YORUMLAR
|
|
||||||||
![]() |
![]() Seri İlan
![]() Program Arşivi
![]() Video Galeri
Gösterim: 190
![]() Gösterim: 197
![]() ![]() Foto Galeri
![]() Bandırma Hava Durumu
![]() |
|||||||
![]() |
||||||||
|
Fasulye diyarından çöp diyarına...
GAZETECİ-YAZAR AYNUR ARICAN'IN KALEMİNDEN MANYAS'IN SALUR BELDESİ...
Önce; bereketini karşılıksız sunan toprağın farkında olmalı insan.. içinde tabiat ananın o kutsal aşkını taşımalı insan...
ve gün gelecek insan bedenlerimizi dahi bağrında taşıyacak o kutsal toprağın farkında olmalı insan... Saygıya durmalı..! Sevmeli toprağını.. Suyuna şükretmeli ; küfür edercesine her sokak arasında çöp yığınlarıyla şereflendirmemeli toprağını... Salur denince ilk akla gelen SALUR FASULYESİ’dir. Salur yöresinde yetişen fasulyenin kalitesi de tadı da isim yapmıştır bölgede. Toprağı, suyu, havasıyla bereket sunan iklimi gözardı edilemeyecek kadar önemlidir Salur’un... Salur’un, adını Oğuzların Salur Boyundan aldığı günümüze ulaşan efsane ve destanlarda rivayet edilmekle birlikte, önceleri bir çiftlik olan Salur zamanla el değiştirerek köy halini almış. Bugün Kasaba statüsünde olan bu şirin fasulye diyarının bölgedeki konumu ve yeri, toprağının bereketi ne yazıkki kasabanın girişinde kocaman bir tabelada yazan “FASULYE DİYARINA HOŞGELDİNİZ”karşılama reklamına sığdırılmakla kalmış... Bir “FASULYE ŞENLİĞİ”yle Salur’un sosyal yaşamında çok şey değişebilir.. Değişebilir de Salur kasabası buna hazır mı? FASULYE DİYARINDAN ÇÖP DİYARINA... 2010 Kasım ayında yapımına başlanan Salur Atık Su Arıtma Tesisi veya benzeri hizmetler zaten belediyelerin öncülüğünde hayata geçirilmesi gereken hizmetlerdir. Ağaçlandırma , yol yapımı vs. bunlar son derece sıradan ve yapılması gerekendir. Atık su değerlendirilirken, evsel atıklar, sokak aralarına dağılmış çöpler bir iki gün dahi olsa bekletildiğinde, yapılan yolun da dikilen ağacın da hiç bir anlamı kalmaz. Fasulye Diyarı Salur Kasabasında sokakları dolaşıyoruz... Varillerin dışına taşmış çöpler dikkatimizi çekiyor. Ekseriyetle çöp konteynırları da var ancak onların da durumu aynı: etrafları yığılı çöp.. Köpekler ve sinekler bayram ediyor... Ya kasabada yaşıyan çocuklar...? çöp yığınlarının bir kaç günlük olduğu o kadar bariz ki... Kasaba kahvesinde oturan bir kaç kişiyle görüşüyoruz ; kimi konuşmak istemiyor.. Kimi çöplerin haftada bir toplandığını söylüyor.. Kimi ise “ çekmeyin kardeşim! iki günde bir toplanıyor onlar!..” diyerek makinenin objektifine elini uzatıyor... Ertesi gün bir kez daha ziyaret ediyoruz Salur’u; aynı çöpler aynı yerinde... Köpekler ve sinekler hazine bulmuşçasına mutlu... HALI SAHANIN KADERİNE TERKEDİLMİŞLİĞİ... Büyük bir halı saha da yapılmış zamanında Salur’a... çevre demirleriyle fens telleri sapasağlam yerinde fakat halı zaha zemini taş, toprak, çukur ve atıl bir şekilde kaderine terkedilmiş. Birileri sosyal, faydalı ve çağdaş bir hizmetin öncülüğünü etmiş belli ki ancak birileri de yarım kalan bu hizmete sırtını dönmüş.. Halı sahanın ortasında üzeri brandayla örtülü bir çuval yığını görüyoruz bir kaç kare fotoğraf alırken.. Yan tarafta bir kamyonun kenarında duran işçilere rastgele soruyoruz , “bu çuvallarda ne var bileniniz var mı” diye.. “kayısı çekirdeği” diyorlar. meğer okul bahçesi kayısı çekirdeği kurutmada kullanılırken, halı sahanın içinde de kayısı çekirdeği kurutuluyormuş...Halı sahanın amacı bu mudur?.. Bu kasabaya inşa edilen bu güzelim