|
|
Eraydın: 1 yılda bittiler!
Bandırma Belediye eski Başkanı Eraydın, Pekel ve yönetiminin ilk 1 yılda bittiğini söyledi.
Kategori |
: GÜNCEL |
Yorum Sayısı |
: 2 |
Okunma |
: 55 |
Tarih |
: 02 Mart 2010 18:27 |
Bandırma Belediye eski Başkanı Eraydın, Pekel ve yönetiminin ilk 1 yıllık karar ve icraatlarını eleştirdi ve "Bu yönetimin önümüzdeki 4 yıllık görev süresinde Bandırma Belediyesi ile Bandırma'ya verebileceği hiçbir şey yoktur" dedi.
Bandırma Belediyesi eski Başkanı Recep Eraydın, kentin yaşanan su arızaları ve su kesintileri ile tam bir rezillik yaşadığını belirterek, "Yaşanan rezilliği küçük göstermek ya da geçmişe yönelik birilerine veya geçmiş yerel yönetimleri suçlayarak kimse rezaletin üzerini örtemez. Bandırma gibi bir kenti bir gün değil, günlerce susuz bırakanlar, buna mazeret bulmak yarışı içersine gireceklerine, biz beceremedik, yanlış yaptık diyebilmeliler"dedi.
Bandırma'da bugüne kadar böylesi bir rezaletin görülüp yaşanmadığına dikkat çeken Eraydın, " Bir yerel yönetimin başarısının ölçütü, olası bir kriz anında geliştirdiği yönetim becerisinde gizlidir. Bu yönetim, iktidarının ilk yılı dolmadan iki olay yaşadı ve her ikisinde de krizi bırakın aşmayı, ellerine yüzlerine bulaştırarak, sanıfta kalmıştır. Birincisi, Bandırma tarihinde ender görülen aşırı yağışlarla gelen afettir. Bu yönetim, afetle mücadeleyi ve sonuçları ile baş etmeyi de becerememiş ve su da yaşandığı gibi bu konuda da geçmiş yerel yönetimleri suçlama yolunu seçmiştir. İkinci olay, Gönen hattında yaşanan arızadır ve bunu da zamanında çözememiş ve aynı şekilde krizin altında kalmış, çözümü geçmiş yerel yönetimleri suçlamakta bulmuştur"dedi.
Pekel başkanlığındaki yerel yönetimin, 29 Mart yerel seçimleri öncesinde vatandaşa verdiği hiçbir sözün arkasında duramadığını ve oy için söylediği yalanların altında kaldığını vurgulayan Eraydın, " Bandırma, Öztaylan'ın belediye başkanlığının birinci yılı ile bu yönetimin ilk yılını karşılaştırsın. Öztaylan döneminde şantiyeye dönen Bandırma, bu yönetim döneminde önüne çıkan her sorunun altında kalmış, yenilik adına, yatırım adına hiçbir şey yapamamıştır. Yapıyoruz, yaptık dedikleri işlerde bizim yönetimimiz döneminden bu döneme kalmış projeler,yatırımlardır. O nedenle, bu yönetimin işi daha bir yıllarını doldurmadan bitmiştir ve görevde kalacakları sure içersinde bu kente verebilecekleri hiçbir şey yoktur. Bunu da hep birlikte yaşayıp, göreceğiz"dedi.
Bandırma'nın böylesi bir yerel yönetim anlayışına ve yönetim ekibine teslim edilmesinin yanlışlığının yerel seçimlerden çok kısa bir sure sonar ilk karar ve uygulamalarıyla anlaşıldığına dikkat çeken Eraydın, " CHP, yerel yönetime seçildiğine inanamadı bile. İnanamadıkları için günlerce hizmet üretmeleri gereken makamlarda teşrifatçılık yaptı ve hala da yapıyorlar. Oysa ki, Bandırma'lının beklentisi ve talebi hizmet ve yatırım idi ve bunu geçen 1 yıllık sürede göremedik. İcraat diye bir tek yol asfaltladılar, o asphalt da kar ve aşırı yağışlar nedeniyle dökülüyor ama bu yönetim bir şey yaptı: Yapmadıkları, yapamadıkları hizmetin,yatırımın parasını şimdi katkı payı adı altında vatandaştan istiyorlar. Bandırmalı, şimdi kendisine şu soruyu sorsun: Bizim dönemimizde neden katkı payı alınmadı, istenmedi?"dedi.
serap
[ 04 Mart 2010 09:43 ]
Arşivçi, iyi yazmış ama eksik yazmış. Cemal ile Recepi ne bitirmişse şimdi bu yönetimi daha çabuk bitiriyor. Bırakın CHP goy goyculuğunu,solu da kullanmaktan vazgeçin.
