| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Arıcan: Sen neymişsin be ağbi..!!!
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, Bandırma'da Pekel ve yönetiminin basın hak ve özgürlüklerine yönelik saldırıları, tehdit ve şantajcılığını değerlendirdi.
Geçtiğimiz günlerde Güney Marmara Gazeteciler Cemiyeti’nin (GMGC) Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleşti. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantıda Bandırma ve bölge basın ve yayın yaşamı ile ilgili bir çok şey sırasıyla masaya yatırıldı, konuşuldu,sorgulandı ve tartışıldı. Bu konuların başında, Bandırma Belediye Başkanlığı ile yerel ve bölgesel basın ve yayın organları, basın çalışanları arasındaki ilişki örgüsü de vardı. ERDOĞAN’A TEPKİ GÖSTERENLER, BANDIRMA’DA AYNI SUÇU İŞLİYOR! Öncelikle belirtelim: Bu konu,siyasal partilerin aklığı ya da karalığına endeksli özgün bir siyasal sorun değildir. Dikkat edilirse, Başbakan Erdoğan’ın yaygın basın ve köşe yazarları ile ilgili açıklamaları ve gazete sahiplerinden “belli” yazarları kovması talebi, kamuoyunda ve yaygın basında, basın ve yayın kuruluşları ile basın örgütlerinde sert tepkilere neden oldu. AKP’nin yaygın basın ve yayın organları ile iktidarının ilk günlerinden bugünlere taşınan sorunlar ve sıkıntılar yeni değil. Yıllardır biliniyor ve yaşanıyor. Türkiye’de son yıllarda literatürümüze yerleşmiş “yandaş basın” kavramı, AKP döneminde prim yaptı. Öyle ki, bu kategoriye giren yazılı, görsel ve işitsel medya alanı kamusal olanaklarla öylesine genişledi ki, muhalif basın ve yayın kuruluşlarının sesi bile zor duyulur oldu. Ama, iktidara bu yetmiyor. Başbakan Erdoğan, iktidarına ve partisine muhalif olan gazetecilerin, köşe yazarlarının aynı Emin Çölaşan gibi işsizliğe terk edilmelerini istiyor. Dikkat edilirse, AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın bu rahatsızlığına ve sansürcü, otokratik basın anlayışına demokrasi ve özgürlük adına karşı çıkanların başında CHP ve CHP lideri Deniz Baykal geliyor. Ancak, genelde yaşanan bu sorun ve sıkıntı, Ankara’nın puslu iktidar kavgalarından uzaklaşılıp, yerele yöneldiğinizde nitelik ve renk değiştiriyor. Örneğin, Bandırma..! BASIN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE SALDIRMA ALIŞKANLIĞI 29 Mart yerel seçimlerinde Bandırma’da belediye başkanlığını kazanmış CHP ve Başkan Pekel ile ekibinin yerel basın ve yayın organlarına, basın çalışanlarına yönelik politikaları son bir yıldır sürekli olumsuz yönde sorgulanıyor ve değişik tepkiler alıyor. Eğer, sorun “yandaş basın” ve “yandaş gazeteci” üretmek ve türetmek ise, AKP iktidarı genelde ne yapıyor ise, yerelde de CHP’nin belediye başkanlığını kazandığı yerlerde basınla ve basın çalışanları ile benzer ama farklı sorunlar yaşanıyor. Örneğin, Pekel ve yönetimi, daha 28 Mart yerel seçimleri öncesinde Bandırma basın ve yayın organlarına ve basın çalışanlarına yönelik farklı hatta provakatif bir karar ve eylemlilik süreci izledi. Bandırma CHP’de yaşadıklarımız ve yaşananların niteliği mahkeme kararı ile belgelendiği ve sonuçlandığı için dün yaşandığı gibi, spekülatif yorum yapılacak hali de yok. Herşey açık ve somut.. 