halı sahanın akibeti bu mu olmalı? Nasıl bir sahipsizlik bu? Hiç bir şey yapamıyorsanız. bölgedeki fabrikalardan birine gidip destek istemek bu kadar mı zor? Bölgedeki fabrikalar son derece duyarlı bu konuda... Önce; bereketini karşılıksız sunan toprağın farkında olmalı insan.. içinde tabiat ananın o kutsal aşkını taşımalı insan... ve gün gelecek insan bedenlerimizi dahi bağrında taşıyacak o kutsal toprağın farkında olmalı insan... Saygıya durmalı..! Sevmeli toprağını.. Suyuna şükretmeli ; küfür edercesine her sokak arasında çöp yığınlarıyla şereflendirmemeli toprağını... Ve güneş usul usul kızıla yüz tutmaya başlıyor... Salur’un üzerine günün sükuneti çöküyor adeta... Yerlerinden sökülen dekoratif sokak lambalarının yol kenarlarındaki çukur ve kırık izleri dikkatimizi çekiyor. Bir kaç kişiye soruyoruz; “belediye söktü onları ama nedendir bilmiyoruz” diyor çoğu... Ali yazar, Veli bozar hesabı... Yapılan hizmet neden yıkılır bozulur da yerine yenisi konmaz?.. Ne amaçla lambalar sökülmüş olursa olsun, cadde boyunca neden köstebek yuvası gibi kırık, dökük bırakılır yerleri ?.. Ya da neden yeni düzenlemeyle daha iyisi konmaz yerine? Anladığım bir tek şey var; gönülden hizmet etmek için yaşadığın nefes aldığın yeri yürekten sevmek gerek! Evet... Salur Kasabasının girişinde kocaman bir tabela karşılar sizi; FASULYE DİYARINA HOŞGELDİNİZ diyerek... Salur’a her gidişimde hep aynı hayali düşlerim; “ULUSLARARASI SALUR I. FASULYE ŞENLİĞİ”... O geniş caddesinin iki yanı boydan boya ahşap dekoratif küçük bungalovlarla donatılmış, fasulyelerin sergilendiği, gelenlerin halk oyunlarıyla karşılandığı, sepet sepet yumurtadan, tarhanaya, erişteye kadar doyumsuz ve bize özgü ne varsa tanıtıldığı müthiş bir şenliğin kaynaşan insanlarını görürüm hayalimde... Neden olmasın..? ...Bağlı olduğu ağacı omuzladı ve yürüdü Salur’un ardı sıra düşman üzerine, Salur Kağan döndü baktı ki Karacuk ,ağacı omuzlamış dalıyla budağıyla toprağıyla gelmekte,sevindi vatanı milleti ardında gürlemiş geliyordu,durdu ve çabanın bağlarını çözdü, çünkü onun gönül bağlarını koparamazdı.Salur ve Karacuk biri atlı biri yaya düşmana ulaşmakta iken,düşman ne yapıyordu Salur Kağanını yurdunu talan boyunu esir eden düşman,bu kolay zaferden sarhoş,eğlenceyi kutlamayı düşünmekteydi.Düşman hakanı büyük bir ziyafet hazırladı.Bu ziyafette Oğuz Türklerinin hakanı Salur’un karısı Burla Hatun’a şarap dağıttırmak istiyordu.Fakat esir edilen Türk kadınları birbirinden güzel ve giyinikliydi,Salur2un karısı hangisidir,kimse tanıymıyordu. Burla Hatun düşmanın niyetini hissetmişti.Kızların yani Türklerde zengin yahut yönetici kadınların etrafında bulunması adet olan kırk kızı ,karşısına aldı tembihledi.Sorduklarında hepiniz Burla Hatun benim diye bağıracaksınız.Düşman kağanı tüm esirleri topladı,sordu.Burla Hatun hanginiz? Tüm esir kadınlar gürledi benim. -Kırktanenizde mi? -Hepimiz. -Demek hepiniz? -Evet kırkımız da tümümüz de.Düşman kağanı emeline nail olamadı.Burla Hatun’u bulup şarap dağıttıramadı.Düşman kağanı düşündü,düşündü buldu.Salur’un oğlu esirdi,bunu öldürüp etini pişirip kadınlara durumu belirterek yedirmeliydi.Yemeyen Burla Hatundu, öyle ya hiçbir anne kendi yavrusunu yemezdi. Sevindi . Bu fikrini uygulamak için adamlarına emir verdi. Uruz’u tutup boğazlayın kebap yapıp esir kadınlara yedirin, yemeyen Burla Hatundur. Onu alıp gelin dedi. Adamları baş üstüne deyip gittiler ve Uruz’u