Bugün: 22.09.2017

ARICAN: Erdoğan Neyi Gördü de Teşkilatlar Göremedi..?

ARICAN:  Erdoğan Neyi Gördü de Teşkilatlar Göremedi..?
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, AK Parti'nin ülkenin sahil yerleşkelerinde neden başarılı olamadığını EKSPRES gazetesinde yorumladı.10.06.2017 16:59

Büyükşehir genelinde yaklaşık 150 bin ‘tabela’ nüfusuyla Bandırma ‘memnuniyetsiz’ bir kent olarak anılıyor ve kuşkusuz, kente ve insanlarına büyük haksızlık yapılıyor. Bu tip değerlendirmeler ve yakıştırmaların  özellikle siyaseten  kolaycı bir anlayışın ve yaklaşımın, yakıştırmanın sonucu olduğunu düşünüyorum.


Daha da ötesi, Balıkesir büyükşehir de hiçbir ilçe ve yerleşim yeri, kırsal mahalle  ve insanları ‘memnuniyetsizlik’ ve ‘tatminsizlik’ içerisinde değildir. Sanırım, Bandırma ve diğer yerleşkelerle ilgili benzer değerlendirmeler ve yakıştırmalar içerisinde bulunanlar öncelikle sorgulamaya kendilerinden başlamalılar…


Çünkü, ortada adeta bir ‘dağ’ gibi çözümlenmeyi gerektiren tarihsel, sosyal, ekonomik, kültürel, psikolojik sorun ve sıkıntılar varken, zahmet edip düşünüp, sorgulama, aklı ve bilimi gözetmek yerine   kolayından toptan ret veya karşınızdakini  yok kabul etme, geçiştirmek ve mevcut durumu kabullenmek ve sürdürmek ‘birileri’ nin işine geliyor olsa gerek…!


Ya da  yöneticilik ve idarecilik payesi üstlenmiş kimileri kafalarındaki gerçeği mutlak gerçek olarak kabul edip, bunu karşılarındakine bir şekilde kabul ettirmek ya da kabul etmiyorlarsa da  ‘nasıl olsa kabul etmiyorlar’, ‘bunlara yaranılmaz’, ‘bunlara ne yapsak boşuna’ gibi bir duygu ve düşünce sapkınlıklarıyla  yol almaya çalışıyorlar ki, bunun sonunun olmadığı da aşikar.


GELENEKSEL SİYASET STATÜKOYU GÜÇLENDİRİYOR İSE..!


Dokunacaksınız ama neye dokunduğunuzu da iyi  bilip, anlayacak  ve karşınızdakileri  tanıyacaksınız..! Bunu bilemiyor ya da beceremiyorsanız, aradığınız diyalog zemini kaçınılmaz olarak monoloğa dönecek, bir anlamda kendiniz çalıp kendiniz söylemeye alışacaksınız, demektir…


AK Parti’nin büyükşehir gerçeğinde genel olarak sahil yerleşkelerinde  siyaseten  her yerel ve genel seçimde, referandumlarda, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde istediği siyasi sonucu alamamasının ve başarısız olmasının altında  yatan en önemli nedenlerin başında işte bu sahil yerleşkelerini  ve insanlarının duygu ve düşünce dünyalarını, kaygı ve endişelerini, beklentilerini, umutlarını anlayamamanın yattığına inanıyorum.


Bunun tek başına AK Partili yerel yönetimlerle doğrudan bir ilişkisinin olduğunu da sanmıyorum…


BATILILAŞMA, KÖLELEŞME OLARAK ANLAŞILMAMALI..!


Bunları özetle birkaç başlık altında şöyle sıralayabiliriz.

1.si,  Osmanlı’da Batılılaşma 18.y.y ve 19 y.y.ın temel sorunu ve neden olduğu siyasal ve sosyal olaylar ortada. Osmanlı da Batılılaşma eğiliminin Batı taklitçiliği ile birlikte gelişti ve taklitçiliğinde  zaman içerisinde siyasi açıdan mandacılık ve muhiplikle el ele yürüdüğü bilinir. Batıcılığın şehirleşmeyle  birlikte başta Osmanlı başkenti İstanbul olmak üzere Selanik, İzmir ve Bursa gibi yerleşkelerde  mülkiyet ilişkileriyle birlikte nasıl bir sınıfsal ve kültürel ayrışmaya ve kastlaşmaya neden olduğu konusunda  bugüne kadar sayısız eser yazıldı. 1.dünya savaşının sonu ve işgal yıllarına müteakip  ulusal kurtuluş mücadelesi veren ve mücadeleyi başarıyla sonuçlandırıp Genç Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran kadrolar da  başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Batıcı idi. Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak toplumumuzda ‘modernleşme’ ve ‘çağdaşlaşma’ sorunu ‘Batılılaşma’  olarak ele alındı ve böyle anlaşıldı. Devlet ve toplum yaşamı yaşamın her alanında  bu anlayışla organize edilip, kurumsallaştı, yapılaştı.


