Bugün: 16.12.2017

ARICAN:KAFAOĞLU NE YAPSIN..?

ARICAN:KAFAOĞLU NE YAPSIN..?
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, büyükşehir belediyesinde Uğur sonrası değişen Kafaoğlu'nun yerel yönetim politikasını SonKurşun gazetesinde değerlendirdi.06.12.2017 09:42

2017 yılının son günlerinde yılın bir bütün olarak siyasi, ekonomik ve sosyal çok yönlü panoramasını çıkartmaya çalıştığınızda büyükşehir ya da Güney Marmara nezdinde Bandırma açısından acaba nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalırsınız?


Öncelikle belirtmek gerekir ise Büyükşehir açısından ortada hiç de iç açıcı bir tablo söz konusu değil..!

Bir halk deyişi vardır: Dere geçerken at değiştirilmez, diye..


Ama, konu büyükşehir olduğunda tam tersi oldu ve iktidar partisi içinde büyükşehir belediye başkanı ve AK Parti ilçe belediyeleri yanı sıra iktidar milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları nezdinde özellikle 2015 yılı Haziran ve Kasım genel seçimleri arifesinde başlamış itiş-kakış, sen-ben davaları, birbirini ötekileştirmeler, siyasal ihtiraslar, bastırılamayan egolar, sergilenen kibir ve şımarıklıklar, güç ve paylaşım kavgalarına sonunda parti kurucu lideri ve genel başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan ile parti üst yönetiminin müdahil olmasıyla yaşanan süreç bambaşka bir mecraya sürüklendi.


16 Nisan referandumundan ‘evet’ çıkması ve Erdoğan’ın kurucusu olduğu partiye dönüşü ve gerçekleştirilen olağanüstü kongre ile partisinin genel başkanlığını üstlenmesiyle birlikte büyükşehir nezdinde AK Parti’lilerin derin bir ohh çekerek, “bu yaşanan karmaşayı bitirse bitirse şimdi Erdoğan bitirir” diye bekleyenler özellikle Burhaniye ilçe kongresinde Uğur’un vekil Kırcı’yı hedef alan konuşması sonrasında Erdoğan’ın görevlerinden istifasını istediği büyükşehir başkanları kervanına Uğur’u da katması ve ismini doğrudan telaffuz etmesiyle bir anda donup kaldılar.


Bu süreci yeniden irdeleyerek, analiz etmenin bugün için fazla anlamı olmadığına inanıyorum. Olan oldu ve 3,5 yıllık belediye başkanlığı sonrasında Uğur, Balıkesir’lilerin de, partililerin de bildiği şekliyle 30 Ekim’de hem görevinden hem partisinden ayrılmak zorunda bırakıldı.


SONUÇTA KAYBEDEN BÜYÜKŞEHİR OLDU


Anımsıyor musunuz bilmem;Tarık Sürmelioğlu da, ben de o günlerde yazdığımız yazılarda Uğur’un görevinden ayrılmak zorunda bırakılmış olmasının şahsı için ciddi bir kayıp niteliği taşımadığını ve asıl büyükşehirin ciddi bir kayıp ile karşı karşıya kalacağına ve kentsel bir tarihsel ve toplumsal kırılma yaşanacağına dikkat çekmiştik.


Ne yazık ki, öyle de oldu..!


Altı Eylül ilçe belediye başkanı Zekai Kafaoğlu’nun parti içinde gerçekleşen temayül yoklaması ve parti genel merkezi ile Erdoğan’ın tercihi ile büyükşehir belediye başkanlığına atanması sonrası büyükşehir meclisinde yapılan seçimler sonucunda Kafaoğlu, büyükşehir belediye başkanlığına oturdu. Evet, öncelikle  “hayırlı olsun” demeyi ve başarı dilemeyi bilmek gerekiyor.


Ben, Kafaoğlu’nu parti il başkanlığı yaptığı günlerden bilir ve tanırım. Altı Eylül ilçe belediye başkanı seçildiği günden bugüne de büyükşehir de vermeye çalıştığı hizmetleri, yapmaya çalıştığı yatırımları, olaylar ve olgular karşısında takındığı tavrı ve duruşu, siyaseti izlerim. İlçe belediye başkanlığı döneminde büyükşehir belediye başkanı Uğur ile zaman içinde yaşadığı farklı sorun ve sıkıntılara o günlerde fazla anlam verememiş, bir fındık kabuğunu dolduramayacak farklılıklardan dolayı aynı parti içerisinde yol ayrımları yaşadıklarına kanaat getirmiştim. Bunu da zaman zaman yazdım ve bu konular açıldığında taraflara hep söylemişimdir…


FARLILIKLARI ÇOK BÜYÜK..!


