| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Cumhuriyetçi kadınlardan çarşaf açılımına okkalı tokat
Cumhuriyet Halk partisi Mersin İl örgütü Kadın kolları’nın Hilafetin kaldırılmasının yıldönümünde gerçekleştirdikleri temsili Kara Çarşaf yırtma eylemi, CHP’li büyük bir kesimin onaylamadığı ancak Çağdaş ve Kemalist bir Türk Kadını olarak benim onayladığım bir eylem..
CHP lideri Baykal’ın iktidar çaresizliğinden ne yapacağını bilememenin sürüklediği yanlış yolun uzantısında her çağdaş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine , Cumhuriyet İlkelerine sımsıkı bağlı kadınları elbetteki gün gelip isyan ettirmesi beklediğim bir durumdu. sembolik de olsa böylesi anlamlı bir eylemin öncülüğünün CHP çatısı altında gerçekleşmiş olması Baykal’a rağmen, Cumhuriyet ilke ve devrimleri adına umut verici.. Az sayıda da olsa CHP örgütü içinde çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin imarı Mustafa Kemal Atatürk’ün geçmişte verdiği mücadelenin gerçek anlamda farkında olan, özümseyen bir kaç kişinin var olması elbette ki Cumhuriyet adına umut verici. CHP Mersin İl Örgütü Kadın Kollarının Cumhuriyet inancıyla dolu 11 ‘Atatürk Kadını’ nın yaptığı Çarşaf yırtma eylemi tabi ki ödülsüz kalamazdı. CHP’nin Türkiye’deki her il ve ilçe örgütünde tartışmasız benzer tavırlar içinde olduğu gibi, Mersin’de de Kara Çarşafın ne anlam taşıdığının idrakında olan Cumhuriyetçi Kadınlar, Baykal’ın 29 Mart seçimleri öncesi Karaçarşaflı bir kadını Parti rozetiyle ödüllendirmesine nazaran, ne yazık ki disiplin cezasıyla ödüllendirileceklerdi ancak; Atatürkçü kadınlar CHP’ye bu zevki tattırmadan istifayı bastılar! CHP, kimliğini her geçen gün yitiren ve açılımlarla yeni kimlik arayışına düşmüş bir parti olmaktan kurtulamıyor. Kendine faydası olmayan ülke insanına faydasından çok zararı olur düşüncesindeyim. İç çekişmeleri bitmeyen bir partinin, altı ok’unu faşizme teslim ederek ruhunu kaybetmiş bir partinin cansız bir et yığınından farkı var mıdır? Değişimin gücü sloganıyla mitinglere çıkan CHP değişmiştir evet!.. Önce ilkelerinden kopmuş, lider diktacılığı ve yaptırımıyla parti içi kayıplara yol açmıştır. Kafa koparmakta üstüne bir parti daha tanımadım CHP’nin içinden çıkmış ve bir dönem ilçe yönetiminde görev almış biri olarak... partisinden her ayrılan dışarıda konuşur, yazar, çizer mi? Tabi ki hayır! Bu, Partinin ilkelerini yitirmesine, özgürlükleri kısıtlamasına, kafa koparıcı, faşist zihniyeti, Atatürkçü çizgisinden, Cumhuriyet ilke ve devrimlerinden uzaklaşmasına bağlıdır! Çünki, CHP gibi bir partiye üye olmak için gelenin kafasında tek düşünce vardır: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün kurduğu partidir! Umduğunu bulamayan konuşmalıdır zaten! Geçmiş dönemlerde sağcı-solcu ayrımı yaşatıldı gençliğe ve halka.. CHP, sol diye yutturuldu bir çok kesime. Ecevit’in döneminde bir nebze de olsa Sol’u yaşadı CHP. Faşist denince ise ülkücüler, MHP, ilk akla gelendi. Devran döndü gün geldi ve CHP, faşizmde MHP’yi solladı. Öyle bir solladı ki, Kemalizm’de, Cumhuriyet İlke ve Devrimlerinde sağlam tutarlılık sergileyen MHP’nin karşısında el etek öpecek duruma geldi. YÜREKLER’E ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN SARSILMAZ OKLARI SAPLANMAMIŞSA, RUHUN CAN BULMASI İÇİN BEDEN ARAYIŞINA GİRERKEN, KENDİ CANLARINI (Atatürkçü Cumhuriyetçi Çağdaş Kadınlarını) KAYBEDERSİN! CHP, Kara