet KOM Amiri Cem Erol'un Zweig'in Foushe karakterini kendisiyle özdeşleştirmesinin kendi sorunu olduğunu belirten Arıcan, "Fouche, her dönem var ve bu benim sorunum değildir. Bu hiçbir yazarın, gazetecinin sorunu olamaz. Bu,sadece kendilerini bu tip karakterlerle bir şekilde özdeşleştirenlerin sorunudur. Bugün Aziz Nesin'e Zübük ya da Züğürt Ağa'yı yazdığı için bir milletvekilinin ya da bir başka kişinin çıkıp davacı olması düşünülemez ise bende Zweig'den bir alıntı yaptım diye dava konusu yapılmamalı"dedi.
Daha önce kararı yazmış bulunan Sulh Ceza Hakimi, bu konuda ceza vereceğini belirterek, temyiz yolu açık olmak üzere, Zweig'e ve Fouche'ye para cezası vereceğini belirtti ve verdi.
ARICAN: TÜRKİYE 12 EYLÜL DÖNEMİNDE DEĞİL, OLMAMALI!
Karar ile ilgili Gazeteci-Yazar Arıcan şöyle dedi: "Bu dava Yargıtay'dan dönecektir. Aleyhte sonuçlanırsa AHİM'e kadar gideceğim ve temyiz hakkımı kullanmanın yanı sıra Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'na yazılı olarak şikeyetçi olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak, bir gazeteci ve yazar olarak hakkımı arayacağım. Türkiye, 12 Eylül Türkiyesi değildir ve olmamalı. Türkiye, Hitler Almanyası ya da Mussolini İtalyası da değildir, olmamalı. Ben bu kararı, Polis Teşkilatımız, hukuk ve adalet sistemimiz adına üzüntü verici olarak görüyorum. Kendi adıma bu kararı fazla önemsemiyorum. Çünkü, bizler yaptığımız iş gereği, bunun dünyanın her yerinde diyetini bir şekilde ödeyen, ödettirilen insanlarız. Bu; demokrasi ve özgürlük, adalet adına üzüntü verici karar, ülkeme, Bandırma'ya ve Bandırma Adliyesine hayırlı olsun"dedi.
serap
[ 01 Temmuz 2010 14:59 ]
Bunları okuyunca resmen dehşete düştüm. Bu konuda yorum yazabilmek bile ürkütücü.Bir tarafından emniyet şefi var bir tarafında savcılar hakimler. Engin Arıcan ın başına birşey gelirse hiç kimse şaşırmasın. Engin Arıcan a geçmiş olsun diliyorum.Aslında Zweig e de geçmiş olsun.
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|