28 Mart yerel seçimleri sonrasında da iktidara seçilen CHP ekibi ve Başkan Pekel ile yönetimi, yaklaşık 1 yıldır kent basın ve yayın yaşamından, iktidarları ile ilgili yapılan haberlerlerden, yazılan yorumlardan, hatta haber başlıkları ve kullanılan fotoğraflara kadar müzdarip ve tepkili. Kuşkusuz, bir iki istisna hariç...! YANDAŞ ÜRETME VE TÜRETME ÇABASI!!! Sorun; bir yerel iktidarın genelde basın ve yayın yaşamından, yazılıp çizilenlerden rahatsız olması değildir ve bu olabilir de. Ancak, son 1 yıllık süreç bu yöne ile irdelendiğinde, Pekel ve yönetiminin sorun ve sıkıntısının hoşnutsuzluğunun bununla sınırlı kalmadığını, bir yandan “yandaş” üretmeve türetme çabası içersinde gayret sarfederken öte yandan da bizzat kentimizdeki basın ve yayın kuruluşlarının sahip ve yöneticilerine yönelik zaman zaman tehdide varan şantaj ve tehditlerde bulunduğu, yerel yönetim olanaklarıyla çeşitli cezalandırma yöntemleri içersine girdikleri biliniyor. Örneğin; -Böyle habercilik, gazetecilik olmaz.. -Bu haberin başlığı ne böyle!? -Bu resmi kasıtlı koymuşlar! -Böyle köşe yazısı mı olur!? -Olumsuzlukları haber yapıp hep eleştiriyorlar ama bir tane olumlu haber yapmıyorlar. Bu tepkiler, bilenen ve zaman zaman yazdığımız, kamuoyu ile paylaştığımız tepkiler. Bir de; kamuoyu ile paylaşmaktan bizlerin de imtina ettiği, yerel yönetim kaynaklı zorlama ve tehditler, ikili görüşmeler, verilen vaatler ile doğrudan ya da dolaysız basın ve yayın yaşamına yönelik fiili müdahaleler var ki, bu süreci de tüm yönleri ve içerdiği ilişki türevleri ile ilgi ile takip ediyoruz. BASIN VE BASIN ÇALIŞANLARI İKTİDARLARIN PASPASI DEĞİLDİR! Evet, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, ülkemiz basın ve yayıncılık yaşamının gerek geneli ile gerekse de yereli ile iktidarlara endeksli geliştirilen bu baskıcı ve anti-demokratik anlayış ve uygulamaların özelde şu veya bu parti ile alakası bire bir yok. Ha AKP ha CHP..! Hepsi aynı.. Bir atasözü vardır; Dinime küfreden bari müslüman olsa, denir. Basın hak ve özgürlükleri konusunda AKP’yi ve Erdoğan’ı eleştirenlerin, demokrasi ve özgürlükler konusunda havari kesilenlerin yerel de iktidarları oldukları kentlerde basına ve basın çalışanlarına karşı sahip oldukları anlayış ve uygulamalara ne demeli..!? DEMOKRATİK BİR TALEBİ PİÇ ETMENİN ARAYIŞI!!! Bilindiği gibi, GMGC, Dr.Halil Ünlü’nün başkanlığı döneminde eski İskele binasında eski Belediye binasının giriş katında konuşlanmış ve faaliyetini yürütüyordu. Öztaylan’ın başkanlığı döneminde söz konusu binanın tadilatı alınması nedeniyle, geçici olarak ve tadilat bittekten sonra yeniden dönmek kaydıyla, ikamet ettiği yeri boşalttı. Boşaltmaz olaymışız!!! Eraydın döneminde,GMGC yönetimi olarak bir çok kez dillendirdiğimiz yer talebimizin 28 Mart sonuçlarına endekslenmesi ve sonrasında seçilen Pekel ve yönetiminin, “Onlar verseydi ya” anlayışının 1 yıldır ceremesini çekiyoruz. Başkan Pekel, şimdi GMGC’nin bu haklı ve meşru talebini “piç” etmenin ve bizlere karşı siyasal şantaj unsuru olarak kullanarak “biat” etmemizi sağlayabilmek için kullanıyor. BAŞKANLIĞI BIRAKIP, PİLOTLUĞA SOYUNANLAR.!!! GMGC’nin Yönetim Kurulu toplantısı sonrası Yönetim Kurulu üyemiz İrfan Astunç, Başkan Pekel ve yardımcıları ile konuyu görüştü, sonuç yok. Dün, Sedat Kutbek ile birlikte hem Başkan Yardımcısı Dursun Mirza ve Başkan Pekel ile görüştük, yine sonuç yok.. Mirza, bu konuda tek insiyatif sahibinin Pekel olduğunu belirterek, yetkinin de onda olduğunu, yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını vurguluyor. Pekel ise, ne konunun ne sorun ve talebimizin farkında, farklı bir mot da, şahsını jet pilotu olarak kabul edip, Bandırma’yı nasıl uçuracağı masallarını anlatıyor. SEN NEYMİŞSİN BE AĞBİ..! Sonuç olarak; Defalarca yazdık ve bizzat mevcut yerel yönetime de söyledik. Genelde anlamıyorlar, anlayanlar da küçük hesaplar ve çıkarlar için anlamamazlıktan gelmeyi ve günü, makamı kurtarmayı iş ediniyor. Kuşkusuz, kendilerinden öncekilerin içine düştüğü yanlışı yaparak, bir daha o makamları rüyalarında bile göremeyecekleri günlere yatırım yapıyorlar. Başbakan Erdoğan’a karşı, Türkiye demek AKP demek değildir, diye demokrasi ve özgürlük, hukuk adına nutuk atanların öncelikle, Türkiye ya da Bandırma demenin de CHP olmadığını bilmeleri ve görmeleri gerekiyor. Hele hele,bir yandan ekibindeki insanları ve yardımcılarını kestederek, “Benim paramda, herşeyimde vardı, ben bu çocuklar için başkan oldum, onlarında önünü açtım” demenin ve öte yandan da Bandırma’ya dönüp; “ Benim bu makam mevkilere mi ihtiyacım vardı. Ben de bilgimi, birikimimi bu kente sunuyorum işte. Yoksa, çekilirdim köşeme, bakardım yaşamıma” türünden “Sen Allah’ın bir lütfusun”şarkısına rahmet okutturmanın hiçbir anlamı yok.! Çünkü, bu şarkının devamı; “SEN NEYMİŞSİN BE AĞBİ” demektir ki, bu şarkıya, “Onun arabası var”ı da eklemek gerekiyor. PEKEL, VERDİĞİ SÖZLERİ UNUTMAMALI..! Peki, tüm bunları söylemeye ya da yazmaya ihtiyaç var mı? Aslında yok! Aklı ve zekayı, her bilmeceyi çözecek anahtar olarak görmek varken, iktidar koltuğunu oyun alanı haline getirmeden, çözümü kolaylıkla mümkün sorunların çözümünün sağlanması gerekiyor. Başkan Pekel,”Yerel Seçim İnsiyatifi” ve koca koca insanların önündeki konuşmasını, verdiği sözleri, akıttığı gözyaşlarını anımsamalı.
engin arıcan
[ 08 Mart 2010 19:41 ]
Merhaba Erdoğan,
erdogan sezen
[ 06 Mart 2010 02:52 ]
Belcika,dan guindemi takip etmeye calisiyorum fakat arican bu isi sanirim sen ben olayina getirdi gibi geliyor nedir bu hazimsizlik anlasilir gibi degil empati kurmaya calisiyorum ama olmuyor gecmis yillarda beraber ortak noktalari olan insanlar bugun bu durumda!!? basin tabiki gorevini yapacak ama bu saldirganligi buradan anlayabilmis degilim. herkese akil sagligi diliyorum ve kolay gelsin diyorum ozan utku
[ 04 Mart 2010 16:13 ]
Bende Belediye Başkanımız Sedat Pekel ile Ozan Amcaya bunları hiç yakıştıramadım. Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
SONKURŞUN GAZETESİ Tüm Haber ve Resimlerin Telif Hakları Saklıdır. İzinsiz yada Kaynak Belirtmeden Kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||