Çarşaflıya samimiyetsizce rozet takacağına, ruhunu Atatürk ve Cumhuriyetle beslemiş insanlarına sahip çıkmayı öğrenmelidir! CHP ÇATISI ALTINA GİRECEK VARSA, AÇILSIN DA GELSİN!diyorum! Mersinli Cumhuriyetçi kadınların tepkisini hilafetin kaldırılışının yıldönümü yanısıra, CHP’nin Çarşaf Açılımına bir karşı duruş olarak nitelendiriyorum. TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın dikkat çekici açıklaması pek de şaşırtmadı beni:“Hepimizi sevindiren bir açılım yapan CHP, dün Mersin’de rozet taktıkları çarşafları yırttılar, ayaklarının altında çiğnediler ve çöp sepetine attılar.” Evet, altı çizilecek sözler bunlar. Kadınların yırttıkları Siyah bez parçaları sembolik olarak, hilafetin kaldırılışının yıldönümünde 21.yy.da Atatürk Cumhuriyetinde, üzücüdür ki sokaktaki çoluk çocuğun bile haberdar olduğu bir takım tarikat mensuplarına ve islam dinini ayaklar altına alan bir takım cübbelilere, islam diniyle alakası olmayan kara çarşafa, Türkiye’nin her köşe bucağında karşılaşabileceğiniz, gözlerini bile zorlukla görebileceğiniz, baştan ayağa siyah örtülü, kadın ya da erkek olduğu anlaşılamayan bir takım insanlara, işin gerçeği; Cumhuriyet’in köküne dinamit koymanın derdinde olan ŞERİAT ÖZLEMCİLERİNE ve bunlara imkan tanıyanlara karşı bir başkaldırı niteliğindedir. Bülent Arınç’ın onur meselesi yaparcasına ve neredeyse Baykal ve Grubundan bir özür beklercesine “bu yapılan eylemin onaylanmadığını duymak istiyoruz.”istemi ve telaşı şaşırtmadı; Şeriat bayrağı mı çiğnendi ? Nedir bu telaş? Ve Bülent Arınç devam ediyor: “Türk kadınının bir bölümünün giysisi olan, bir kıyafeti ayaklar altında çiğneyerek çöp sepetine atmanın ne cumhuriyet ile, ne halkla, ne de Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgisinin olmadığını ve bu yapılan eylemin onaylanmadığını duymak istiyoruz.” Sayın Arınç, o kara bez parçalarını madem ki sadece Türk kadınının bir bölümünün giysisi, bir kıyafet olarak nitelendiriyorsanız, yırtılmasında çöpe atılmasında ayaklar altında ezilmesinde yani; bir bardak suda kopardığınız bu fırtına nedir? Neden onur meselesi yapıyorsunuz? size ne kadınların, siyah ya da pembe giysi kumaşını yırtmasından? Sonra, size ne;Türk kadınının bir bölümünün ne giydiği, hangi kıyafeti giydiği sayın Arınç? Siz Türk kadınlarının bir bölümünün avukatı mısınız? Geçen yaz, kumsalda güneşlenirken kadının biri geldi arkadaşımın bikinisini cart diye yırttı.Ayakları altında çiğnedi. Saç baş birbirine girdiler. Gerekçesi; “bu bikininin rengi ve modeli beni rahatsız etti.” oldu. Şimdi; Türk kadınının bir bölümünün giysisi ve kıyafeti bu bikini. ve aynı renk ve model bikiniden bir çok beden numarası ve sayısı var. NE OLACAK ŞİMDİ SAYIN ARINÇ? KARA BEZ PARÇASININ NAMUSUNUN KURTULMASI BAYKAL’IN AÇIKLAMALARIYLA SİZİ RAHATLACAK BELKİ, ANCAK; YIRTILAN VE AYAKLAR ALTINDA ÇİĞNENEN BİKİNİNİN NAMUSUNU KİM KURTARACAK? EE..BİKİNİ DE TÜRK KADINININ BİR BÖLÜMÜNÜN GİYSİSİ ...?! AYNI ŞEKİLDE BİR BLUECİN YIRTSAYDI KADINLAR, AYNI TEPKİYİ VERİR MİYİDİNİZ SAYIN ARINÇ ?! ELBETTE VERİRDİNİZ, ÇÜNKİ; BLUECİN DE BİR AMERİKAN PAÇAVRASI.?! Her ülke içinde bulunduğu yüzyıla yakışır vatandaşlarla yükselebilir! Bilimin, Sanatın her alanında bilgi ve görgü sahibi deneyim sahibi kuşaklarla ancak yükselebiliriz. Giyinmek bir sanattır. Biz, çağdaş bir ülke olmak zorundayız. Erkeğe Cübbe ve sarık, Kadına Kara Çarşaf..?! Tanrı aşkına , inkılâbı