SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 16.08.2018

ARICAN:15 TEMMUZ VE SONRASININ DİYALEKTİĞİ

ARICAN:15 TEMMUZ VE SONRASININ DİYALEKTİĞİ
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi ve sonrasının diyalektik sürecini Balıkesir Politika, Son Kurşun gazetelerinde değerlendirdi.25.07.2018 17:30

FETÖ’cü 15 Temmuz askeri darbe ve işgal kalkışmasının bastırılmasının 2.yıl dönümü yurt dışında ve ülke genelinde olduğu gibi büyükşehir ve ilçemizde de değişik etkinliklerle anıldı ve kutlandı.

 

15 Temmuz darbesi ile birlikte ülkemiz siyasal ve toplumsal yaşamı bir kavram daha kazandı: “Demokrasi Nöbeti...”

 

Bu önemli..!

 

DEMOKRASİ NÖBETİ VE

15 TEMMUZ

 

“Nöbet” sözcüğünün Türkçe de birden fazla anlamı ve karşılığı var. Toplum yaşamında “nöbet”,sıra ile yapılan bir iş veya bir görev anlamına geliyor.

 

15 Temmuz, devlet ve toplum yaşamında fiili bir durumu ve eylemi, olağanüstü  bir durumu içeriyor.

 

Anayasal düzeni, demokratik olmayan yollardan, gayri resmi  ve silah zoruyla,terör ve tehdiş yöntemini uygulayarak yönetimi ele geçirme ve  gasp , düzen oluşturma çabasını içeriyor.

 

Cumhuriyet Türkiyesi’nde 27 Mayıs askeri darbesi ve sonrasında belli aralıklarla gerçekleşirilen askeri darbelerle alışıla gelmiş parlamenter demokratik düzenin ve Anayasanın zor yöntemiyle askıya alınması vakasının son halkası FETÖ’cü 15 Temmuz   askeri darbe ve işgal kalkışması idi. Bu kalkışma devletin, siyasal iktidarın ve toplumun direnç ve direnişiyle Cumhuriyet tarihinde çok partili siyasal yaşamımızda ilk kez bastırıldı...!

 

Evet bir “ilk” ten söz ediyoruz...

 

249 cana ve binlerce insanımızın yaralanmasına neden olan bir  “ilk”..!

 

‘CİN’ ŞİŞEDEN ÇIKTI

 

Kalkışmanın bastırıldığı ilk andan başlayarak c.başkanı Erdoğan ve başbakan Yıldırım ve iktidar partisinin kalkışmacıların benzer ve olası girişimlerini önleme ve toplumsal duyarlılığı diri tutma,psikolojik üstünlük kurma amaçlı halkı “gündüz işe akşam nöbete” davet ederek, alanlarda başlattığı “demokrasi nöbeti”,millet egemenliğinin bir başka “güç” tarafından paylaşılmasının reddini ve egemenliğin bizzat millet tarafından sahiplenilmesi amacını taşıyordu.

 

Bu aynı zamanda “cin’in yani milletin yıllardır sıkı sıkıya kapatılmış olduğu “şişe”den çıkması,çıkartılması anlamını da taşıyor...

 

15 Temmuz’un üzerinden iki yıl geçmiş olmasına karşın, ne yazık ki, olayın bu yönü ve niteliği sosyolojik,sosyal psikolojik, siyasal,tarihsel,kültürel  ve  felsefi açıdan  yani bilimsel açıdan yeteri kadar kamuoyunda sorgulanamadı, tartışılamadı... Öznel niyetler, ideolojik kaygılar,kaba ve sığ yorumlar,nitelendirmeler öne çıktı.

 

15 TEMMUZ VE SOSYAL ENERJİ

 

Biz, bu makalemiz de 15 Temmuz vakasının  2.yıldönümünde olayın bir başka yönüne kısaca eğileceğiz.

 

15 Temmuz’da iki karşıt enerji birikimine tanık olduk ve yaşadık.

 

Birincisi, FETÖ’cü hainler ile işbirliği içersindeki devlet ve toplum yaşamına sinmiş bir kanadın  enerjisi..Devleti zorla ele geçirip, toplumu sindirme ve muhaliflerini tasfiye etme girişimi..