Ancak, Kafaoğlu’nun 30 Ekim sonrası büyükşehir başkanlığı için adının öne çıkartılması ve bu göreve seçilmesi sonrası geçen yaklaşık bir aylık zaman içerisinde bizzat tanık olduğum konuşmaları, verdiği demeçlerle Uğur ile düşünsel farklılığının ve ayrım noktalarının, “daha derin” olduğuna tanık olduğumu belirtmeliyim. Daha da önemlisi, Kafaoğlu’nu büyükşehir belediye başkanı olarak tanıdıkça, konuşmalarını dinledikçe, demeçlerini okuyup inceledikçe, başkan olarak aldığı karar ve uygulamaları izledikçe Erdoğan’ın bu konuda “birileri” tarafından yanlış bilgilendirildiğini ve yönlendirildiğini düşünür oldum.


Neden ve niçin mi?

Büyükşehir belediye başkanı olarak Kafaoğlu’nun ne ilçeleri ne de büyükşehir ile ilgili hiçbir vizyonu ve projeksiyonu yok..! Büyükşehir belediye başkanlığı görevini üstlendiği andan başlayarak  yaptığı açıklamaları, demeçlerini, çeşitli ortamlarda değişik vesilelerle yaptığı konuşmaları tek tek inceleyin ve görün..!


Bir de büyükşehir eski belediye başkanı Uğur’un 2014 Mart yerel seçimleri öncesinden başlayarak seçim sonrası 3,5 yıllık görev sürecinde yaptığı açıklamaları, verdiği demeçleri tek tek inceleyin ve analiz edin. Aradaki farkı yaşayıp, göreceksiniz..!


‘BÜYÜK’ VE ‘GÜÇLÜ’ BALIKESİR TARİH Mİ OLDU?


Balıkesir’in büyükşehir-bütünşehir olmasının merkez açısından ve merkezindeki iki ilçe Karesi ile Altı Eylül açısından özel bir anlamı ve yeri olduğu gibi Balıkesir’in tüm ilçeleri açısından da büyükşehrin aynı bir önemi ve yeri vardır. Coğrafi konumu yanı sıra ikliminden tutun da yer altı ve yer üstü kaynaklarına, bu kaynakların tespitinden ekonomik ve sosyal açıdan en rasyonel kullanımına, büyükşehrin tüm ekonomik ve sosyal dinamiklerinin harekete geçirilerek, bugüne kadar sahip olduğu geniş coğrafya da sahip olduğu farklı folklorik ve kültürel zenginliklerin  “büyük” ve “ güçlü” Balıkesir’in markalaşması ve yaratılması motivasyonuyla, sosyo-ekonomik gelişkinliğiyle ülkenin en gelişkin on ili arasına girmesi ve  2023 hedefinin bu yönleriyle gözetilmesi anlamında  düne kadar atılmış adımların bugün bir anda silinip, yok kabul edilmesi mümkün mü?


BU KAFALARLA OLMAZ..!


Balıkesir merkezin ve tüm ilçelerinin Cumhuriyet tarihi boyunca gelişiminde en öncelikli sorunların ve sıkıntıların başında siyaseten ve idareten “pöpülizmin” rolü ve etkisi yadsınamaz. Büyükşehir ve ilçelerinin, kırsal mahallelerinin Cumhuriyet tarihi boyunca yönetenler ve idareciler tarafından en doğal ve insani yaşam koşullarından, ihtiyaçlarından mahrum kılınmasının nedeni popülist siyasi anlayış, popülist siyasetçiler ve idare-i maslahatçı siyasi ve bürokratik kadrolardır.


Başkan Kafaoğlu’nun ve yönetiminin bu konularda ve alanlarda içine sürüklendiği zayıflığın en önemli nedenlerden biri, başkanlığının 2019 yılında gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine koşullanmış olması,  büyükşehir nezdinde ve ilçelerinde önüne konulan oy tablosudur. Bu doğal olarak yerel yönetici olarak büyükşehir belediye başkanı kimliğiyle hizmet ve yatırım ekseninden uzaklaşmasını, siyaseten popülist bir anlayış ve yöntemi benimsemesini zorunlu kılmaktadır.


Bu da Kafaoğlu’nun yanlışı ya da eksiği olarak görülmemelidir. Çünkü, parti içerisinde “emirin demiri kestiği “ bir süreç yaşanmakta, büyükşehir başkanlık koltuğunu altına sürenler, böyle düşünmesini ve davranmasını talep etmektedir.


“Ceğiz”li “cağız” lı konuşmalar, nutuklar, demeçler ne büyükşehir insanları ve kurumları için bir anlam taşıyor ne de ilçeler ve kırsal mahallelerde yaşayan inanlar için bir anlam ifade ediyor. Birilerinin sn. Kafaoğlu’nu bu içi boş popülist siyasi söylemleri konusunda uyarması gerekmiyor mu?


Esen kalın…


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.