SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 21.09.2018

ARICAN:SAYGIYLA ÖNÜNÜZDE EĞİLİYORUM..

ARICAN:SAYGIYLA ÖNÜNÜZDE EĞİLİYORUM..
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü Balıkesir POLİTİKA, İlkHaber ve SonKurşun gazetelerinde değerlendirdi.08.03.2018 12:42

Bugün 8 Mart… Dünya Emekçi Kadınlar Günü…

Çok değil, Mayıs’a “merhaba” derken de 1 Mayıs Uluslararası İşçi Bayramı’nı kutlayacağız…

Her iki günün uluslararası anlamda bayram olarak kutlanmasında 1800’lerin Amerika Birleşik Devletleri tarihine dönüp bakmak gerekiyor. Yani her iki günün de tarihsel ve toplumsal odağı  ve çıkış yeri ABD..!

Her iki günün uluslararası açıdan ”bayram” olarak kutlanmasının nedenini ve niçinini  anlayabilmek ve bu günlere nasıl taşındığını bilmek ve anlamak için ABD ‘nin kuruluş tarihini, kapitalizmin gelişim sürecini, burjuvazinin ulus devletleri kurma arayışı ve mücadelesini, uluslararası işçi sınıfının mücadele tarihini, kadın sorunu gibi onlarca toplumsal sorun ve sıkıntının tarihini bilmek gerekiyor.

Tarihsel ve toplumsal açıdan birini bilemezseniz diğerini ya da 8 Mart’ları ve 1 Mayıs’ları anlayabilmeniz mümkün değildir. Özellikle 1980’lerin sonunda Sovyetler Birliği’nin ve sosyalist blokun dağılmasıyla iki kutuplu dünyanın son bulması sonrası değişen ve gelişen dünyamız da her iki günün de tarihsel ve toplumsal özünü hızla yitirerek, kadın ve emek merkezli sembolik günlere indirgenmiş olması yanında tüketim toplumu alışkanlıklarına kurban edilmesi başlı başına bir inceleme, tartışma ve değerlendirme konusu olsa gerek…

8 Mart emekçi kadınlar gününün tarihi ile ilgili görsel sonucu

ABD TARİHİNİ BİLMEDEN OLMAZ..!

8 Mart emekçi kadınlar gününün tarihi ile ilgili görsel sonucu

Amerika kıtası 1492 yılında İtalyan denizci Kristof Kolomb tarafından keşfedildi. Amerigo Vespucci ise Kristof Colomb’un ayak bastığı bu kıtanın “yeni dünya” olduğunu ortaya koyan isim oldu. Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupalılar bu kıtaya akın etmeye başladı. İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler burada toprak sahibi oldular. İngiltere burada 13 koloni kurdu. 1700’lerin ABD’si bir İngiliz sömürgesi ve kolonisiydi. İngilizlerin kolonilerden çok ağır vergiler alması kolonilerin rahatsızlığını ve tepkisini gün geçtikçe arttırdı ve nihayetinde Amerika’daki 13 İngiliz kolonisinin bağımsızlık mücadelesi başladı. George Washington tarafından 4 Temmuz 1776’da yayınlanan Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ile Amerikalılar bağımsızlığını ilan etmiş oldu.

Amerika Birleşik Devletlerinin kurulduğunu tüm dünyaya ilan eden bu bildiride; bütün insanların özgür doğduğu ve özgür yaşadığı, devletin görevinin bu özgürlükleri korumak olduğu belirtiliyordu. Ayrıca Amerikan halkının yeni bir hükümet kuracağı, yönetim şeklinin ise demokrasi olacağı bildirildi.

Bu mücadeleden Amerikalıların zaferle çıkmasının ardından 1783 Paris Antlaşmasıyla İngiltere, ABD’nin bağımsızlığını kabul etti. Böylece Amerika Birleşik Devletleri 1787 yılında resmen kuruldu.

Yaklaşık 100 yıl sonra 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenazesine 10 bini aşkın insan katıldı.

 8 Mart emekçi kadınlar gününün tarihi ile ilgili görsel sonucu

ZETKİN’LER VE LÜKSEMBURG’LAR UNUTULMAZ…

Yaklaşık 20 yıl sonra 1 Mayıs için 1886’da yine ABD’nin Şikago kentinde gerçekleşen ve bir demiryolu şirketinin ile bir kerestecilik şirketin de yaşanmış 8 saatlik iş günü talebiyle 400 bin işçinin kanla bastırılmış grevini anımsamak ve tarihsel gelişimine bakmak yeterli. Bu günün bayramlaşmasında, uluslararası bir bayram olarak anılıp, kutlanmasında yine Enternasyonal’in ve bir avuç sosyalistin emeğini ve mücadelesini görürsünüz.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen Komünist Enternasyonal’in 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti ve 8 Mart günü  "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Bu nokta da, uluslararası kadın hareketinin ve sosyalist hareketin öncülleri olan Clara Zetkin ile Rosa Lüksemburg’u anmadan geçmek olmaz.1.  ve 2.dünya savaşları döneminde bir çok ülkede anılması ve kutlanması bile yasak olan Dünya Kadınlar Günü, 60’lı yıllara kadar ABD de bile anılması ve kutlanması yasak olan ve soruşturma konusu olan bir gündü.

