Bandırma, 2009 yılının son günlerinde yaşadığı aşırı yağışlar ve sel felaketinin sonuçları ile 2010 yılını karşıladı.
Felaketin siyaseten tartışılması günler sürdü ve halen sürüyor.
Bandırma, doğal afeti halen tartışa dursun, kent 2010 yılının ilk günlerinde de yine aşırı yağışlarla birlikte yeni sel felaketlerini yaşamaya başladı.
Ders almıyoruz… Kişiler ve kurumlar nezdinde birbirimize yeterince tahammül edemediğimiz ve saygı duymadığımız için, bilimi ve aklı gözeterek her hangi bir sorunumuza çözüm de bulamıyoruz…
Oysa ki, Bandırma’nın ortak ve kollektif akla ve öncelikle de kardşılıklı saygıya ihtiyacı var. Bizde ne hikmetse, herkes, bir başkasına kendisini ya da fikirlerini dayatmanın ve kabullendirmenin arayışını sergiliyor.
Örneğin, Bansiad, Ticaret Odası ve Borsası, önceki sel felaketi ve sonuçları üzerine Karayolları Bursa Bölge Müdürü’nü ağırladı. Ne anlattılar ise, hepsi havada kaldı ve Bölge Müdürü kendi çalıp kendi söyleyip, Bursa’ya döndü.
Şimdi gidin Bandırma-Balıkesir yol çatrağına ve sağlı sollu sanayi kuruluşlarının halini bir görün. Herkes kendi imkanlarıyla sel sularına set oluşurmanın arayışı ve çabası içersinde. Kamu adına çalışan bir tek kepçe veya başka bir araç bile yok!
İşte Bandırma budur..!
Siyasi ve bürokratik aymazlığı aşmadan Bandırma yürüyemez. Bunun ise tek yolu var: Kentsel birlik, dayanışma ve birliktelik yanı sıra öncelikle karşılıklı saygının gözetilmesi. Sonra, ortak akıl ve bilimin rehber kılınması…
Bu çok mu zor!?
Esen kalın…