ARŞİVCİ
[ 03 Mart 2010 13:13 ]
Sedat Kutbek in FATURA VATANDAŞA adlı köşe yazısını yorum olarak veriyorum:
Belediye eski başkanı Recep Eraydın, sonunda ortaya çıkıp görüşlerini paylaşmış. Şu an ne söylüyorsa, hâlâ 29 Mart yerel seçimlerinden aldığı yaranın tesiriyle konuştuğu apaçık. Ben Bandırma'nın şu anki belediye başkanı Sedat Pekel'i savunarak avukatlığını yapacak değilim. Herhâlde kendisi yanıt verecektir; ama Eraydın'ın geçmiş icraatlarının da sorunlu olduğunu biliyorum.
Evet, Bandırma bir zamanlar şantiyeye dönmüştü. Güzel birer makyajla taştan betondan bir köy yaratıldı. "Vay be neler yapılıyor" diyenlere şunu söylüyordum: Cumhuriyet Meydanı'na döşenen her Çin malı kanserojen kaynaklı granit taşının, kaldırımına işlenen her taşın faturasının vatandaşa yükleneceğini. Eraydın, Bandırmalının kendisine şu soruyu sormasını istemiş: "Bizim dönemimizde neden katkı payı alınmadı, istenmedi?" Eraydın çok iyi biliyor ki yasalar, yapılan her üst ya da alt yapının maliyetinin katkı payı olarak o yerleşim alanında yaşayan belediye mükelleflerinden tahsil edilmesini istiyor.
Bunun yasal kısmını neden söylemiyor? Farz edelim seçimi kendileri kazanmış olsalardı, tahsil etmeyecekler miydi? Hayır, hemen… seçim öncesi katkı payı alacak bir yerel yönetim dünyanın neresinde var? Almadık-istemedik demesine küçük çocuklar bile gülerler. Kimse kimseyi aldatmasın, bugün bu paralar belediye tarafından tahsil edilecekse, AKP yerel yönetimi ve Recep Eraydın'ın icraatının ödentisidir. CHP yerel yönetimi ve Sedat Pekel'i suçlamanın bir anlamı yok. Müfettişler, Eraydın gibi söylemiyorlar; 'katkı paylarını neden tahsil etmiyorsunuz' diye CHP'den hesap soruyorlar.
Sahil bandı, hazinenin mülkiyetinde; ya olumsuz bir şey olup da döşediğiniz Çin granitlerini benim arazimden sökün deseler; Eraydın'ın icraatı olan bu alanların faturası CHP'ye mi kesilecek?
Ya şu, Eraydın döneminde yapılan Yalı Sokak'taki otopark ne olacak?
Dava kazanıldı ve yıkım kararı var. Buraya milyon liralar döküldü. O kadar ilginçtir ki, kaçak yapılarla mücadele eden bir belediye, şimdi kendi yaptığı kaçak yapıyı yıkacak. Böyle bir şey dünyanın neresinde var?
Bunun faturasını kim ödeyecek? Sahildeki yıkılıp, mal sahiplerine maliyeti yüksek külfetlie yaptırılmış olan mekânlar yasal mı?
Ya onlara da 'yıkın bunları' dese hazine, faturasını CHP mi ödeyecek?
Sahilde gereksiz yere yapılan ve maliyetinin 450 bin TL olduğu söylenen şu muhteşem köprü kimin işine yarıyor?
Kaç kişi üstünden geçiyor? Ya da Bandırma için işlevi ne?
Eraydın, CHP yerel yönetiminin tek bir icraatının olmadığını belirtiyor. Doğrudur; kendi dönemlerinin borçlarını ödemekten yeterli ödenek bulamıyorlar.
Yapılan asfalt çalışmalarına gelince, çok da başarılı oldular. Afete gelince, Eraydın bunu da doğruluyor ama sel sularında asfaltların döküldüğünü söylüyor. Doğrudur. Ama bir şeyi unutuyor; kendilerinin döşediği taşlar, Çınarlı Mahallesi'nden Cin Çukuru'na indiler. Hele eski Hâl binası. Onun için ne diyecek merak konusu. Patlayan alt yapılar… bunun faturası kime çıkacak?
Tabiî ki vatandaşa. Öyleyse birilerinin çok konuşmasına gerek yok: icraat ortada.
Su konusuna gelince, evet biraz eksiklik var, ama bunun da üstesinden gelineceğine inanıyorum. Eraydın'ın dediği gibi Bandırma böyle bir sıkıntı yaşamamışmış. Çok yaşadı.
Herhâlde kendileri o günlerde Bandırma'da yaşamıyorlardı. Kavurucu o yaz mevsiminde bir gün su, bir gün musluktan 'tıs' sesi… aylarca. Hiç unutmam, su deposu imalâtçıları iyi köşe dönmüşlerdi. Eraydın unutmuş galiba, bir dram da yaşanmıştı bu memlekette.
Annesinin kova içine su depoladığı bir günde, talihsiz bir yavrucak, oynarken kovanın içine düşüp, çırpına çırpına ölmüştü. Hafızalarımızı yoklayalım, sonra birilerini suçlamaya kalkalım.
İnsanın hayatıyla, suyuyla politika yapmanın bir anlamı var mı?
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|