Bugün: 21.07.2018

ARICAN: YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE..!

ARICAN: YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE..!
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, FETÖ'cü 15 Temmuz askeri darbe ve işgal girişiminin bastırılmasının 2.yıldönümünü değerlendirdi.11.07.2018 13:49
2016 Yılı 15 Temmuz’unda gerçekleştirilen FETÖ’cü darbe ve işgal girişinin ikinci yıldönümünü anarak, kutluyoruz.

“Anma” ve “kutlama” sözcükleri kimi okurlarımız için çelişkili görülebilir. Ancak,  15 Temmuz’da gerçekleştirilen FETÖ’cü darbe ve işgal girişiminin  bastırılmasında yaşanan boğazlaşma ve 250 canımızın şehit verilmesi yanında yüzlerce yurttaşımızın  yaralanması ile kalkışmanın bastırılmış olması bu tarihsel ve toplumsal olayın gerçek anlamda anılmasını zorunlu kılıyor. “Kutlama” ise, şaka alan değil, Cumhuriyet tarihimiz ve toplumsal yaşamımızda ilk kez TSK’nezdinde yaşanmış bir kalkışma siyasi irade ve milletin müdahalesiyle sonuçsuz kılınarak, bastırıldı.Bu anlamlı günü kutlamayacağız da hangi günü kutlayacağız..?

BANDIRMA VE 15 TEMMUZ

Ben, FETÖ’cü 15 Temmuz  askeri darbe ve işgal girişini  iş yerim de ya rda evim de ve ya yazlığımda oturarak gelişmeleri ve yaşananları TV’den  izleyerek yaşamadım.

Ben, FETÖ’cü 15 Temmuz askeri darbe ve işgal kalkışmasında yaşananları evim de kapıları sıkı sıkıya kapatıp, dışarda olup bitenleri perde arkasına sinerek izleyip,gözlemedim..

Ne mi yaptım?

Olayların akışını izleyip, gözleyip, yaşananların bir askeri darbe olduğunu öğrendiğim de evimdeki eşim ve çocuğum ile helalleşerek,sokağa çıkarak, alanlara indim...

Ülkemizde askeri faşist darbelerin sonuçlarını yaşayanlar, bu darbelerin mağduru kılınanlar bir daha aynı kederi ve acıyı, aynı yazgıyı yaşamamalı ve eğemenliklerine sahip çıkarak, darbecilere geçit vermemeli, karşı durmalı diye düşündüm.

Darbecilerle hesaplaşmaktan kaçınılmamalı...Evet, karşı çıkmanın diyeti ne olursa olsun, “HAYIR” diyebilmeli, fiili durumu kabullenmemeli, demokrasinin darbecilere karşı çıkmak olduğunu bilmek ve göstermek durumundaydılar.

DARBECİLERİN PSİKOLOJİSİ

27 Mayıs’ta da, 12 Mart’da da, 12 Eylül’de de, 28 Şubat’da da darbecilerin en büyük avantajı, “güç” karşısında toplumun sinmesi,suskunluğa gömülerek, darbecilere biat etmesidir. İktidarları için önlerinde hemen hiç bir engel görmeyen, toplumsal tepki yaşamayan darbeciler her gerçekleştirdikleri askeri darbe de en küçük bir zorlanma ile karşılaşmadan,saltanatlarını pekiştirdiler.

Ülkenin ve toplumun en duyarlı, en bilinçli ve deneyimli , en aydınlık ve dirençli insanlarını   sinmenin ve suskunluğun egemen  kılındığı koşullarda köylerinde kentlerinde, evlerinde işyerlerinde, okullarında fabrikalarında adeta “keklik” gibi avlayarak,sorgusuz sualsiz işkencehanelere doldurarak, darbe hukuku ile darbe mahkemelerinde yargılayıp,on yıllarca zindenlarda çürütüp, onlarcasını idam edip, bir çoğunu vahşice katlettiler.

15 Temmuz’u diğer askeri darbe ve işgal girişimlerinden farklı  ve önemli kılan ne idi!?

ERDOĞAN’IN 15 TEMMUZ’DAKİ 
ROLÜ YADSINAMAZ

T.C. Devleti’nde darbeler tarafi ele alındığında 15 Temmuz’a kadar hiç bir askeri darbe kalkışmasına ve darbecilere karşı   ülkenin devlet başkanı ve başbakanının, iktidar partisinin “HAYIR” dedğini ve milleti direnmeye davet ederek, alanlara çağırdığını görmedik, yaşamadık...

TC Devletinin tarihinde ilk kez devletin ordusu, kolluk güçleri, istihbarat kuruluşu FETÖ’cü ordu-polislerine,sivil ajanlarına,işbirlikçilerine karşı siyasi irade ile birleşip,bütünleşerek, kıran kırana bir boğazlaşma içerisine girdi.

Ne teslim oldu ne de biat etti..!

Halkı şu veya bu nedenle veya ideolojik kaygılarla aşağılama yarışına girenler  bir milletin kadını erkeğiyle genci ve yaşlısıyla tankın, bombanın, makinalı tüfeklerin, jetlerin ve helikopterlerin üzerine ölümüne yürüyerek “millet”  ve “halk” olabilmesinin, destansı mücadelesinin, boğuzlaşmasının  tanığı oldu..!

