Bugün: 23.11.2017

ARICAN: KİM, NEYİN PEŞİNDE..?

ARICAN: KİM, NEYİN PEŞİNDE..?
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, büyükşehir belediyesi nezdinde yaşananları EKSPRES gazetesinde değerlendirdi.07.11.2017 11:58

Geçtiğimiz hafta içinde Balıkesir’de meslektaşlarımızla ve iktidar partisinin bir çok büyükşehir belediyesi meclis üyesi ile bir araya gelerek, son günlerin değil, son yıllara ve aylara damga vurmuş gelişmeler üzerine uzun uzadıya karşılıklı görüşme, sorgulama ve tartışma, değerlendirme olanağı bulduk.


Büyükşehir belediye başkanı Uğur’un makamından ve partiden istifası sonrası özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla elde edilmiş “zafer” havasında, atıp tutanlar, onu bunu tehdit edenleri günlerdir ilgiyle izliyoruz.


Öncelikle bir konunun iyi anlaşılması  gerekiyor. Büyükşehir belediye başkanı ve diğer büyükşehir belediye başkanlarının görevlerinden istifa etmiş olmaları siyasal iktidar ya da Ak Parti için gerçekten siyasi bir “zafer” mi ya da  siyaseten böyle değerlendirilebilir mi?


Bunu ana muhalefet partisi CHP ya da irili ufaklı muhalefet partileri, sözcüleri bile söylemezken, gelişmeleri ve sonuçlarını böyle yorumlamazken AK Parti içerisinde kimilerinin yaşananlardan, gelişmelerden ve sonuçtan böylesi bir sonuca ulaşarak, “zafer” naraları atmalarını anlayabilmek, yorumlayabilmek gerçekten de mümkün değil.


AKIL TATİLE ÇIKMAMALI.!


Bu durum, bir takımın kendi kalesine bilinçli ve planlı gol atmış olması gibi bir şey ve böylesi bir durum karşısında sevinç gösterileri yaptığınızı, zafer çığlıkları attığını düşünün...!(Ki, ne Erdoğan ne de parti üst yönetimi 3,5 yıldır büyükşehir başkanı olarak hizmet vermiş ve görevlerinden istifa etmiş hiçbir belediye başkanının istifası sonrası böylesi bir anlamsız siyasi refleks göstermiyor.3,5 yıllık idari ve siyasi hizmete sahip çıkarak, minnet ve şükran duygularını dile getiriyor. Doğru olan da budur.!)


Adama, kafayı yemiş bunlar diye bakar ve yorumlarlar..


Böylesi bir durumun siyaseten mantıklı bir izahı yoktur ve ortada doğrudan ruh hekimlerini ilgilendiren bir durumdan söz edilir. Zaten ortada böylesi abuk bir durum olduğu içindir ki, Uğur’un büyükşehir başkanlığından ve partisinden istifasıyla göbek atıp, sevinç gösterileri yapanlar, zafer çığlıkları atanların hemen hepsinin Uğur’un istifasını açıkladığı konuşmasında kitlendikleri konunun “ağlama” olduğunu gözlemliyorsunuz.


Bu zat-ı muhteremlere göre, Uğur’un söz konusu basın toplantısının son bölümlerinde yaşadığı ağlama durumu ya da göz yaşlarını tutmakta ,konuşmakta zorlanması tam anlamıyla oturduğu makam ve bulunduğu mevkinin “tatlılığı” ile ilişkili bir durum.!


Dünyanız ne kadar küçük ise olay ve olguları  sağlıklı ve doğru anlamanız için size gerekli olan pencerenizin de geniş olması gerekiyor ama dünyanız gibi bakış açınız da dar ve küçük ise, görüp görebileceğiniz işte tam da budur.!


YAŞANANLARIN SİYASİ MANTIĞINI İYİ ANLAMAK GEREKİYOR


Bu bakış açısı ve dünyanızla, hem kendinizi hem  de etrafınızdaki insanları aldattığınızı sanır ama yanılırsınız. Tam da bu nokta da Uğur’u ve yaptığı konuşmayı anlamaya bilirsiniz ama AK Parti kurucu lideri ve cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisindeki gençleşme ve yenilenme çerçevesinde özetlediği “metal yorgunluğu” konusunda özetlediği düşünceler ve politikalardan da bi habersiniz demektir.


İşte asıl sorun ve sıkıntı da kanımca bu noktada başlıyor. Hadi Uğur’u anlamıyor ya da anlamak istemiyorsunuz, olabilir. Bu bir tercih sorunu olarak kabul edilsin. Ancak, aynı şekilde ne Erdoğan’ı ne de partinin üst yönetiminin bu konudaki dünyasını, düşüncelerini ve politikalarını da anlamıyor ya da anlamak da istemiyorsanız, Uğur’un istifası sonrası sergilediğiniz sevinç gösterilerinin, attığınız zafer çığlıklarının arkasında farklı nedenler ve niçinler var demektir.