getirmeye gittiler. Burla Hatun bu icraatı duyunca ah dedi, ancak düşman hükümdarının emeline hizmet edip, Türk hükümdarlarının namusunu ve şerefini ayaklar altına alıp Uruz’u kurtarmak yerine oğlunun ölümüne razı oldu. Bağrına taş basıp bekletti. Ertesi gün cellatlar Uruz’u şehir dışına çıkarıp katletmek istediklerinde uruz sessizce itaat ederek kaderine rıza gösterdi. Cellâtlar Uruz ile şehir dışına çıktıkları sıra bir ses uruz diye ortalığı çınlattı. Cellâtlardandı. Kaldılar tepelere bakan cellâtlar Salur Kağan ve Karacuk Çobanı gördüler. Karacuk Çoban sapanıyla cellâtlara atış yaptı biri ölünce diğerleri kaçtılar cinayeti ifa edemediler. Durumu düşman kağanına haber verdiler, Salur geliyor nidaları ortalığı kaplattı. Düşman kağanı ordularını toplayıp Salura karşı çıktı. Bu arada yetişen Salur ordusu ve beyleri ile bu ordu arasında çetin kavga oldu. Boru ve zil sesleri davul sesleri ortalığı kapladı. Amansız bir savaş oldu ancak güngörmüş kumundanlar tecrübeli askerlere sahip olan, Salur Kağan, zafer kazandı. Düşman perişan oldu. Başta Burla hatun ve tüm esirler kurtarılıp yeni esirler ve ganimet alındı. Bu zaferle yurda dönen Salur Kağan’ı dede korkut ve diğer ihtiyarlar karşılayıp dua edip el kaldırdılar. Zafer Salur Kağan’ın oldu. Bu efsaneyi siz okuyucularımıza nakletmekten amacımız, Salur kasabasına adını veren kaynağı detaylı izah etmektedir. SALUR İSMİ Salur’un, adını Oğuzların Salur Boyundan aldığı günümüze ulaşan efsane ve destanlarda rivayet edilmekle birlikte, önceleri bir çiftlik olan Salur zamanla el değiştirerek köy halini almış. Salur adını efsane ve destanlarla belirtilen, Oğuzların Salur boyundan almaktadır. Bu kesindir. Ancak Salur’un tarih içindeki yerine ve yerleşimine geçmeden Salur’un ismini geldiği kaynak buraya ilk yerleşen Türklerin Salgur Türklerine mensup birkaç hane oldu, yerleşim yerine Salgur adının verildiği, bunun zamanla harf düşümü nedeni ile Salur şekline dönüştüğü iddialarının bulunduğunda belirtmek gerek... Salur’un tarih içindeki durumuna baktığımızda iki safha halinde işlemek gerek Birinci safha bu gün eski Salur denilen bahçelik sahadaki yerleşim yerinin tarihçesi olup Selçuklular zamanına götürebilecek bir zamanlama gösterir. İkinci safha ise cumhuriyet dönemini zamanlayan yeni Salur ismiyle bu günkü yerini konu alacak tarihçeyi oluşturur. .. Eski Salur ilçeye 7 km. uzaklıkta Manyas Gölü’nün güneyini kaplayan ova üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 30 metre civarında olan, eski Salur, Manyas Gölü ile arasında çok az mesafe mevcuttur. Gerek eski gerek yeni Salur kuzeyden Manyas Gölü güneyden Börülceağaç ve Çavuşköy, doğudan Kızılköy, batıdan Hamamlı ve Kalebayır yerleşim yerleri ile çevrilidir. Salur ve çevresini incelediğimizde ilk çağ ve orta çağ dönemine ait hiçbir yerleşim olduğunu gösterir esere rastlayamamaktayız. Buna mukabil bugün Gölcami denilen mevkide ve güney batıdaki taşlık tepelerde, örenler mevkii denilen yerlerde mezarlıklara ve bazı kalıntılara rastlayabilmekteyiz. