SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 21.09.2018

NASIL BİR BELEDİYE BAŞKANI İSTİYORUZ?

NASIL BİR BELEDİYE BAŞKANI İSTİYORUZ?
Gözlemlerim ve karşılıklı konuşmalarım Balıkesir halkının adil, vizyon sahibi, kent yönetimi ve belediyecilik hakkında bilgili ve bu konularda yeterli olan, çalışkan, cesur, eğitimli belediye başkanı istediklerini öne çıkarıyor.25.02.2018 14:40

ZAFER YALÇIN

Demokrasinin beşiği sayılan yerel yönetimlere aday olan belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, halkın içinde olmaları nedeniyle, halk yerel seçimlere, milletvekili seçimlerinden daha büyük ilgi gösterir.

Ancak geleneksellikten sıyrılmış ama modernleşememiş, kırsaldan kopmuş fakat kentlileşememiş bir ülke olarak, yaşadığımız kentlerde birikmiş yığınla sorunumuz var. Bu sorunlar ancak bilinç, liyakat, ve ehliyetle çözülebilir.

Ne var ki mevcut sistemde, siyasi partilerdeki aday seçimi günümüzde demokratik yöntemlerden ziyade merkezden ve genellikle parti liderinin kararı ile gerçekleşmektedir.

Kentlerde Birikmiş Yığınla Sorun Var

Bir yandan caddelerinde lüks arabaların dolaştığı, mağazalarında pahalı eşyaların satıldığı kent merkezleri yer alırken öbür yandan akşam evine ekmek götürmekte zorluk çeken yüzbinlerin doldurduğu varoşlar söz konusu bu ülkede.

Dolayısıyla çeşitli sebeplerle ve büyük umutlarla kendini kentlere atanların umduklarını bulamamanın sonucunda, umutları kentlerin beton bariyerlerine çarparak tuzla buz olurken, çoğu köylü olmaktan çıkmış kentli de olamamış, arada kalmıştır.

Bugün kentlerimizin varoşlarında yaşanan en büyük insanlık trajedisi, birçok kent olanaklarına uzansalar dokunacak kadar yakın, ama olanaksızlıkları nedeniyle asla elde edemeyecekleri kadar uzak olmanın yaratığı gerilim ve dramatik kopuş ve yabancılaşmadır. 

Hal böyleyken, merkezi idarenin yetersiz kaynak aktarımı ve yerel yönetimlerin gerektiğii gibi organize olamamaları, kent yönetimlerini bu sorunlar karşısında çözüm üretmek yerine, çoğu yerde acze düşürmüştür.

Buna rağmen her seçim döneminde konuyla ilgisi olsun olmasın belediye başkanı veya meclis üyesi olmak için büyük bir yarış, büyük çaba var. Neden?

Bu olağanüstü aday olma çabası, bunca enerji, zaman ve kaynak kullanımı gerçekten bu birikmiş sorunlara fedakârlıkla çözüm bulma arayışından mı kaynaklanıyor? Keşke bu soruya rahatlıkla “evet” diyebilseydik. 

Diyemiyoruz çünkü son yıllarda siyasetin giderek daha da kirlenmesi, parayla yapılan bir iş haline gelmesi, bu işe koyulanların çoğunu, kentleri ihya edilmesi gereken yerler gibi değil, daha çok paylaşılması gereken ganimet gibi görmelerine yol açıyor.

O yüzden buralara seçilebilmek için milyonlar harcanıyor. Bu da hem siyaseti kirletiyor hem siyaseti parayla yapılan bir iş haline getirerek katılımcılık ilkesini zedeliyor ve siyaset yapacak birikimli, yetişmiş ama zengin olamayan kesimleri oyunun dışına itiyor.

Böyle olunca (istisnalar hariç), birçok seçilen bir süre sonra gelinen yere hizmet etmekten ziyade kentlerde ortaya çıkan rantları kendi (veya çevresi veya partisinin) çıkarı doğrultusunda yönetmek ve bunlardan yararlanmak istiyor. Elbette istisnalar var ama maalesef istisnalar kaideyi bozmuyor.