Oysa ki,  Uğur’un başkanlıktan ve partiden istifa konuşmasını satır satır incelediğinizde son yıllarda ve  güncelliği anlamında son günlerde İstanbul, Ankara, Bursa büyükşehir belediye başkanlarının görevlerinden istifalarıyla ilgili beyanları da göz önünüze aldığınız da  konuşmanın parti açısından ağırlığına ve ciddiyetine malik olursunuz.


ORTALIK HALA TOZ DUMAN..


Bu yazımda Uğur’un başkanlık görevinden ve partisinden istifasıyla ilgili sözlerinin derinliğine ve inceliğine, ciddiyetine girmeyeceğim, yorumlamayacağım. Bir önceki yazımda da dile getirdiğim gibi, ortam bu sözlerin  değerlendirilmesine ne yazık ki müsait bir ortam değil. Çünkü, ortalık toz dumana bürünmüş halde ve kimilerinin partiden çok kendi adlarına attığı zafer çığlıklarından geçilmiyor.


Bir anlamda akılın , akılcı düşüncenin ,gerçekliğin, objektif düşüncenin tatile çıktığı günler yaşıyoruz. Bu karmaşa yüklü sürecin zaman içinde durulmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Sonuçta  fanatik bir tarafgirlik duygusuyla takım seçmiyor, desteklemiyor ve takımımızın bir maçını izlemiyoruz. Sürekli değişkenlik içeren bir ruh haliyle skora bağlı  sevgi ve destek yüklü tezahüratta bulunup, takım bir maç kaybettiğinde aynı ruh haliyle futbolcuları, teknik yönetimi ya da kulüp başkanını linç edip, istifalarını isteme lüksüne de sahip değiliz.


Tam tersi, sakin ve sağ duyulu , gerçekçi ve akılcı olmak yaşananların ya da yaşadığımız, tanık olduğumuz anların öncelikle büyükşehir için, büyükşehir belediyesi için,büyükşehir de vatandaşlar açısından  ne getirip ne götürdüğünü bilmek, öngörmek ve sorgulamak durumundayız.

Başka..?


O’CU BU’CU KAVGASI BÜYÜKŞEHİRİ TÜKETİYOR


Siyaset ya da AK Parti açısından olayın ne ifade ettiğini ya da edeceğini sonrasında düşünmek ve sorgulamak gerekiyor ki bu siyasetçileri, Ak Parti’yi, siyasal partileri ilgilendiren yönüdür.

Birini diğeriyle karıştırma ve harmanlama hakkına da sahip değilsiniz. Çünkü, taş yerinde ağırdır. Siyasi kaygılarınızı, yakın ya da uzat vadeli siyasi beklenti ve çıkarlarınızı öne aldığınız ve bu kaygı ve endişeleri baskın kıldığınız zaman kente ve insanlarına zarar verir ve bunun faturasını sonuç da siyaseten seçim günü geldiğinde sandıkta ödersiniz.


Burada sorun ve sıkıntı birilerinin ısrarla işlediği ve pazarlamaya çalıştığı gibi büyükşehir belediyesi içinde mesai tüketenlerin, sorumluluk almış olanların Edip’çi, Kafaoğlu’cu, Sema’cı, Aydınlıoğlu’cu olması falan değildir. Partiyi ve sürekli Erdoğan’ın vurguladığı anlamda “dava”yı kişiselleştirip, sorunu birilerinin kişisel açıdan teknesine binmek ,kişiler etrafında kümelenmek olarak aldığınız noktada bunun siyasal yaşamda ve siyasal literatürdeki karşılığı  “hizipleşme” ve “gruplaşma”dır.


“Dava”sı ne olursa olsun,bir siyasal hareketin ya da partinin en büyük derdi ve belası sahip olduğu “dava”yı belli kişilere tahvil  etmek, ortak akıldan hızla uzaklaşarak “kişi vesayeti” altına girmesi parti yaşamı içerisinde birbirini ötekileştirmesi, kırıp, tüketmesidir.


Uğur’un başkanlıktan ve partiden istifası sonrası birilerinin  daha teamül yoklaması bile gerçekleşmeden kendisini başkan olarak ilan ederek, ekipleşmesi ve ulufe dağıtır gibi makam ve mevki dağıtıyor olması, büyükşehirin adeta işportaya düşürülmüş olması, dedikodu kazananın altına sürekli odun atılıp fokur fokur kaynıyor olması gibi  onlarca olumsuzluk en başta büyükşehir belediyesine  ve dolayısıyla bu millete yapılan en büyük haksızlık olarak görülmeli.


Balıkesir’in ve büyükşehir belediyesinin, toplumun yaşananlar sonrası acil ve ciddi bir idari, siyasal ve sosyal rehabilitasyona ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Kişilerin önlenemez ve gem vurulamaz aç egolarını, ihtiraslarını, makam ve mevki hırslarının dizginlenememesi durumunda hem kente hem büyükşehir belediyesine hem de vatandaşlara büyük haksızlıklar yapılacağına ve 2019 yılı Mart’ın da gerçekleşmesi öngörülen yerel seçimlere kadar ki sürecin heba edilmiş olacağına inanıyorum.


Bizden uyarması… Esen kalın..


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.