|
|
ONLAR GÜNEŞE GÖMÜLDÜLER -1-
Kategori |
: Köşe Yazıları |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Okunma |
: 90 |
Tarih |
: 09 Mart 2010 11:45 |
Deniz Gezmiş, bir grup arkadaşı ile birlikte ilk üniversite işgalini başlattığı zaman, daha sonra efsaneleşecek olan bir kuşağın temellerini attığını bilemezdi…. Bu kuşağın önde gelen bütün isimleri hâlâ genç insanları esinlendiriyor. Denizler'in, Mahirler'in, İbrahimler'in anıldığı, kimi zaman görkemli, kimi zaman mütevazı toplantılarda bütün devrimci kuşakların yaşayan temsilcileri hâlâ yan yana gelmeye devam ediyor. Günümüzdeki moda akımlar ne olursa olsun, "devrim" sözcüğü ne denli gözden düşürülürse düşürülsün, "sosyalizm"den sanki çok eski bir anıymış gibi ne denli kimi zaman alaylı, kimi zaman "nostaljik" edalarla söz edilirse edilsin, kitapçı raflarının önünde duran genç kız ve erkekler, sağ elleri Fukuyama'ya gitse bile, sol elleriyle Denizleri, Mahirleri, İbrahimleri anlatan kitapları alıyorlar. Peki, 68 kuşağı nerede?
Çok doğal! "Ölenler öldüler, güneşe gömüldüler..."
Ya bugün yaşayanlar? Bugün onbinlerce ve yüzbinlerce "68 kuşağı" dönemini görmüş insan yaşıyor.Ama artık bu onbinler ve yüzbinler bir "68 kuşağı"olarak hayatta değiller. Türkiye'nin çorak toprakları 68 yılında yıkılan barajdan seller gibi akan bu kuşağı iki askeri darbe, onlardan da ağır bir "ideolojik kuşatma"ile yuttu.
Yaşamıyor, ama bu kuşak hâlâ var!
Bilinçlerde, yüreklerde, resmi olmayan tarihte, gençliğin türkülerinde, şiirlerinde, öykülerinde... Denizler'in, Mahirler'in, İbrahimler'in 68 gençliği, emperyalizme karşı başkaldıran bir gençlikti. Onların bıraktığı miras, gençliğin idealleri, halkın özgürlüğü uğruna can da dahil, her türlü bedelin ödenmesiydi.
Batı burjuvazisi, kendi 68 gençliği ile bir şekilde uzlaştı. Onların yaratıcılığını ve enerjisini rutin düzenini yenileme biçiminde değerlendirdi. Demokrasinin sınırlarını genişletti. Batı da bugün hâlâ demokrasiden bahsediliyorsa, bu 68 kuşağının bıraktığı miras ve kadrolaşma ile yakından ilgilidir.
Türk egemenlerinin yöntemleri ise son derece kıyıcı oldu.
Ülkeye ve halka bağlı, en yetenekli ve atak devrimciler hunharca katledildi. Denizler idam edildi. İbrahimler en ağır işkencelerden geçirilip kaybedildi. Nurhak'larda ve Kızıldere'de devrimcilerin kanı oluk oluk akıtıldı.
Öyle ki dünyanın hiçbir ülkesinin egemen sınıfı, kendi gençliğine karşı bu denli düşmanlık gütmedi.
Egemen sınıflar, toplumun geleceğini Denizler'in şahsında yok ederek, bu suçun bedelini ülkeye ödettiler. Toplum isteyerek ya da istemeyerek egemenlerin suçlarına ortak oldu. Ükenin sorunlarıyla ilgilenen gençlerini düşman görme ve geleceğin suçlarına yeni genç kuşakları ortak etme politikalarına "BİAT" etti.
Oysa ki…..
78'liler Türkiye'yi ve Türkiye toplumunu bu noktaya getiren tüm kırılma noktalarının gerçeğini, dosyalar, şiirler, konferanslar, roman ve öykü biçiminde kamuoyunun gündemine getirmeye devam ediyor.
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|