Bir ulusun “destan” yazması ve destanlaşması, destansı mücadeleler vermesi lafla olmaz..!

Öznesi “millet” olan “halk” olan her direniş ve mücadele destansı bir mücadeledir.!

15 Temmuz’da  yüz binlerin sıcacık evlerinden, camilerden, iş yerlerinden,kahvehanelerden  akarak, darbecilerin tankı topu önüne dikilmesi, adeta mermilere kafa atması kuşkusuz sosyal bilimciler, siyaset bilimcileri, sosyal psikologlar için başlı başına bir araştırma ve inceleme, analiz  ve sentez konusudur.

Şunu biliyoruz, insanlık tarihinde ve toplumların tarihinde bir askeri darbe ve işgal girişimine karşı  ilk kez böylesi bir dikiliş, duruş, direniş ve mücadele yaşandı.

Ben dünyamızda bir benzerinin yaşandığını bilmiyorum, okumadım. Bilen varsa da buyursun, şu ülke de ve toplum da yaşandı desin. 

Yok yok,yok..!

DARBECİLERİN PSİKOLOJİSİ
 ALT ÜST OLDU

15 Temmuz direnişi ve mücadelesi bir çok çıkartılması gerekli zengin dersler içeriyor. Siz bakmayın, 15 Temmuz’da yaşananlara “senaryo”, “tiyatro” , “böylesi darbe mi olur”yakıştırmalarında bulunanlara ya da darbecilere göz yaşı döküp, “ama askercikleri dövüyor,linç ediyorlar”, “ ama bu kadar da yapılmaz ki” diyerek utangaç bir edayla darbecileri ve darbeyi kutsamaya çalışanlara..

15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasında yaşananlarla ilgili internette yayınlanmış videoları izliyorum..Aradan iki koca yıl geçmiş olmasına karşın yaşanan vahşet ve katliamlar, kıyamlar insanıın kanını donduracak cinsten.Kolu bacağı kurşunlarla kopmuş, başı gövdesinden ayrılmış bedenler...

Yüz binleri harekete geçiren sela sesleri ve “Allahu ekber”nidaları..Bir millet dini ve imanıyla egemenliğine sahip çıkarken,derbecileri yerin yedi kat dibine gömen bu   gök gürültüsünden, “aha bak şeriat geliyor”, “cumhuriyet elden gitti”, “bunlar Tayyip’in askerleri” diyerek,”Mustafa Kemal’in askerleri” sloganıyla aptalca iç geçiren şaşkınlar...

Bilmiyorlar, bilenlerinin de işine gelmiyor..

Oysa ki, Mustafa Kemal’in askerleri yani bu millet; Çanakkale’de de düşmanın üzerine de , işgal yıllarında Yunan’ın üzerine  de “Allahu ekber” nidalarıyla  hücum etmiş, mücadele vermiş ve muzaffer olmuş  bir millettir..

Tarihimizi,bu toprakların dilini, gelenek ve göreneklerini  ve kültürümüzü bilmiyorlar ki...!

15 TEMMUZ VE KUVA-YI MİLLİYE

FETÖ’cü 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışması, Cumhuriyet tarihi boyunca  dillendirilmiş ve uğruna nice bedeller ödenmiş ulusal bağımsızlık ve egemenlik düşüncesinin bir kez daha vücut bulup, şaha kalktığı Kuva-yı Milleyi’nin de ta kendisidir..!

Bu millet, bir kez haha kapitalist-emperyalizmin ne demek olduğunu, ne anlam ifade ettiğini, FEÖ’nün   sadece tepe tepe kullanılmış bir ABD/CIA ve NATO ajanı, lejyonu olduğunu gördü ve yaşadı..

15 Temmuz, onlarca yıldır, yüzlerce kitapla  ve makaleyle anlatılmaya çalışılan, onlarca canın yitip gittiği ve bedel ödediği bir konuyu, bir vakayı bir keç kanlı günde milletin beynine nakşeden, ibretlik ve acı bir ders oldu...

Kurşunlarla delik deşik edilerek,  öğrendik..!

Bombalarla param parça edilerek öğrendik..!

Yanı başımızda, mücadele kardeşimizi, yoldaşımı ,bacımızı, babamızı yitirerek, öğrendik..!

Yaşadık, öğrendik ve bitti mi!?

Ne uyuyacağız, ne de unutturacağız...

ASLA,HAYIR..!

Su uyur düşman uyumaz..!

HESAPLAŞACAĞIZ..!

Ülkemiz, ulusal bağımsızlığını ve gerçek anlamda egemenliğini kazanana dek başta ABD, NATO, AB ve siyonistlerle bedeli ne olursa olsun hesaplaşacağız..!

Bu onurlu mücadelenin başarıyla sonuçlana bilmesinin yegane teminatı, ulusal birliğimiz ve  beraberliğimizi korumaktan geçtiğinin bilincindeyiz.

Asla bölünüp,kendi içimizde parçalanmayacağız.Ülkemizi bölüp, parçalama sevdasına düşenlerinde sevdalarını kursaklarında bırakmak bi milletin her ferdinin boyun borcudur.

15 Temmuz şehitlerine ve tüm şehitlerimize Allah’dan rahmet, tüm gazilerimize şifa diliyorum.

Esen kalın...
15 Temmuz darbesi ile ilgili görsel sonucu


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.