 

İkincisi ise,devletin ve kurulu Anayasal düzenin korunmasına yönelik FETÖ’cü kalkışmanın kırılması ve bastırılmasına yönelik siyasal iktidarın, devletin ordusu,kolluk güçleri yanı sıra halkın geniş kesimlerinin gösterdiği direnç ve direniş...

 

Her iki enerji kaynağını da besleyen farklı güç kaynakları söz konusu...

 

FETÖ’cü askeri darbe ve işgal kalkışmasının enerjisini ve gücünün ülkenin kapitalist-emperyalist ülkelerle imzaladığı kölelik antlaşmaları ve bağımlılık ilişkileriyle başladığını artık biliyoruz. Kimse, yan cebime koy,mantığıyla FETÖ’cülüğü “sümüklü” ve “cahil” bir imam ile  gözleri karartılmış müridlerinın caniliğiyle sınırlı görmemeli...

 

FETÖ; ABD/CIA ,NATO,AB ve  siyonistler yani MOSSAD’dır..

 

FETÖ;konr-gerilla yani gladıo’nun ta kendisidir..

 

FETÖ bu emperyal güç ve çıkar odaklarının, Batı’lı ülkelerin teşeron  ve lejyonist istihbarat ve terör örgütüdür...!

 

ERDOĞAN BİR

ANTİ-EMPERYALİST Mİ..!?

 

Bir çok okurumuz hep şu soru ile karşımıza çıkıyorlar:Bunları biliyoruz da bu şimdi AK Parti ve Erdoğan’ın  gerçekten anti-emperyalist ve gerçekten ulusal bağımsızlığımız ve egemenliğimiz için  çalıştığı anlamına mı geliyor..!?

 

Erdoğan ve AK Parti gerçekten “yerli” ve “milli” mi..!?

 

Partisini kurarken ve iktidarının ilk yıllarında BOP’un eş başkanı olmakla övünen Erdoğan,daha düne kadar FETÖ ile kucak kucağa değil miydi..!?

 

Bu ve benzeri sorular çoğaltılabilir...

 

Bu ve benzeri soruları soranların aynı zamanda Erdoğan ve partisinin yada hükümet sözcülerinin zaman zaman iç ve dış politikada  söylem ve uygulamaları karşısında şaşkınlığa düştüklerine de tanık oluyoruz.Bu yazı da derdimiz ve amacımız birilerinin  siyasal açıdan aklanması paklanması da değildir.

 

‘DİP DALGASI’ NE DEMEK..?

 

15 Temmuz’dan bugüne,iki yıldır siyasal terminolojimize bir kavram daha girdi: “Dip dalgası”...!

 

Ülkemizde bu deyimin patenti  İlya Ehrenburg ile  Atilla İlhan’a aittir.

 

Coğrafi açıdan dipten yüzeye  yayılan dalga olarak ifade edilen “dipten gelen dalga” toplum biliminde ve toplumsal yaşamda diyalektik bir süreci ifade eder. Nicelikten niteliğe dönüşüm..

 

DİP DALGASI VE DİYALEKTİK

 

Diyalektiği ve bu diyalektik toplumsal süreci bilmeyenler ve algılayamayanlar toplum yaşamında itici gücü, toplumsal dinamikleri de anlayamaz, kavrayamazlar. Toplumsal ya da siyasal olaylarda bu diyalektik ilişki örgüsünün anlaşılamaması olay ve olguların kişiselliştirilmesi temelinde yorumlanması ve kişiler temelinde anlaşılmasını beraberinde getirir.

