SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 18.08.2018

TAKUNYACIOĞLU:SOKAĞA ATILAN KIRK TRİLYON…

TAKUNYACIOĞLU:SOKAĞA ATILAN KIRK TRİLYON…
Gazetemizin yazarı Süleyman Takunyacıoğlu, Bandırmaspor'un son durumunu ve gelişmeleri gazetemizde değerlendirdi.22.05.2018 13:34

Aylar önce Cemal Atabey’in Bandırmaspor hakkında yazdığı makaleyi okudum. “Bunca ilkesizlikten sonra şampiyon olsan ne olur.” Bandırmaspor’un geldiği durumu, vehametini anlatıyor. Cemal’in baştan sona haklı eleştirilerine kulak verildiğini sanmıyorum. Bırakın kulak vermeyi, umurlarında olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü Bandırmaspor’a çöreklenmiş bu yönetim (Bir kaç kişiyi tenzih ederim) başka hesaplar peşinde. 

Takım birinci lige çıktığında ve trilyonların havada uçuştuğunu gördüğümde kulüple ilişkimi tamamen kestim ve Dursun Mirza’ya hem yazılı, hem sözlü bir rapor vererek gelecekte Bandırmaspor’un başına gelecek tehlikeleri anlatmaya çalıştım. Özel durumlar haricindeki uzun raporumun ana hatlarını sizlerle paylaşayım; 

                 ***

 1- Bu mevcut yönetim ve teknik kadroyla Bandırmaspor’un Birinci Ligde kalıcı olması mümkün değildir. Lig çok basit ve kolay olmasına karşın yapılan akıl dışı işler yüzünden çıktığı gibi düşecektir.

2- Hemen yapılacak bir kongreyle yönetimin, dolayısı ile bu arabesk anlayışın değişmesi gerekir ki bunun için Bandırma’nın potansiyeli de mevcuttur. 

3- Bu anlayışın devamı halinde birinci Ligden düştükten sonra bir daha bir üst Lige çıkma ihtimali yoktur ki tam aksi, gelecek yıllarda bir alt lige düşmesi olasılık dahilindedir.

4-Borçlar çığ gibi büyüyecek, bu durum; beraberinde transfer yasağını ve puan silinme gibi tehlikeleri beraberinde getirecektir.

5-Dört beş yıl içinde Bandırmaspor bir çok örnek verebileceğimiz takım gibi kapanma noktasına gelme tehlikesindedir.

Aslında yazdığım beş altı sayfalık raporda çok daha alt detaylar gerekçeli dille anlatıldı. Ancak bazıları özel konular olduğu için burada paylaşmayı uygun görmüyorum. Dursun Mirza isterse verdiğim raporu “yırtıp atmadıysa” ve söylediklerimi kamuoyu ile paylaşabilir. Benim için bir sakıncası yok. Dursun, Süper Lige çıkma hesapları yaparken, bense “tabi O’na göre” felaket tellallığı! yapıyordum. Oysa işin doğrusu şuydu: Birinci Ligde hem finansal hem kadro planlaması doğru yapılacak, öncelikle Ligde kalıcı olması sağlanacak, doğru planlama ile Süper Lig hedefi ancak 2-3 yıl sonra konulabilecekti. Gerçekler, gazcılar ve yancıların işine gelmiyordu.  Bunların ördüğü duvarla Dursun da hayal görüyordu.

                        ***

Kendisine anlatmaktan dilimde tüy bitti. Bu insanlar neden başkan oluyor? Hangi özellikleriyle yönetime giriyor? Para verip proje mi üretiyor? Kaynak mı yaratıyor? Futbolun içinden mi geliyor? Kendisine bunları sürekli sorduğumda, “Bandırma’da adam mı var, herkes kaçıyor, yönetime kimi alayım kardeşim?” yanıtını alıyordum. Diyelim ki böyle… Yönetime sayısal anlamda zorunluluktan yazılan, orada niçin bulunduklarını, kendilerinin dahi bilmedikleri insanlar sessizce oturmayı tercih etmiyor da niye her konuya müdahil olmak istiyordu? Aslında bu sadece Bandırma’nın değil, Türk futbolunun da genel sıkıntılarından biriydi.

Ayrıca Bandırmaspor yönetiminde olmak bir insan için ne ifade ediyor? İş olsun diye Bandırmaspor yönetiminde isminin geçmesi insana nasıl bir yaşamsal motivasyon sağlıyor? Her halde bu soruları ancak bu arkadaşlar yanıtlayabilir.

Ayrıca Mirza’nın “yönetime alacak adam bulamıyorum” sözleri de Bandırma’ya hakaretten başka bir şey içermiyor. İkiyüzbin kişilik bir kentin belediye başkanı Bandırmaspor’a liyakat sahibi on kişi bulamıyorsa bu neyin göstergesi? yorumu sizlere bırakıyorum.