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Salur’a hiç yer verilmemesi aynı eserde Hamamlı ve Bölceagaç yerleşim yerlerinde bahsedilmesi Salur’un yeni bir yerleşim yeri olup eski bir tarihi olmadığı tezinin açıkça ifadesidir. Salur’un daha önce belirttiğimiz, isminin kaynağı il ilgili iddialar arasında, yer almayan yeni bir iddia vardır ki bu, kuruluş hakkın-“ da da bir açıklık getirecek mahiyettedir. Bu iddiaya göre Salur, Bölceağaçta yaşayan zengin bir ailenin bugün Duman kuyu diye bilinen mevkide kurulmuş bir çiftliktir. Yine bu iddia sahiplerine göre Salur ismi, bu çiftlik sahiplerinin, Bölceağaçtan buraya hayvanlarını sağmak için gelirken söyledikleri “Sağlur’a gidiyoruz “ kelimesinden gelmiştir. Bu Sağlur’a gidiyoruz kelimesindeki , sağlur kelimesinin kullanım sonucu Salur’a dönüşmesi bu günkü Salur adı ortaya çıkmıştır. Bu iddiaların tarihi hakikat yönüne bakyığımızda, gerçekten Salur yerleşim yeri ilk olarak çiftlik olarak kurulmuştur. Rivayete göre Salur, bugün Eski Salur denilen sahadaki Duman Kuyu çevresinde kurulmuş bir çiftlik olup zengin bir kadına aittir. Bu 300 yıl öncelerine tarihlenen çiftlik zengin dul bir kadına ait olduğundan çekip çevrilmeye muhtaçtır. Bu muhtaçlık neticesinde bu çiftliğe yeni işçi alımları olmuştur. İşte Salur’un yerleşim yeri haline gelmesi bu işçi alımları ile gerçekleşmiştir. Bu yeni işçi katılımının tarihi hakkında kesin bir zamanlama mevcut değildir.Bazı rivayetlere göre bu Selçuklular dönemine,bazı rivayetlere göre Osmanlıların yükselme devrine tarihlendirilir. Bu çiftliğe yeni nüfus katılımı olayını Selçuklular dönemine tarihleyenlere göre Salur Boyuna mansup küçük bir grup bu çiftliğe ırgat olarak vermişler ve çiftlik bunlarla genişleyerek köy hüviyetini almıştır.Bu boyun adına izafeten Salur adını alan köy hüviyetini almıştır.Bu boyun adına izâfeten Salur adını alan köy ,Osmanlılara geçmiş sürekli büyüyerek bugünlere ulaşmıştır. Çiftliğe yeni yerleşimi daha yakın tarihlere Osmanlıların yükselme devrine tarihleyen rivayetlere göre ise 300-400 sene evvel Kadir ağa isminde bir Türk bu çiftliğe kâhya olarak gelmiş ve zamanla çiftliği ele geçirmiştir. Kadir ağanın ölümünden sonra oğlu Osman ağa çiftliğe sahip olmuştur. Osman ağa ve oğullarının nüfus artışı ,çiftliğe yeni ırgatların yerleştirilmesi ile çiftlik köy hüviyetini almıştır. Köy hüviyetini alan çiftlik yeni yerleşim yeri ihtiyacı olan göçmenlerin katılımıyla büyümüştür. Köye Osmanlıların yenilgilerinin ardından ortaya çıkan göç olayları ile peyderpey Romanya’dan, Bulgaristan’dan, Yugoslavya’dan, Arnavutluk’tan ve Yunanistan’dan muhacırlar,Kafkasya’daki Rus mezaliminden kaçan Çerkezler,geçim sıkıntısı nedeni le gelen Lazlar yerleşmiştir. Önce yerleşen Kadir Ağa sülâlesi ve ırgatları ile bu yeni gelenlerin sürekli üremesi Salur’u köy hüviyetine sokmuştur.Bu köy daha önce izah etiğimiz nedenlerden biri ile ismini Salur olarak belirgenleştirerek tarihteki yerini almıştır. GAZETECİ-YAZAR AYNUR ARICAN´IN KALEMİNDEN MANYAS´IN SALUR BELDESİ... Haberin Kaynağı ". "
değerli hemşehrilerim geçen hafta sel ve hortum felaketinden dolayı çok üzüldüm herkeze geçmi,ş olsun allah birdaha yaşatmasın inşallah fazla can kaybı yoktur tekrar geçmiş olsun
26 Eylul 2011, Pazartesi 15:41 öncelikle değerli hemşehrilerim hepinize uzaklardan selam larımı gönderiyorum haberi okuyunca çok üzüldüm bizler manyas ve çevresinin dahada gelişmesini ve modernleşmesini beklerken şu görüntüye bakın çok üzüldüm demekki geriye gidiyoruz yetkilileri göreve davet ediyoruz güzel memleketimizin kıymetini bilin hepinize sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
13 Eylul 2011, Salı 09:16 ![]() |
Bölgesel Haberler
![]() Üye Girişi
![]() ![]() Röportaj
![]() Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.
Kaynak Yok |
|||||||