Bu yüzden en başta seçim ve siyasi partiler yasasını değiştirmek ve yeni bir zihniyetle yeni bir sistemle gerçek bir demokrasi kültürü inşa etmek zorundayız.

Tabi bu tablo halka da sirayet etmiş durumda. Halk da bu cenderede kendi çıkarını ön planda tutuyor, ister istemez kirleniyor. Su kirlenince ondan alınan numune de kirli olmak durumunda. 

Bu konu bir eğitim ve denetim meselesi. Belediye başkanı ya da meclis üyesi olmak isteyenler öncelikle kendi kendilerini gözden geçirmeli, sonra halk bunları yakın merceğe almalılar.

“Kentimi yönetmeye talip bu şahsın hedefi ne, bu hedefleri gerçekleştirmek için hangi projelere sahip ve daha önemlisi bu projeleri hangi kadroyla hayata geçirecek?” Bunları sorgulamalı.

Maalesef günümüzde bundan ziyade “bana yakın mı, değil mi?” ona bakılıyor. Nitekim halk “bal tutan parmağını yalar” diyor, hatta daha ileri giderek “yiyor ama iş yapıyor” gibi gayrı ahlaki gerekçeler bile ileri sürebiliyor. Bu da sistemde benim hırsızım iyi seninki kötü mantalitesini öne çıkarıyor, çürümüşlüğün boyutlarını gösteriyor.

Peki Nasıl Bir Başkan?

Dolayısıyla burada sistemle birlikte başkan adayı, projesi, kadrosu önem kazanıyor. Halk seçerken dikkat etmeli, seçtikten sonra mutlaka örgütlenerek denetlemelidir. Bu bizim hem kendimize hem de geleceğe olan saygımızın ve görevimizin gereğidir.

Gözlemlerim ve karşılıklı konuşmalarım Balıkesir halkının adil, vizyon sahibi, kent yönetimi ve belediyecilik hakkında bilgili ve bu konularda yeterli olan, çalışkan, cesur, eğitimli belediye başkanı istediklerini öne çıkarıyor.

Ayrıca halka yakın, toplumun içinde olan, mahalle yöneticileriyle, sivil toplum örgütleriyle sürekli diyalogda olan, yerel dinamiklere önem veren, uzmana danışan, bir proje uyguladığında halka soran, bu çerçevede proje demokrasisi uygulayan bir yönetim anlayışı tercih ediliyor.

Ayrıca yukarıdaki taleplere aşağıdaki tespitleri de eklemek gerek. Gerekirse yurt içinde ya da yurt dışından danışman getirecek, yeni bir belde yaratacak, koltuğa oturduktan sonra ayrım yapmadan herkese eşit ve adil hizmet edecek bir belediye başkanı tercih edilir.

Halkı dinleyecek, meslek örgütlerini dinleyecek, kentte düzenlenen etkinliklere ayrım yapmadan katılacak bir belediye başkanı olmalı.

Kaliteli kültürel, sanatsal etkinlikler yapacak, yeşile, park bahçelere, dinlenme alanlarına önem verecek, girişimci ve yatırımcılar için ilk adımı atacak, kentte gelecek yatırımcılara alt yapı projeleri ile destek verecek, belediye başkanı olarak her türlü hizmetin, dayanışmanın, etkinliğin içinde olacak, iline, ilçesine, köylere, mahallelere sahip çıkacak, bir başkan bir başkan isteniyor.

Sorun çözen, kendisiyle barışık, mülki idare, üniversite ve diğer kurumlarla ilişkili, en az haftada bir gün ilin yatırımlarını, kaynaklarını değerlendirmek üzere toplantı yapan bir başkan.

Bu nedenle disiplinli, çalışan, bilgili daire başkanları, şube müdürleri, teknik elemanları, çevrecileri, mimarları, şehir plancıları bulan ve istihdam eden,

Köhnemiş belediye anlayışından çıkarak devrim yapacak, gençlerle iç içe olacak ve gençleri işin içine katacak, topluma huzur, kardeşlik ve barış getirecek, gençlik merkezi kuracak, kadına önem veren, engellilerin ve yaşlıların sorunlarını çözen, bir başkan.

