Bugün: 17.01.2018

ARICAN:YENİ YILI KARŞILARKEN

ARICAN:YENİ YILI KARŞILARKEN
Gazeteci_Yazar Engin Arıcan'ın İlkHaber, SonKurşun ve Balıkesir Politika gazetesinde yayınlanan yeni yıl izlenimleri ile ilgili yorumu...04.01.2018 16:55

2018 yılına “merhaba” dedik..


Ben, yeni yıla Çanakkale’de 18 Mart Üniversitesi Fen/Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde ve Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyan oğlumun yanında karşıladım. Tarih bölümünde artık adım adım sona yaklaşıyoruz. Bu arada 2. üniversite olarak Uluslararası İlişkiler bölümüne de başlamış olan Ozan Utku ve arkadaşları ile tarih ve uluslararası ilişkiler üzerine yaptığımız tartışmaların ve değerlendirmelerin gölgesinde yeni yıla hazırlanmış olmak benim için farklı bir lezzet oldu.


Çanakkale’yi seviyorum. Çok değil beş-on sene öncesine kadar idari açıdan il statüsüne sahip olmasına karşın ilçe statüsündeki Bandırma’nın yanında adeta bir “ilçe” konumunda olan kent her yönüyle hızla gelişip, serpiliyor ve diri bir sosyal yaşamı var. Bandırma gibi bir sahil kenti olmasına karşın, deniz faktörünü ve sahilini kent ve toplum yararına en rasyonel ve rantbl olarak kullanmayı başarmış, becermiş olan Çanakkale’den öğreneceğimiz çok şey var. Ki Çanakkale belediye başkanı da bir CHP’li ve bence yerel yönetim olarak oldukça başarılı.


ÇANAKKALE VE BANDIRMA..!


Bu yönleri ile sevgili Sedat Pekel’in belediye başkanlığı yaptığı dönemde de yazılarımda dikkat çekmiş ve bir türlü değerlendiremediğimiz sahil için iyi bir örnek olduğunu belirtmiştim. Olmadı. Olmadığı gibi 2014 yılı Mart yerel seçimleriyle Balıkesir’in büyükşehir olması sonrasında yasa kapsamında Bandırma gibi sahil kentlerinde kıyı dolgu alanları Hazine’den büyükşehir belediyesine geçtiği için bu anlamda şansımızı da yitirdik. Yine de CHP’li başkan Mirza ve yönetiminin yüzünü Çanakkale’ye dönmesinin kent için yararlı olacağını düşünüyorum.


Bandırma’nın bu gibi konularda özgün bir konumlanışı var. Ne dünya da, ne ülkemiz de, ne bölgemizde ki hepsinden vazgeçtik, burnumuzun dibindeki gelişmelere kapalı bir ilçeyiz ama sorarsanız, evel allah maşallah, hepsinin “merkezi” ndeyiz. Bunun kentle ya da kent toplumu ile hiçbir ilgisi yok. Bu durum, kenti yönetenlerle ilgili bir durum. Kentin idari ve siyasi yaşamındaki durağanlık, statükoculuk, idare-i maslahatçı eğilimler, küçük rant hesapları kentin ve toplumun ekonomik, sosyal, sportif ve kültürel dinamiklerini köreltiyor. Kent ve toplum, gündelik ve anlamsız, kısır tartışmalar, hır gür içerisinde enerjisini tüketiyor.

Biliyorum, bu gerçeği dile getirip, yazınca özellikle kenti yönetenler, kent yaşamında söz sahibi olanlar, özellikle seçilmişler ve siyasiler rahatsız oluyorlar.


Oysa ki, Bandırmalı kentte yaşanan hemen her şeyin farkında..!


GERÇEKTEN BİR DENİZ VE ÜNİVERSİTE KENTİ MİYİZ!?


Düşünsenize, bir deniz ve sahil kenti olmamıza karşın, yıllarca sahiliyle 500 m2’lik alana hapsedilmiş olan kent, beğenir ya da beğenmeyiz ama Öztaylan’ın belediye başkanlığı döneminde ve yıllar sonra Livatya’ya uzanan bir sahil şeridine sahip oldu.


Yine bir deniz kenti olan Bandırma’da denize girile bilecek temiz bir nokta bile yok! Bandırma Körfezi öldürüldü..! Deniz ile olan hasretimizi ancak sahile inip, gezinmek, bir bardak çay içebilmek ile sınırlı tutuyoruz.


