Bugün: 18.06.2018

GÖRGÜN: Yoksa siz de siyasallaştıramadıklarımızdan mısınız?

GÖRGÜN: Yoksa siz de siyasallaştıramadıklarımızdan mısınız?
Gazetemiz yazarlarından Alpgün Görgün, 24 Haziran seçimleri öncesi toplumda yaşanan aşırı siyasalaşma eğilimini değerlendirdi.06.06.2018 12:56
Seçim havasına hızlı giriş yaptık. Şok seçim, baskın seçim, erken seçim derken; seçim sürecine an itibari ile kolay adapte olmuş görünüyoruz. Sanki tüm taraflar olacakların bilgisindeymiş gibi seçim kararı alınır alınmaz süratle propaganda savaşına başladılar. Adaylar, sloganlar, marşlar, içi boş vaatler havalarda uçuşmaya başladı. Adaylar birbirlerini yıpratmak için ellerinden ve zekalırından gelen ne varsa kullanıyor. Kimi fetocu oluyor. Kimi beceriksiz veya mesnetsiz. 
 Vaatler pek bir süslü. Bir o kadar da değersiz.

 Bazıları ücretsiz eğitim diyor. Bir başkası teröre son vereceğini idda ediyor. Hepsi barış ve mutluluk vaat ediyor. Dilin kemiği yok. Duyan duymayana iletir deniyor. 

 Ateş serbest! At atabildiğin kadar!

 Anlıyoruz ki Devletin başına geçmek bir amaç değil araç olmuş. Amaç devletin başına geçmek olsa, adaylar seçildikten sonra hangi icraatları yapacaklarını ayrıntıları ile açıklar.

 Ekonomi, eğitim, dış ilişkiler sorunlarını nasıl çözeceklerini dile getirir. Mevcut hükümetin hangi kararlarına uyacaklarını hangi kararlarını bozacaklarını halka anlatır.

  Siyasi görüşünü açıkca dile getirir. Bir ideoloji ve sistemi savunur. 

  Ama görüyoruz ki amaç devletin başına geçmek değil. Başa geçip baş eğdirmek, köleleştirmek.

  Mevcut ekonomik sömürü düzenini devam ettirmek. Zenginin zengin kalması, fakirin fakir.

  Freddie Mercury'in dediği gibi Şov devam etmeli !!!

  Din, Milliyetçilik ve Ahlak felsefesi klepçelerimiz. Bu kelepçeler bileklerimize vurulmuşken özgür seçimden söz edilebilir mi? Peki kredi kartları, sosyal medya ve konforlu yaşam prangalarımız olmuşlar. Bu durumda hangi tarafa adım atabiliriz? Her biri bazılarımız için değerli olsada fikirlere güvenebilir miyiz?

   Peki bu fikirler yerlerini inanca bırakmışken; biz bu kara düzeni yıkabilir miyiz?
   Akıl bilim üretmediği sürece doğruya ulaşabilir miyiz? 

  Doğruya ulaşamıyorsak; hangi siyasetçiye oy vereceğimizi nasıl bileceğiz? 

   Hislerimiz ile mi ilerleyeceğiz?

  Türkiyenin dönüm noktası denebileceğimiz bir seçime doğru ilerlermekteyiz. Tahminim odur ki Türkiye Cumhuriyeti, Meclisin açılması ve Cumhuriyetin ilanından sonraki en önemli tarihi yaşayacak!

  Bir devir kapanacak başka bir devir açılacak. Bu değişim kim kazanır veya kaybederse ülke ve halk üzerinde etkili olacak. Bu etkiyi yaratacak ise Sizlersiniz. Türk Milletisiniz...

  Bu seçimde sandığa giderken uyanık olmak gerekiyor. Oyumuzu kullanırken vicdanlı olmak gerekiyor.
  Aklımızı ön plana çıkarmak gerekiyor. Duygularımızı dizginlemek gerekiyor. Geleceğimizi düşünerek mührü basmak gerekiyor.

 Sözün kısası İş yine bizde bitiyor. 

 Türkiyede Siyaset hiç olmadığı kadar kirli. Türkiyede nefret hiç olmadığı kadar güçlü.     Türkiyede birey ve gruplar arasındaki ayrışma hiç olmadığı kadar derin. 

 Gelin memlekete sahip çıkalım. Aklımıza başımıza devşirelim. Siyasetçilerin bizim üzerimizde oyun oynamasına izin vermeyelim. Propaganda ve provokasyona gelmeyelim. Birilerinin adamı olmayalım. Birisinin sofrasına oturmayalım. Rant için oyumuzu satmayalım.

  Tv ekranlarında, internette ve basında çıkan yalanlara kanmayalım. Araştıralım öğrenelim ve doğru bilgi ile kendimizi yoğuralım.  

 Bu bilginin ışığında oy verelim . Memlekete sahip çıkalım. 

  Daha güçlü bir Türkiye umuduyla...
                                                                                                                                                      Saygılarımla...


Etiketler: ALPGÜN GÖRGÜN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.