 

Örneğin; ülkenin son 16 yılına lider olarak damgasını vuran Erdoğan faktörü eürafında tüm bu siyasal ve toplumsal süreç anlaşılmaya ve aktarılmaya çalışılır. Bir sosyolog ya da sosyal psikolog öne çıkmış ya da sürece damga vurmuş kişileri baz alarak yaşanmış ya da yaşanmakta olan süreci anlama çabasına girmez.Çünkü, bu aldatıcıdır ve kişiyi eksik ve yanlış yorumlara taşır.Orman ile ağaç ilişkisi gibi..Ağacı görebilmek ve anlayabilmek için ormanı, ormanı görüp anlayabilmek için ağacı anlamak, aralarındaki ilişkiyi çözmek zorundasınız.

 

Sevgili Atilla İlhan, dip dalgasını formule ederken,”Parola:Vatan.İşareti:Namus..!”ola rak özetliyor.

 

 

VATAN ve NAMUS..!

 

Dikkat edilirse, FETÖ’cü 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılmasında da temel argüman ve motivasyon  öncelikle  “VATAN” ve “NAMUS”tur..!

 

“Vatan” ve “nasmun”un Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı ile doğrudan ilişkilendirilmesi hatta daha da öteye geçilip Abdülhamit’ten Fatih Sultan Mehmet’e ve Türk tarihine yönelinmesi boşuna değildir.

 

Ayrıca, “vatan” ve “namus” kavramlarının evrilerek ulusal bağımsızlık ve egemenliği içine alacak şekilde “yerli” ve “milli”olanın  ortak toplumsal argümanlar olarak gündeme taşınması rastlantı olmasa gerek..

 

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyet Devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” sözü tam da bu nokta da ete kemiğe bürünerek, daha da fazla anlam kazanıyor.

 

-VATAN

-NAMUS

-ÖZGÜRLÜK

-BAĞIMSIZLIK

-YERLİ

-MİLLİ

-EGEMENLİK

 

Tüm bu değerler, tüm insanlığın ortak tarihsel,toplumsal  ve kültürel değerleri olduğu gibi Türk milletinin de yüzlerce,binlerce yıllık ortak özü ve ortak değerleridir.Tarihsel ve toplumsal olarak kimi zaman aralıklarında bu ortak değerlerde şu veya bu nedenle çözülme ya da gerileme yaşanabilir.Öz, değişmez..Öz, niceliksel açıdan diyalektik olarak  her fırsatta kendisini dışa vuracak toplumsal dinamiklere sahiptir.Bu tarihsel,toplumsal ve kültürel değerlerini yitirmiş,tüketmiş milletler zaten tarih sahnasinden silinir, köleleşir ve yok olurlar.

 

DİPTEN GELEN DALGA

ÜLKEYİ DÖNÜŞTÜRÜYOR

 

24 Haziran cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti ve MHP’nin oluşturarak, kurduğu “cumhur ittifakı” ile CHP’nin öncülüğünde oluşturulmuş ve İPYİ Parti, Saadet Partisi,Demokrat Parti’nin kurduğu “millet ittifakı” isimlendirmeleri hep dipten gelen dalganın siyasi partiler nezdinde dışa vurumudur.

 

Erdoğan da, Bahçeli de, Kılıçdaroğlu da, Akşener de, Karamollaoğulları da hep dipten gelen dalganın öne çıkmış siyasi liderleri ve siyasi figüranlarıdır.

 

Aktör,millet’in ta kendisidir..!

 

İşte asıl sorun tam da bu nokta da yaşanmakta. Tarihsel,toplumsal,kültürel ve siyasal süreç de 2018’in Türkiyesi’nde son üç-beş yılda yaşadığımız anlamda “MİLLET”in hemen her  olay ve olgunun ÖZNESİ olması, yazımızın başında dikkat çektiğimiz gibi, cin’in sürekli şeşeden çıkmaya başlaması demektir ki, cin’in özgüvenini kazanması ve özgürlüğünü kazanmaya başlaması ülkeyi bambaşka ufuklara taşıyacaktır.

 

Geldiğimiz nokta da şunu söyleyebilmek mümkün: 15 Temmuz sonrası Türkiye’de hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Cin bir kere şişeden çıkmıştır ve cini yeniden şişeye hapsedebilmek mümkün olmayacaktır.

 

Esen kalın...


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.