yapılmış ya da yapılmamış olsun; BU ÇAĞDA , BU TÜRKİYE TABLOSU anormal değil midir? MUSTAFA KEMAL’i çok ama çok iyi tanımak , anlamak, özümsemek, okumak gerekiyor. *** İPEK ÇALIŞLAR’ın ‘LATİFE HANIM’ından bir kesit,... ... Dış basın bu kıyafetleriyle ilgili şöyle haber yapmış: Bayan Kemalin giysileri bir reform çağrısıdır… Erkek gibi giyinişi, mahmuzları, çizmeleri fütursuz spor başlığıyla Müslüman kız kardeşlerini şaşırttı… O liderin eşi olarak değişimin canlı bir örneği… Ve Türk Kadını imajı, üzerinde zorlamadan, hem Mustafa Kemal’in, hem Latife Hanımın birlikte aldıkları kararlar doğrultusunda, evrimleşerek çağdaş bir değişime uğramasının anlatıldığı bu satırlar, anlamlı bir mesaj diye düşünüyorum: ........... Latife Hanım ve ailesinin o günün Anadolu kadınlarının giyim tarzından çok farklı, daha modern kıyafetleri tercih ettiğini görüyoruz. Latife Hanım ve ailesindeki kadınlar ne cumhuriyet öncesi ne de sonrası peçe, çarşaf ya da başörtüsü takmıyordu. Dış basın Muammer Bey'i "kızlarını katı İslam geleneklerine göre yetiştirmeyi reddeden güçlü bir tüccardı" şeklinde tanımlıyor. Evlilikleri sonrası Mustafa Kemal, Latife Hanım'ı gerek giyim kuşamıyla gerekse de örnek bir aile modeli sunmak amacıyla gittiği seyahatlerde sürekli yanında götürüyordu. Bu gezilerde, kadınların sosyal hayatta yer alması gerektiğine ve tesettürün kadını toplumun dışına ittiğine dair pek çok mesaj veriliyordu. Latife Hanım halkın önüne çıkmak için ilk zamanlarda çarşaf giyse de hiç peçe takmamıştır. Giyim tarzı ise zaman içerisinde evirilmiş çarşaftan, Latife Hanım ve Mustafa Kemal'in ürettikleri rusbaşı diye tabir edilen -enseden bağlanan- şekle dönüşmüştür. Dış basın bu kıyafetleriyle ilgili şöyle haber yapmış: Bayan Kemalin giysileri bir reform çağrısıdır… Erkek gibi giyinişi, mahmuzları, çizmeleri fütursuz spor başlığıyla Müslüman kız kardeşlerini şaşırttı… O liderin eşi olarak değişimin canlı bir örneği… Peçenin kaldırılması için bir model. Mustafa Kemal, Latife'yle yaptığı bir dizi yurt gezisinde ise Latife Hanım'ın giyim tarzı tepki uyandırmış, bunun üzerine Adana müftüsünden giyim tarzının şeraite uygun olduğuna dair fetva çıkartılmıştır. Latife Hanım'ın o günlerde siyaset icabı, görev bilinci ve fedakarlığıyla örtündüğünü,o günlerin Türkiye'sinde örtülü gezmesi daha fazla kabul gördüğü için örtündüğünü görüyoruz.Latife, 'kadınlar açılsın' propagandası sürerken siyaset icabı örtülüydü ve bu konuda Mustafa Kemal ile sık sık siyasi ortamı gözden geçirdikleri, Latife'nin de "artık bu örtüden kurtulmanın zamanı gelmedi mi?" diye sorduğu anlatılıyor. ........... CHP, CHP geçmişiyle mi hesaplaşıyor? Yoksa uzlaşmacı bir tavır mı sergiliyor. Türkiye Cumhuriyetinin anayasası açıktır! Mustafa Kemal’in beyanları bellidir. Kesindir! Tarikatlar Demokrasinin bir parçasıdır” diyen CHP zihniyeti,bu konudaki tavrı kesin ve belli olan CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal’le mi hesaplaşıyor? Altı oku lâisizme indirgeyenler, altıokun en önemli unsurlarından biri olan Devrimciliği de yoketmenin derdine düştüler. Israrla Türkiye ‘de birileri Türbanın eğitim kurumlarına sokmanın mücadelesini veriyor.. devlet kurumlarına, siyasi yaşama türbanı yerleştirmenin mücadelesini veriyor. Burada amaç bellidir; kişisel özgürlük tanımlaması ardına sığınılarak hedefledikleri Cumhuriyet ve ilkeleridir. Cumhuriyet devrimlerini, ilkelerini