Şehrin yararına çalışacak, dürüst, şaibesiz, belediyenin ve halkın sırtından geçinmeyen,

Kısa yoldan zenginleşmeyi amaçlamayan, ruhsat ve iş satmayan, belediyede iş takipçiliği yapmayan, çıkar uğruna imar planını bozmayan, gözü gönlü tok, ileri görüşlü ve kariyer sahibi, geçmişi temiz ve güvenilir, toplumda heyecan yaratan, sevilen meclis üyelerinin seçildiği, disiplinli, çalışkan, dürüst personelin görev aldığı, vatandaşa saygıyla canla başla kaliteli hizmet veren bir başkan ve bir belediye istiyorum diyor vatandaş.

 

Güçlü Bir Ekip Modern Bir Kent (Balıkesir) Yaratır

Eğer bu tarzda bir ekip iş başına gelirse, onlardan beklentiler de gene kentin bütünü ve kamu yararını esas alan bir profil çiziyor.

İyi belediye başkanı iyi ekip kuran başkandır.

Ancak bu niteliklere sahip başkan ve ekibin çevreci, modern, çağdaş bir kent yaratabilir; tarafsız ve nitelikli insan kaynağına sahip, kurumsal yapısını tamamlamış, şeffaf bir belediye ortaya çıkarabilir.

 
Böyle bir belediye yönetiminin, ulaşım sorununu çözmüş, temiz, yeşil alanları bol, meydanları ve bulvarları olan, kültür sanat etkinlikleri gerçekleştiren, toplu taşıma sorununu çözmüş, güvenli, metrosu, deniz ulaşımı, hafif raylı sistemi olan, şehir aydınlatmasını tamamlamış kentler yaratacağına inanılıyor. Nitelikli yönetim işbaşına gelirse sonuçta o kentte üretimi gelişir, sanayi, tarım, turizm potansiyeli artar, marka değeri oluşur, barış ve huzur ortamı gelir, kent bölgesinde lider konuma gelir. Böyle bir kentin insanı da mutlu ve müreffeh olur. 

 

Çağdaşlığın Ölçüsü Modern Kenttir

Peki bir kentin böyle olup olmadığını nasıl anlarız?

Bir kentte gittiğinizde bakın; eğer yolları eğri büğrü ise, binalar çürük dişler gibi dizilmişse, kent mobilyaları düzgün değil, kişi başına düşen yeşil alan azsa, çarpık kentleşme alıp başını gitmişse, kentin merkezi ile çevresi arasında dağlar kadar fark varsa orayı yönetenler toplumun yararı için çalışmaktan ziyade kendine yontmuş demektir. Böyle bir kent, gelişmemiş, iyi yönetilmemiş, kendine nitelikli yöneticiler seçmemiş bir kenttir.

Kaynakları iyi ve doğru kullanmayanların elinde kalmış, anayasası olan imar planı kişisel amaçlarla delinmiş, ihya olamamış, sadece bugünü değil geleceği de çalınmıştır. Böyle bir ortamda yaşayan insanlar da mutlu olamazlar, onlar da dirsekleriyle kendilerine yol açan stresli, mutsuz insanlar topluluğuna dönüşürler. 

Çağdaş gelişmiş kent ise bunun tam tersi bir konumdadır. Yolları düzgün, binaları estetik, sokakları temiz, kent mobilyası ve yeşil alanı boldur; her şeyden önce her yaşam alanı belli bir ruha sahiptir, içinde yaşayanlar da bu nedenle mutludur. Bu durum aynı zamanda modern ve gelişmiş olmanın göstergesidir.

Özet olarak; Balıkesir’i Çağdaş ve Modern bir kent haline getirecek bir belediye başkanına ve bir o kadar da önemli olan son derece nitelikli bir ekibe ihtiyacımız var. 


Etiketler: zafer yalçın

Diğer BALIKESİR haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.