               ***

Aynı Mirza kongrede diyor ki, “Transferleri hocaya yaptırmakla büyük hata yaptık. Bu kez bu hataya düşmeyeceğiz” İyi güzel… Son derece doğru. Ligden düştükten sonra Dursun’la sohbet ediyoruz; Transferleri kim yapıyor? Diye soruyorum.

Yanıtlıyor: 

“Mustafa Uğur ve biz.”

Birincisi, Mustafa Uğur bu ligi hiç tanımıyor.

İkincisi, siz dediğiniz kim?

Bunu da sorduğumda Dursun, kontrolün kendisinde olduğunu söylüyor.  Şaşırmama rağmen, “Transfer komitesi başına mı geçtin?” diye sormaktan utanıyorum. Ardından benden takımı şampiyon yapacak kalitede oyuncu isimleri istiyor.  Ben de İkinci ve Üçüncü Ligden elit, ancak pahalı olmayan beş-altı oyuncu ismi söylüyorum.  Aslında konu bu da değil. Nasıl oluyor da kongrede düşme nedenini; ‘ki doğru tespittir’  “Hocaya transfer yaptırmak” diyen Mirza aynı yıl aynı hatayı tekrar edebiliyor.  Aklın alacağı bir iş değil.

ENGELS DER Kİ, “TARİHTE HER OLAY İKİ KEZ YAŞANIR”

MARX BU TESPİTİ TAMAMLAR.

Birincisi TRAJEDİ İkincisi komedidir. Benzer bir konuda Einstein’ın ünlü bir sözü vardır: “Bir hata ikinci kez tekrarlanıyorsa o, hata değil ahmaklıktır.”

Dursun’un düştüğü durum kısaca bu.

Bir de Erhan Elmastaş vakası var tabi. Herkese kongrede kendisine oy verilmesi için adeta yalvarıyor.  Seçildikten üç ay sonra da arkasına bakmadan kaçıyor.  Erhan yangından mal mı kaçırıyor, yoksa gerçekten kaçırdığı için mi kaçıyor? Elmastaş’a soruyorum:  Bir yıl boyunca “Cebimden üç buçuk trilyon verdim” diye herkesin kafasını patlatırken bunu, insanları bıktırma noktasına getirene kadar anlattıktan sonra geri vitese alıp, “Ben öyle bir para vermedim. Yönetimle birlikte verdik.” Yanıtının yüzseksen derece kıvırma pozisyonu alışını da insanlar net olarak gördükten sonra şimdi herkes o üç buçuk trilyonun akıbetini merak ediyor. Sevgili Erhan, üç buçuk trilyon da içeri çektiğin söyleniyor. 

Bu doğru mu?

Bandırma halkı bunu da merak ediyor.

                      ***

Dursun’la sohbetimize devam edelim. Diyor ki; “bu yıl Play-Of ‘la falan işimiz yok. Direkt şampiyon olacağız.” Bu da iyi, güzel… Tabi ki hiçbir itirazımız olmadığı gibi bizim de dileğimiz bu. Ama buna karşılık Ligin en iyi Forveti Atabey Çiçek satılırken Sivas’tan içi geçmiş otuzbeş yaşındaki Adem Koçak hem de altıyüz milyar gibi bir rakama Bandırmaspor’a transfer ediliyor. Ve buna benzer bir çok transfer saçmalığı… Detaylara girmenin anlamı yok.

Sonuç olarak borçların katlanarak arttığı söyleniyor. Kılkışlı ve yönetimi bu takımı sekiz yıl yönetti ve bu süreçte iki şampiyonluk bir de Play-Of Finali yaşandı.  Ayrıca iki idman sahası ve futbolcuların konaklayacağı ortalama düzeyde bir tesis yapıldı.  Hepsinden öte, Bandırmaspor oynadığı Lig içinde güvenilir bir kulüp ve Marka haline dönüşmüştü. Kılkışlı beş trilyon borçla “ki son derece makul bir borçtur” takımı Dursun Mirza’ya devretti.  Mirza bu takımı sahiplendikten sonra ‘Mirza’nın yaptığı doğruydu’ Bandırmaspor kasasına 30-35 trilyon civarında para girdi. Şimdi insanlar soruyor, bunca zaman ve bunca paradan sonra dönüp dolaşıp geleceğimiz yer, Kılkışlı yönetimi bıraktığı yerden hem finansal, hem saha sonuçları olarak çok daha kötü bir yerde mi olacaktı?

                     ***

Onbeş-yirmi trilyon civarında borç olduğu, tüm futbolcuların ve bazı kurumların borçların tahsili için federasyona başvurdukları söyleniyor.  Doğruysa durum gerçekten iç karartıcı. Yapılması gereken Mirza’nın acilen bu paraları ödeyip kulübün başına gelecek olası felaketleri önlemesi; ardından da desteğini devam ettirirken bu yönetimi de tasfiye etmesi kaçınılmaz görünüyor.

Aksi, benim felaket tellallığı yaptığım raporun hayata geçmesi söz konusu dur ki, bu da Bandırmaspor’un sonu demektir.


Etiketler: SÜLEYMAN TAKUNYACIOĞLU

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.