Bandırma’da deniz görsel bir eğlence ve zevk konusuna indirgenmiş durumda..! Körfez ise dün olduğu gibi bugünde foseptik çukuru özelliğini korumaya devam ederken, kentin tüm pisliği, atığı hala fosseptik çukuruna boca ediliyor.


Çanakkale, bir sanayi kenti değil. Ancak,1992-1993 yıllarında 18 Mart Üniversitesi’nin kuruluşu ve üniversitenin kendi içinde hızla yapılanmasıyla bir üniversite kenti olan Çanakkale, “bacasız sanayi “ ye sahip olmanın tüm nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyor. Bandırma, bu konuda da ,ne yazık ki, milletvekilleri Öztaylan ve Edip Uğur’un girişim ve çabaları ile ilçe olmasına karşın üniversiteye kavuşmuş olmasına karşın aradan geçen zaman içerisinde hala bir “üniversite kenti” olduğunun bilincinde olmaktan uzak.


KAFAOĞLU, MAYIN TARLASINDA..!


Geçtiğimiz günlerde büyükşehir belediye başkanı Kafaoğlu ile belediye başkanı Mirza, “Halk Meclisi”nde muhtarlar ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle bir araya geldi. Biraz siyasetin, sosyolojinin dilini bilen biri, gerçekleşen toplantı da büyükşehir belediye başkanı Kafaoğlu’nun 2014 Mart yerel seçimlerinden üç buçuk yıl sonra bir oldu- bitti ile büyükşehir başkanlığına kavuşması sonrası bu üç buçuk yılı silercesine “taze başkan” havasında “ceğiz/cağız” lı konuşmasını ilgi ve ibretle izledi.


Eminim ki, artık siyasetin ve yerel yöneticiliğin bir anlamda “kurdu” olmuş Mirza, bu konuşmaları içten içe gülerek izledi.. Bu durum, iktidar partisinin içine sürüklendiği acziyetin ve ibretlik durumun dışa vurumu, kusulmasından öte bir şey değildir. Bunu Kafaoğlu’nu yermek için yazmıyorum. Büyükşehir belediye başkanlığı makamına oturduğu günden bugüne içine sürüklendikleri durumu, gerçeği resmetmek için belirtiyorum. Belki farkındalar belki de değiller, bilemiyorum.


Yazık, Balıkesir’e ve Bandırma’ya..!


“LEJYON”..!


Evet, 2017’yi böylesi pek de iç açıcı olmayan bir kentsel tabloyla tamamladık ve 2018’e “merhaba” dedik. Ben, yılın son ayında 9 kitabımın baskı hazırlıklarına başlayarak yeni yıla girdim. Çanakkale’den döndüm ve yeni kitabımla ilgili çalışmalarıma kaldığı yerden yeniden başladım. Yeni kitabımın isminin “LEJYON” olduğunu belirtelim.


Bu çalışmam, Balıkesir’i de Bandırma’yı da, devlet içinde “devlet” olan “derin” ilişki ve çabalarıyla öne çıkmış lejyoner güçlerin ve odakların faaliyetlerinin sonuçlarının resmedilmesini kapsayan bir çalışma niteliğinde.
“LEJYON”, Cumhuriyet döneminde yakın tarihsel dönemle bir hesaplaşmayı içeriyor ve bunun bir yazar ve bir aydın açısından ertelenemez bir görev ve sorumluluk olduğuna inanıyorum. Biliyorum ki, kendi içinde bu konu ağdalı ve karmaşık bir konu ama yazılması ve gerçeğin, yaşanmış gerçekliğin bir tarafından yakalanıp, ucundan çekilip, kamuoyunun bilgisine sunulması, sorgulanması ve tartışılması gerekiyor.


Bir gazeteci ve yazar olarak “zor” konuları seviyorum. Ülkem de ve toplum da “zor” konulara gazeteci ve yazarların girmesi ve ellemesinin bir risk ve bela olarak kabul edildiğini, gazeteci ve yazarın “birileri” tarafından “hedef” olarak görülmesine neden olduğunu da biliyorum. Bu beni germiyor, etkilemiyor. Herkes toplumsal yaşamda kendisine yakışanı yapmalı ve sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli diye düşünüyorum.


Yeni yılın ülkemize ve milletimize, tüm insanlığa önce sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun..

Esen kalın..


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.