SAHİLLER AK PARTİ’YE NEDEN DİRENİYOR?


2.si,iktisat bilimini yani ekonomi-politik’i bilmeden, anlamadan Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk yıllarından  bugüne  yaşadığı inişli-çıkışlı macerayı ve  toplumun bu arada geçirdiği evrimi ve değişiklikleri  bilebilmek mümkün görünmüyor. Mustafa Kemal Türkiyesi, Batılılaşma adı altında aynen Uğur Mumcu’nun dikkat çektiği gibi, Batılaşmayı  ve Batılılaşan Türk insanını şöyle tanımladı: Türk, İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasalarına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemeleri usulüne göre yargılanan, Fransa idare hukukuna göre idare edilen ve islam hukukuna göre gömülen kişidir.‘


Evet, ekonomik anlamda yönünü Batı kapitalizmine çeviren ve adalet ve hukuk sistemi gibi, devlet ve toplum nezdinde tüm üst yapısal kurumlarını Batı’ya göre ve Batı değerleri ile sistemleştiren Türkiye’de  ‘yeni düzenin’ nimetlerinden yararlanan ve beslenip gelişen bürokratlar, siyasiler, hakimler, savcılar, avukatlar, bankacılar, akademisyenler, devlet eliyle ihya edilmiş hemen her kesim  yani toplumun küçük ve orta burjuva  kesimleri ülkenin özellikle büyük kentleri ve sahil şeritlerini mesken tuttu.


Bu insanlar 94 yıldır Cumhuriyet rejiminin resmi ideolojisiyle  okudu, eğitildi, büyüdü, makam mevkii sahibi oldu ve yaşamlarını bu değerler üzerinden imar etti. Bu insanlar hemen her şeylerini bu sistem sayesinde elde etti. Bir anlamda bu sınıflar ya da bu toplumsal kesimin varlığı ve geleceği Batılılaşma  sevdası ile Batılılaşma davasına ve dolayısıyla da  Cumhuriyetin ilk yıllarında geliştirilmiş ve biçimlendirilmiş statükoya sıkı sıkıya  bağlıdır…!


STATÜKOYU SAVUNMAK ÜLKEYE DE MİLLETE DE İHANETTİR..!


3.sü, işte 2001 yılında kurulmuş ve 2002 yılından bugüne genel ve yerel seçimlerde elde ettiği başarılarla ülkeyi yöneten AK Parti, bu statükoyu parçaladı ve ‘kıyamet’ de bu noktada koptu. Kuşkusuz özne anlamında olay parti olarak AK Parti ve kişi olarak Erdoğan ile ilişkili  gibi görünse de ülkenin bugün yaşadığı ekonomi-politik  dönüşümün, değişim arzusunun  kökleri ve nedenleri çok derinde ve çok yönlü…


Bir anlamda şunu söyleyebilmek mümkün. Türkiye kapitalizmi ve Türkiye burjuvazisi artık statükoya esir olmak, dar bir alana sıkıştırılmak, hapsedilmek istemiyor..! Bunun felsefi, ideolojik ve politik bir gerilime, çatışmaya ve mücadeleye neden olması ise kaçınılmaz. Zaten bu yaşanıyor ve yaşanan da bu..!


Dikkat edin: Statükoyu savununlar, AK Parti ve Erdoğan ile girdikleri kıyasıya mücadelede bugün Batıcılık adına, modernizm ve çağdaşlık adına   ‘Batı Dünyası’ nezdinde başta ABD olmak üzere, AB’nin, İsrail’in ve NATO’nun yanında saf tutuyorlar…


Statükoyu savununlar, AK Parti ve Erdoğan ile girdikleri kıyasıya mücadelede bugün ulusal bağımsızlığın ve ulusal egemenliğin geliştirilmesine ve güçlendirilmesine, yerli ve milli olanın gözetilmesine karşı darbeciliği, bölücülüğü, terörizmi, etnik ve mezhep ayrımcılığını  ve işbirlikçiliği kutsuyor ve sahipleniyorlar…


İşte, AK Parti’in Balıkesir büyükşehir penceresinden bakıldığında sahil yerleşkelerinde arzu ettiği desteği görememesinin ve seçmen nezdinde ciddi bir dirençle karşılaşmasının, başarısız olmasının temel nedeni il ve ilçeler nezdinde yaşanan bu gerçeğe uygun siyaset üretememesi, ideolojik ve siyasal açılımlar yapamaması, bu mücadeleyi düşünsel temelde taşıyarak organize edecek kendi entelektüel kadrolarını  yaratamamasıdır. Sahil yerleşkelerinde seçmen nezdinde ana sorun hizmet ve yatırım olmaktan öte ideolojik ve politik kaygı ve endişeler tarafından belirlenmekte ve bu engel teşkilatlar tarafından bir türlü aşılamamaktadır.


Esen kalın…


Etiketler: ENGİN ARICAN

Diğer GÜNDEM haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.