Ancak, ne zaman ki, Birleşmiş Milletler 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti, işte bundan sonrasında bugün uluslararası bir meşruluk kazandı, tüm ülkeler de anılmaya ve kutlanmaya başlandı.

Ya hak hukuk ve özgürlükler konusunda her zaman sorunlar yaşamış garibim Türkiye de..!?

8 MART, ÜLKEMDE UMUDUN ADIDIR..!

8 Mart emekçi kadınlar gününün tarihi ile ilgili görsel sonucu

Ülkemizde 8 Mart’ların anılması ve kutlanması işgal yıllarına, 1920’lere uzanıyor. İşgal ve ulusal kurtuluş savaşının verildiği günlerde bir avuç Türk kadını, kendi özlük sorunları yanında bu sorunlarının ulusal bağımsızlık ve özgürlük, egemenlik sorunundan ayrı düşünülemeyeceğini her zaman haykırdı. Kadınlarımız bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinde özveriyle ve kahramanca yerini aldı.  Ancak, ne zaman ki, "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı ve görünüş de 8 Mart devlet ve iktidarlar nezdinde anılması ve kutlanması görünüşte de olsa resmiyet kazandı.

Cumhuriyet döneminde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü anmak ve kutlamak, devlet ve iktidarlar nezdinde tam anlamıyla bir cesaret meselesiydi. Bu günden söz etmek, anmak ve kutlamak aynı 1 Mayıs İşçi Bayramı gibi, “komünistlik” olarak hep yorumlanıp, takibat, soruşturma ve kovuşturma konusu yapıldı.

Askeri darbeler yani faşizm; kadın düşmanıdır..! Hak hukuk, özgürlük falan dinlemez..!

FAŞİZM VE “PAPATYALAR”..!

12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü koşullarında darbecilerin 8 Mart’ların anılması ve kutlanmasını 1984 yılına kadar yasakladı. ANAP’ın iktidar olduğu yıllarda 8 Mart’lar “Papatya Günü”ne dönüştürülüp, özünden kopartılıp, nitelik değiştirdi. “Sevgililer” ya da “ Anneler Günü” gibi, sistemin ve yönetenlerin kabul edebilecekleri “ makul” bir gün haline getirildi. Tüketim çılgınlıklarına çanak tutuldu.

Ancak, tarihin cilvesi olarak mı kabul etmek gerek bilemiyorum, Clara Zetkin’in, Rosa Lüksemburg’un hem cinsleri dün olduğu gibi bugün de etraflarını kuşatan duvarları yıkarak, hala bin bir türlü zorlamaya, dayatmaya, soruşturma ve kovuşturmalara karşın 8 Mart’ları özüne uygun olarak anmak ve kutlamak için kapalı mekanlardan, salonlardan taşarak hak, hukuk ve özgürlük belgileriyle sokaklara, meydanlara taşıyorlar.

Doksan küsur yıllık Cumhuriyet tarihinde kadınlarımız bugünde sorun ve sıkıntılarının tüm ağırlığına karşın, her gün üçü beşi vahşice sudan sebeplerle katledilmelerine karşın, toplumda hak ettikleri konuma ulaşmalarının yolunun ulusal bağımsızlık ve egemenlik sorunundan, gerçek bir demokrasinin elde edilmesinden geçtiğini bilerek, hem cinslerinin uğradığı her türlü şiddete karşı çıkarak inanç ve cesaretle seslerini yükseltiyorlar. Bu mücadeleye ancak saygıyla şapka çıkartılır ve omuz verilip, önünde eğilinir. Kadınlarımız, kendileriyle ilgili verdikleri mücadelenin erkeklerinin de kurtuluşu olduğunun bilinciyle adeta toplumsal bir kaldıraç gibi toplumun tümü silkeleyerek, yaşanabilir bir ülke için mücadele veriyorlar.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, varlığıyla zaten üretken olan kadınlarımızın yaşanası bir gelecek için verdikleri mücadeleyi izlemekle yetinmiyor, omuz veriyorum.

Esen kalın…

FAŞİZM VE KADINLAR ile ilgili görsel sonucu


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.