ve din temasını siyasi pazarlık konusu yapan AKP’nin yanısıra , Cumhuriyeti kurmuş bir parti olan CHP de kendini inkar edercesine, geçmişiyle hesaplaşırcasına iktidar uğruna kapılarını tarikatlara, türbana, çarşafa açmıştır. AKP’nin seçimler öncesi, türbanlılara üniversite kapılarının açılacağı sözü havada kalmış, türban-kadın ve islam siyasi obje haline getirilmiş, sadece inancı doğrultusunda ve kişisel özgürlüğüyle türban takmış bir sürü kadın adeta siyasi islamın bayrağı olarak kullanılmıştır siyasi zeminde! Göçlerle gelip varoşlarda zorlu yaşam mücadelesi veren, kadın, çocuk ve erkeklerin ilk çaldıkları kapı yine tarikatlar olmuştur. Ve en tehlikelisi ummadığınız yerde karşınıza çıkıp şeriat savunuculuğu yapan, beyinleri işlenmiş küçük çocukların izlediği yoldur. Halk üzerinden siyasi rant sağlayanlar elini halktan çekmelidir. Türbanlı kadınlarımız, “siz bizim türbanımızı, inancımızı siyasi pazarlıklarınıza alet edemezsiniz” diyerek kişisel özgürlüklerinin arkasında durmalıdırlar! Türban, kişisel özgürlükse ve sadece giyim tarzı ise, alet olmamalı öyleyse siyasi oyunlara. Bugün CHP’nin AKP’den farkı kalmamıştır. Mustafa Kemal’in kurduğu ve Cumhuriyeti kuran bir parti bugün, “tarikatlar Demokrasinin bir parçasıdır” söylemiyle; onlara bu kadar özgür konuşabilme hakkını Cumhuriyeti kurmakla, devrimleri hayata geçirmekle temin etmiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün onurlu mücadelesiyle, ilkeleriyle, devrimleriyle hesaplaşma içerisine girmiştir! tarikat yanlılarından alacağı üç beş oy uğruna Atatürk’e ve ilkelerine, Cumhuriyet değerlerine sımsıkı bağlı insanları kaybetmekten rahatsız dahi olmayan, kafa koparır gibi bir çırpıda gözden çıkaran, LÂİKLİĞİ ve DEVRİMCİLİĞİ çiğneyip geçen CHP’nin, Atatürk Cumhuriyetine bozgunculuktan başka bir icraatı olamaz!
MEGA SEPTİK
[ 17 Mart 2010 19:10 ]
Merkezin haberi olmaksızın bir avuç kadının gerçekleştirmiş olduğu bu münferit olay CHP nin tümüne mal edilemez.Hoş esasında özde güzel olmuş ancak sözde(görüntüde) şık olmamıştır!Ayrıca hiç kimsede devrimlerden taviz vermemiştir,vermemizde düşünülemez.Zamanımız ar yılı değil kar yılıdır.Düşmana aynı silahla karşılık vermek gerekirmiş.Yoksa ilkelerimiz var diye tutturup, "doğrucu Davut'u" oynamaya kalkarsanız işte dedikleri gibi 40 yıldır iktidar olamazsınız.Zira karşınızda mert bit düşman yoktur.İsmet İnönü ne demişti? "Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır".Şimdi bu lafı istediğiniz yere koyunuz.Bu vesileyle ismet İnönüyü rahmetle anarken,İsmet İnönü'yü tanımayıp işkembei kübradan atan nesiller için bir hatırlatma yapmadanda geçemeyeceğim.....İkinci dünya savaşı yılları sırasında,bir ekmek kuyruğunda kendisine "paşam bizi ekmeksiz bıraktın" diye seslenen bir çocuğa,İsmet paşa gülümsedikten sonra şöyle der:Evet sizi ekmeksiz bıraktım ama Babasız bırakmadım"!.Dedelerimiz bu ufak çocuğun fazla bir şey anlamadığını ama çevresindeki insanların bu sözden sonra hüngür hüngür ağladıklarını rivayet etmektedirler. nuri karakaş
[ 11 Mart 2010 10:34 ]
doğru bir tesbittir.oy uğruna ATATÜRK devrimlerinden bırakın vazgeçmik taviz bile vermek sözkonusu olmamalıdır.katılıyorum. Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
SONKURŞUN GAZETESİ Tüm Haber ve Resimlerin Telif Hakları Saklıdır. İzinsiz yada Kaynak Belirtmeden Kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||